bir iz. yaşama bırakılan, yaşamda var olmaya devam eden bir iz. sen o izi benim kalbime bıraktın çocuk.
No title available

Kaledo Art
almost home
Monterey Bay Aquarium
Mike Driver
DEAR READER
Xuebing Du

izzy's playlists!
Keni
tumblr dot com
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Love Begins
RMH
d e v o n
art blog(derogatory)
wallacepolsom
cherry valley forever
Peter Solarz
Stranger Things
TVSTRANGERTHINGS
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from T1
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Singapore
seen from Germany
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from India

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United States
@mucizegerek
bir iz. yaşama bırakılan, yaşamda var olmaya devam eden bir iz. sen o izi benim kalbime bıraktın çocuk.
kollarının arasında olmayı özledim feza.
bugün günlerden 29 ağustos, pazartesi. yazdım, çok yazdım. üstlerini karaladım sonra. ve yırtıp attım kağıdı. bilmiyorsun feza. yüreğe serpilen sevgisizlik tohumunun senin içinde nasıl büyüyüp canını yaktığını bilmiyorsun. nasıl oracıkta can verdiğini bilmiyorsun. bilme.
bugün günlerden 28 ağustos, pazar. ne yapacağımı bilemedim. geldim parka, oturdum banka. seyrediyorum. aklıma çok üzülüp durağın oradaki parka gittiğimiz ve salıncağa oturduğumda gözlerime sıcacık bakmanın güzelliği geldi.
bugün günlerden 26 ağustos, cuma. ben seni çok özledim. defteri okudum, okudukça odam kokunla doldu. içime çektikçe kokunu, kalbim sızladı. bunun bir sonu yokmuş feza. ben seni çok özlüyorum.
bugün günlerden 25 ağustos, perşembe. çok iğrenç konuştular. kulaklarımı kapatmak istedim izin vermediler, bu sefer bağırdılar. keşke sadece sen olsaydın.
seninle kendimi aynı karede düşünmek bile çok zor.
bugün günlerden 24 ağustos, çarşamba. zamanın ne kadar hızlı geçtiğine şahitlik ettim. tüm zamanlar aslında bize biçilen kısacık bir süreymiş. ve bu sürede insanlar birbirlerini kırıp üzerlermiş. kısacık ömürde birbirimizden uzak ve kırgınız feza.
bugün 23 ağustos, salı. herkesin bir kırmızı çizgisi varsa, benim kırmızı çizgim senmişsin feza bugün bunu anladım. geceleri dışarı çıkmaya hâlâ korkuyorum. karanlıktan da korkuyorum. senin kollarında olmadığım her andan korktuğumu hissediyorum.
uykuyu bir kaçış yolu olarak gördüğümü düşündüler feza. sadece seni biraz daha görmek istedim.
bugün günlerden 22 ağustos, pazartesi. oturdum düşündüm uzun uzun. bir labirentin içinde gibi hissettim. sonunda seni bulmak var. karşıma çıkan her duvar, senin bana olan nefretin. benim sana olan kırgınlıklarım. her duvarda geriye dönmek düşüncesi var. her duvarda sana olan özlemimden sonuna çıkabilmek düşüncesi ile yanıp tutuşmam var.
hisler gerçek olunca daha çok acıtıyormuş çocuk.
bugün günlerden 21 ağustos, pazar. rüyadayım dediğin anlar kâbusun olunca kaçıyorsun gerçeklerden. bak, uyandık şimdi ve yemin ettik uyumamaya feza.
gökyüzünden yere çakılacakmış gibi hissederken, altını çizerken satırların, okurken veya yazarken, uyurken aklımdasın. hep aklımdasın. dün, bugün, ertesi gün, iki gün sonra, bir sene sonra. kes şunu feza, evin falan yok mu senin? aklımda olman bana zarar veriyor görmüyor musun? ben bu anılarla yaşayamıyorum. tam anlamıyla yerin dibine çakılıyorum.
delireceğimi sandığım kaçıncı an sayamıyorum. ama biri tutup sıkıyor boğazımı. nefes almamı istemiyor, beni yavaş yavaş öldürmeye çalışıyor. sen yokken canımı çok yaktılar.
çok kızgınım. her şeye ve herkese çok kırgınım. en çok da sana kırgınım feza. bana bakıp da hiç görmeyişine, duyup da anlamayışına nefretim. her kötü hissettiğimde yanı başımda arıyor oluşuma küfürlerim.
bugün günlerden 20 ağustos, cumartesi. canımı yaktın feza.