Sıcakta tesettürü anlamayanlar hakkında:
"Münafıklar 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı" (Tevbe Suresi 81)
Müslüman kadınlar için tesettür bir cihat eylemidir
Mehmet Boynukalın
taylor price
Game of Thrones Daily
Cosmic Funnies
tumblr dot com

shark vs the universe
Sweet Seals For You, Always
todays bird

❣ Chile in a Photography ❣
noise dept.

Kaledo Art

Andulka
I'd rather be in outer space 🛸
Peter Solarz

JVL

@theartofmadeline
$LAYYYTER

JBB: An Artblog!
One Nice Bug Per Day

Janaina Medeiros
h

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Finland
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Russia

seen from France

seen from Malaysia
seen from Poland
@mustafa1senyurt
Sıcakta tesettürü anlamayanlar hakkında:
"Münafıklar 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı" (Tevbe Suresi 81)
Müslüman kadınlar için tesettür bir cihat eylemidir
Mehmet Boynukalın
“En zor üç amel şunlardır.
Azlığa rağmen cömertlik,
Yalnızken takva üzere olmak
Ve hem umulan hem de korkulan birinin yanında hak sözü söylemek.”
İmam Şafiî
Sıfatü’s-Safve/1/531
Boom Boom Tel Aviv - Türkçe Altyazılı
bu videoyu paylaştığım için facebook 17 yıldır kullandığım hesabımı askıya aldı
Hazreti Ali bir hutbesinde halka şöyle seslendi:
Ey insanlar! Sizden önce yaşayan kavimler içinde helâk olanlar günahlara daldıkları için helâk oldular. Alimleri, ve fakihleri onları kötülüklerden men etmedi (ve hepsi birlikte helâk oldu). Allah onların üzerine çeşitli belâlar indirdi. Dikkat edin! Onların başına inen felaketler sizin de başınıza inmeden önce iyiliği emredin ve kötülüğü yasaklayın. Bilin ki, emr-i mâruf ve nehy-i münker ne bir rızkı keser, ne de bir eceli yaklaştırır (işinizden gücünüzden olacağınız veya cezalandırılacağınız endişesiyle emr-i mâruf nehy-i münker yapmazlık etmeyin).
Böyle Seslendiler s. 200 Ebubekir Sifil
Tavsiye Ettiğim 100 Kitap
DİNİ
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali Hasan Karakaya
Kütüb-i Sitte Muhtasarı İbnu’d-Deyba
Mişkatül Masabîh (4 Cilt) Hatib Et-Tebrîzî
Muhtasar Süneni İbni Mace Tercümesi İbn Mace
Riyaz'üs Salihin İmam Nevevi
Muhtasar Terğib ve Terhib İbn Hacer el-Askalani
Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Ramuz El-Ehadis
Hadislerle İlimler Hikmetler (2 Cilt) İmam İbni Recep el-Hanbeli
Esmaül-Hüsna Şerhi Ayet ve Hadislerle Mustafa Necati Bursalı
Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in Hayatı Salih Suruç
Sevgili Peygamberim Rahim Er
Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) Osman Nuri Topbaş
Şemail-Şerif Hadislerle Peygamberimiz İmam Tirmizi
Muhtasar İbn-i Kesir Tefsiri Arif Erkan
Peygamberler Tarihi M. Asım Köksal
Hz. Yusuf ve Züleyha Mustafa Necati Bursalı
Hazreti Ebubekir Mustafa Necati Bursalı
Hazreti Ömer Mustafa Necati Bursalı
Hazreti Osman Mustafa Necati Bursalı
Hazreti Ali Mustafa Necati Bursalı
Ömer b. Abdulaziz İbn Abdulhakem
Sa'd b. Ebi Vakkas Muhammed Emin Yıldırım
Böyle Seslendiler Ebubekir Sifil
el-Edebü'l-Müfred İmam-ı Buhari
İslamda Helaller ve Haramlar 2 Cilt İbn Hacer El Heytemi
El Hadaik Hadis İlmi Ve Zühd Bahçeleri Ebul Ferec İbnul Cevzi
Müminin Silahı Dua İmam Zehebi
Minhacü'l - Kasıdin ve Müfidü's-Sadıkin İbnü'l-Cevzi
Sünneti Delil Kabul Etmek; Cennetin Anahtarı İmam Suyuti
Hadis Karşıtları Ne Yapmak İstiyor? Mehmet Yaşar Kandemir
Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz Mahmud Esad Coşan
El-Adab Hadislerle İslam Ahlakı İmam Beyhaki
Kitabuz Zühd ver Rekaik Abdullah B. Mübarek
Kitabü'z-Zühd İmam Beyhaki
Kitabü'z-Zühd Ahmed İbn Hanbel
Sıfatü's-Safve İbnu'l-Cevzi
Ahvali Ahirete Işık Tutan Kandiller İmam Suyuti
Kalplerin Keşfi İmam Gazali
Hasan Basri Abdurrahman İbnü'l Cevzi
Haklar ve Vazifeler Mehmed Zahid Kotku
Medeniyetimizin Sosyal Dinamikleri İskilipli Mehmed Atıf
Kuran Mucizeleri M. Sinan Adalı
Namazda Huşuya Götüren 33 Etken Muhammed Salih el-Müneccid
Dualar ve Zikirler El-Ezkar İmam Nevevi
Mus'ab b. Umeyr Ömer Döngeloğlu
İşi Vaktinden Çok Olanlar Nureddin Yıldız
Onlar Böyleydi İmam Nevevi
Sünneti Reddeden Kur'an Müslümanlığı İhsan Şenocak
21. Yüzyılda Asıl Mesele Mahmud Esad Coşan
Muhtasar Tahavi Akidesi Şerhi Ebubekir Sifil
Kur'an-ı Kerim Müdafaası İhsan Şenocak
El-Menhiyyat İmam Suyuti
İslam'ın Kızına İhsan Şenocak
Müslüman Gence İhsan Şenocak
TÜRKÇE
Kutadgu Bilig Yusuf Has Hacip
Kemalist Yalanlar Yavuz Bahadıroğlu
Bir Değirmendir Bu Dünya Cahit Zarifoğlu
Bu Ülke Cemil Meriç
Diriliş Muştusu Sezai Karakoç
Kayı 4 Ufukların Padişahı Kanuni Ahmet Şimşirgil
Sultan II. Abdülhamid Han Kadir Mısıroğlu
Sultan Vahideddin Kadir Mısıroğlu
Metal Fırtına Burak Turna - Orkun Uçar
Satılık İmparatorluk Mustafa Armağan
Biz Osmanlıyız Yavuz Bahadıroğlu
Direniş Karatay Selman Kayabaşı
İmparatorluğun Dönüşü Erkut Perek
Davut Harekatı Sedat Pekdemir
Yakın Tarihimizin Sır Perdesi Yavuz Bahadıroğlu
Yunus Ahmet Efe
Kelile ve Dimne Beydeba
Bostan ve Gülistan Şeyh Sadi Şirazi
Hamza Ömer Faruk Dönmez
Aynadaki Yalan Necip Fazıl Kısakürek
Çile Necip Fazıl Kısakürek
Düzceli Mehmet Halit Ertuğrul
Romanlar Cahit Zarifoğlu
Dahiler Ve Deliler Mehmed Niyazi
İbrahim Ethem Necip Fazıl Kısakürek
Kuşların Dili Cahit Zarifoğlu
YABANCI
Geçmişe Bakış 2000'den 1887'ye Edward Bellamy
De Profundis Oscar Wilde
Dönüşüm Franz Kafka
Küçük Ağaç'ın Eğitimi Forrest Carter
Karamazov Kardeşler Dostoyevski
Siddhartha Hermann Hesse
Bunları Düşün Jiddu Krishnamurti
Konfüsyus Yu DAN
Martin Eden Jack London
Işığın Savaşçısının El Kitabı Paulo Coelho
Ana Maksim Gorki
Böyle Buyurdu Zerdüşt Friedrich Wilhelm Nietzsche
Satranç Stefan Zweig
Bulantı Jean Paul Sartre
Kar Kurdu Glenn Meade
Gazap Üzümleri John Steinbeck
İnsan Ne ile Yaşar Lev Nikolayeviç Tolstoy
Ölümsüzlük Peşinde Gılgameş Thomas R. P. Mielke
Hayvan Çiftliği George Orwell
Bir İdam Mahkumunun Son Günü Victor Hugo
@Mustafa1SENYURT
Güncelleme 6 Ocak 2022
https://www.facebook.com/okudugumtavsiyekitaplar/
okuduğum tüm kitaplar
http://mustafa1senyurt.blogspot.com/2017/02/okudugum-kitaplar.html
Peygamberimiz (salat ve selam olsun) şöyle buyurmuştur:
"Beş tane hayvan "fasık"dır ki, Mekke'nin harem bölgesinde de öldürülebilir. Bunlar; fare, akrep, karga, çaylak ve yırtıcı köpek."
(Buhârî, Bedu'l-halk, 16; Müslim, Hac, 9: 66-72).
https://ilahiogutler.blogspot.com/2018/09/evde-kopek-beslemek-caiz-degildir.html
Hayatımda iki şeyin 'Milli'sini sevmedim;
Biri 'Milli' Şef,
diğeri 'Milli' Piyango
Osman Yüksel Serdengeçti
#millipiyangoAlmıyorum
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı "aşı olmamak kul hakkına girer" açıklamasına, İslam Hukuku öğretim görevlisi Akif Dursun hocadan detaylı bir reddiye. Mutlaka her ayrıntısını okuyalım ve paylaşalım.
KİMSE AŞIYA ZORLANAMAZ. "Yazmak Şart Oldu!" Akif Dursun İslam Hukuku Öğretim Üyesi
Bismillah Covid 19 nedeniyle ortalıkta dolaşan bolca kul hakkı, dini gereklilik vb. sözler ve Diyanet'in son fetvası üzerine artık yazmam gerektiğini düşündüm. Elimden geldiğince bu hastalığa ve alakalı hususlara fıkıh penceresinden bakacağım. Öncelikle birkaç bilgi verelim: Arapçada bilgi için şöyle bir sınıflama vardır: 1- Yakin: Kesin bilinen şeydir. %100 bilgiyi ifade eder. 2- Zann-ı galip: Doğruluğu çok yüksek ihtimalli bilgidir. Kesine ulaşmamıştır ancak ona yaklaşmıştır. %75-%99 arası bilgi diyebiliriz. 3- Zan: Yüzde 50'yi geçen bilgi için kullanılır. Doğruluk ihtimali daha kuvvetlidir. %51-%75 arası bilgi için kullanılır. 4- Şek: Doğruluğu ile yanlışlığı hakkında karar verilemeyen ikisinin de eşit ihtimalde olduğu bilgidir. %50'lik bilgidir. 5- Vehim: Doğruluk ihtimali %50'nin altında kalan bilgi için kullanılır.
Fıkıhta hükümler yakin ve zann-ı galibe istinat eder. Vehimle asla hüküm verilmez. Zan ve şek ile ilgili istisnai hükümler vardır. Şimdi şu anda alınan tedbirleri savunup bunlara uymayanları "kul hakkı" ile tehdit edenlerin argümanlarına bakalım ve bunu fıkıh çerçevesinden inceleyelim: 1- Bu hastalık çok bulaşıcı bir hastalıktır: Bugün itibariyle Türkiye için toplam test sayısı 52.377.678,toplam yaka sayısı 5.186.487'dir. Buna göre Vaka/test oranı %9,9'dur. Madem bu kadar bulaşıcı bu hastalık neden oranlar %10 civarındadır. Ama efendim tedbir denmesin çünkü tedbirin olmadığı ülkelerde de bu durum çok değişmemekte hatta daha aşağıda bulunmaktadır. 2- Bu hastalık çok tehlikeli ve öldürücüdür: Bugün itibariyle toplam ölüm 46.268 adettir. Buna göre ölüm/yaka oranı %0,89 civarında. 23 Mayıs 2021 tarihi için yaka sayısı 7.839, hasta sayısı 710'dur. Buna göre hasta/yaka oranı %9 civarındadır. Vakaların çok yükseldiği günlerde bu oran daha da aşağıdadır. Mesela, 61.967 yaka görüldüğü 21 Nisan 2021'de hasta sayısı 2.932'dir. Yani oran %5'in altındadır. Virüs bulaşanların bile çok azının hasta olduğu bir hastalık nasıl bu kadar tehlikeli olmaktadır?
3- Çok sayıda insan bu hastalıktan ölmüştür: Bu hastalıktan ölüm oranını yukarıda verdik. Ayrıca bu hastalığın ölümleri artırıp artırmadığını anlamak için toplam ölüm sayısına bakmak gerekir. Sağlık Bakanımızın bizzat açıkladığı üzere genel ölüm istatistiklerinde bir artış yok hatta azalma vardır. Şimdi Sağlık Bakanlığı tarafından verilen bu rakamlara bakarak bu virüsün insanı kesin veya zann-ı galiple hasta ettiğine, kesin veya zann-ı galiple öldürdüğüne hükmedilebilir mi? Rakamlar bunların vehim (kuruntu) düzeyinde kaldığını göstermektedir. VEHİM İLE HİÇBİR HÜKÜM VERİLEMEZ.
Bir diğer husus maske, mesafeye dikkat etmeyenlerin kul hakkına gireceği iddiasıdır. Şöyle bir akıl yürütmesi yapılıyor: Belki de adam virüs taşıyor ancak bilmiyor. Muhtemelen başkasına bulaştırabilir. Şimdi adamın virüs taşıması bir ihtimal, taşıyorsa bulaşması bir ihtimal, bulaşırsa hasta etmesi bir ihtimal, hasta olursa ölmesi bir ihtimal... eğer hesaplanırsa binde biri bile bulmayan bir ihtimalle nasıl kul hakkı vb. gündeme geliyor. Eğer bu ihtimaller kul hakkım getirecekse ben daha sağlamını söyleyeyim. Tüm araba kullananlar kul hakkına girmektedir. Çünkü araba egzozlarından çıkan gazlar havayı kirletmektedir ve bunların hastalığa neden olma ihtimali büyük oranla virüsten daha fazladır. Bunlara fabrika bacalarını, plastik ürünleri vb. dahil edebilirsiniz.
Aşı meselesine gelince, yukarıdaki verilere göre aşı zaruridir diyemeyiz. Çünkü İslam uleması tedavi edici bir şeyin zaruri kabul edilmesi için kesin veya kesine yakın bilgi istemiştir. Yani eğer o tedaviye başvurmazsa öleceği veya sakat kalacağı kesine yakın bilinmelidir. Bu sebeple aşı olmamak vebaldir vb. yaklaşımlar doğru değildir. O zaman ikinci soru gelir, acaba aşı vurulmak caiz midir? Bunda da aşının içeriğine bakmamız gerekir. Aşıya başvurma zaruri kabul edilmediğinden içeriği caiz olmayan bir şey ile tedavi olmaz. Benim incelediğim kadarıyla m(RNA) tabanlı üretilen aşılar GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) kapsamındadır ve GDO'lara caiz demek zordur. Çünkü yaratılışı değiştirme kapsamındadır. İnaktif metotlarla üretilenlerde ise bir sıkıntı gözükmemektedir. Yani isteyen vurulabilir ancak kimseyi de zorlayamaz. Veba ile ilgili hadis ve Hz. Ömer'in tavrı bu dönemde epey örnek gösterildi. Hadis şöyledir: "Bir yerde tâun (bulaşıcı hastalık) ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde tâun (bulaşıcı bir hastalık) ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız." (Buhârf, Tıb 30; Müslim, Selâm 100)
Suriye bölgesi ordu kumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrâh tarafından Şam-Hicaz yolu üzerindeki Serğ kasabasında karşılanan Hz. Ömer'e Şam'da veba çıktığı haberi verilince vebanın olduğu yere gitmemiş, kendisine, "Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" diyen Ebû Ubeyde'ye Allah'ın kaderinden yine O'nun kaderine sığındığını söylemiştir. (Buhârf, "Tıb", 30; Müslim, "Selâm", 98-100) Bu salgında Ebû Ubeyde, Muâz b. Cebel, Şürahhil b. Hasene, Süheyl b. Amr, Fazl b. Abbas ve Yezid b. Ebû Süfyân gibi birçok sahâbi dahil 25.000'e yakın insan ölmüştür. Burada söylenecek birkaç husus var. Birincisi korona ile hadiste belirtilen ve Hz. Ömer'in kaçındığı veba aynı değildir, kıyas yapılamaz. Çünkü o hastalığın bulaşma ihtimali ve ölüme sebep olma ihtimali çok yüksektir. Korona ile ilgili rakamlar ise ortadadır. İkincisi bu uyarıya rağmen Ebû Ubeyde (ra) Şam'a dönmüştür ve kimse ona neden döndüğünü sormamıştır. Bir de korona ile ilgili tepkilerin akaid tarafına temas eden yönü var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Şu anda öyle bir dil kullanılıyor ki sebeplere mutlaklık, tesir gücü veriliyor. Ecel sanki belli değilmiş, hastalandırmak ve ölüm Allah'ın kudretine değilmiş gibi konuşmalar yapılıyor.
Özellikle Müslümanların ölüme karşı tavrı beni hayal kırıklığına uğratmış durumda. Bu hususta çok sayıda ayet-i kerime var ancak birkaçını paylaşayım: Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Al-i İmran 3/156) Şimdi de tedbir alsaydı ölmezdi diyorlar. Onlar kendileri oturup kardeşleri için: "Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz ölümü kendinizden sayın öyleyse." (Al-i İmran 3/168) Şimdi de dediklerimizi yapsaydı ölmezdi diyorlar. Her nerede olursanız ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah'tandır." Fakat ne oluyor ki bu . 6/1 topluluğa hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar? (Nisa 4/78)
Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. (Enam 6/2) Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; (Vakıa 56/60) Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Münâfikun 63/11) Konuyla ilgili bir hadis-i şerif şöyledir: "Şüphesiz veba öyle bir azâptır ki, Allah onu dileyeceği kimseler üzerine gönderir. Neticede Allah veba mü'minler için bir rahmet (vesilesi, kâfirler için de bir azâp) kılmıştır. Bir yerde veba meydana çıkar da orada bulunan herhangi bir kul -sabrederek, sevâb umarak ve bu veba yalnız Allah'ın takdir edip yazdığı kimselere isabet eder olduğunu bilir ve bu kanaati besleyerek- bulunduğu beldede kalırsa, muhakkak Allah ona şehid ecrine benzer sevâb takdir buyurun" (BuhârT, "Tıb", 31) Hadiste hastalığın Allah'ın takdiri ile bulaşacağı özellikle vurgulanmıştır.
Şu hadiste bu hususta açıklayıcıdır: "Rasülullah(s): "Sirayet yoktur (yani hastalığın bulaşması); safer denilen şey de yoktur; hâme denilen şey de yoktur" buyurdu. Bunun üzerine bir bedevi Arab: Yâ Rasülallah! (Hastalığın sirayeti yoktur buyurdunuz. (Peki öyleyse) benim develerime ne oluyor ki, onlar kumda ceylânlar gibi sağlıklı oluyorlar. Derken uyuz deve gelip aralarına girdiğinde onları uyuz ediyor? dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Öyle ise ilk uyuz deveye bu hastalığı kim sirayet ettirdi?" diye cevâp verdi." (Buhârf, "Tıb", 25, 19) Başka hadislerde bulaşma olabileceğine dair ifadeler olduğu halde bu hadiste bulaşmanın olmadığının söylenmesi, hastalıklara ve sebeplere bir kudret vermemek gerektiği yönündeki uyarıdır. Bedevinin sorusu ve cevabı bunu göstermektedir. Bunlar tedbiri terk etmek manasına anlaşılmamalıdır. Evet insana tedbir emredilmiş ve tedbire uyması istenmiştir; ancak tedbire mutlaklık verilmemesi, takdirin Allah Teâlâ'ya 8/1 ait olduğunun unutulmaması da istenmiştir.
Hiçbir Müslümanın bu sözleri söylerken tedbire mutlaklık vermek gibi bir amacı olmadığını biliyorum. Ancak ifadelerimizin ve davranışlarımızın sıkıntılı olduğunu anlatmak istiyorum. Nerede olursak olalım ölüm gelecek ve bizi bulacak. Bunun sebebinin şu veya bu olması bizim asıl takdir edeni görmemize engel olmasın. Ayrıca ölüm kötü bir şey değildir. Mevlana'nın tabiriyle "şeb-i ârûs /düğün gecesi" Resulullah'ın diliyle "Refik-i Ala."ya / en yüce dosta" kavuşmadır. ÖZETLE SÖYLEMEK GEREKİRSE: Ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında fıkıh kaidelerine göre aşı ve istenen tedbirlere gereklidir (vaciptir) hükmü verilemez. BU SEBEPLE KİMSE BUNLARA ZORLANAMAZ. BUNLARA UYMUYOR DİYE DE KİMSE KUL HAKKİNA GİRMEZ. Kul hakkından bahsedebilmek için kendisinde virüs olduğunu bilen birinin başkasına bulaştırmaya uğraşması gerekir ki bunu ancak psikopat birisi yapar, onun da kul hakkı diye bir derdi olmaz. isteyen aşı vurulabilir ancak içeriğini araştırmak zorundadır. En azından bunu bilen güvendiği bir hocadan fetva almalıdır. Devlet adamlarının bunu yaptırması delil olmaz. KİMSE AŞIYA ZORLANAMAZ.
Burada yazdıklarım fertlerin ve din adına söz söyleyenlerin tavır ve sözlerine dönüktür. Belki devletin tavrından da bahsetmek gerekir. Devletin mubah alanlarda düzenleme yetkisi kabul edilmiştir. Bir günahı emretmiyor veya günaha yol açmıyorsa tasarrufları hakkında söz edilmez. Ben devletin şu anda aldığı tedbirleri gereksiz görsem de yaptıklarının dinen uygun olmadığını söyleyemem. Ancak yukarıdaki kaidelere binaen, Cuma namazını engellemek, cemaati yasaklamak gibi tasarruflarını doğru olmadığını, Diyanet'in bu husustaki içtihadının yerinde olmadığını söyleyebilirim. Bu arada bana göre gözden kaçan bir hususu da ilave edeyim: Her gün onbinlerce kişiye test yapılmakta ve bunların çok azında virüs tespit edilmekte. Bu demektir ki test için gidenlerin çok büyük bölümünde herhangi bir belirti olmadığı halde sırf korku nedeniyle test yaptırılmaktadır. Bunun israf boyutu, sağlık personeline gereksiz yükü neden düşünülmemektedir? İşte size Kul Hakkı! Ayrıca evde hastalığı atlatabilecek iken çeşitli torpillerle hastaneye yatanları söylemiyorum. Sağlık harcamalarının, gereksiz sebeplerle bu derece artması israf değil midir?
Akif Dursun İslam Hukuku Öğretim Üyesi
Hazırlayan: Mesut Kartal @kartalmesutl8 https://www.facebook.com/groups/215797636907889/permalink/290482132772772yazıyı resimde yazıya aktardım yanlışlık varsa uyarın lütfen
Yapay et soykırımdır!
yapay et haddi aşmaktır. yapay et ile inek v.b. hayvanları yok etmek istiyorlar bu yönü ile hem soykırımdır, hem de aptallıktır. inek olmazsa süt, yağ, peynir v.b. olmaz. inek olmazsa gübre olmaz, gübre olmazsa otlar yeşermez, otlar yeşermezse kuraklık olur, bu yönü ile de aptallıktır. küresel aptallar para ile her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar!
“Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.” Enâm Suresi 121. Ayetini dikkate alırsak yapay et “et” ise Allah’ın adı anılmadan yapılıyor bu yönü ile yenilmez. ayrıca yapay et adı altında domuz, at, eşek v.b. hayvanların etlerini yedirmeyeceklerini kim garanti edebilir. salgın yalanı ile safları ayırdılar. şimdi de hedefleri kurban ibadetini yasaklamak. uyanın
Sünnetullah: "Allah'ın kanunlarıdır" mesela yer çekimi Allah'ın kanunudur. Allah'a inanmadığınız için istediğiniz her şeyi yapamazsınız! ey haddini aşan insanlar, yaptıklarınızın er geç karşılığını bulacaksınız! ya bu dünyada yada ahirette yaptıklarınızın sonucuna katlanacaksınız
Canım kardeşim! Erkekliğini, ev reisliğini ortaya koysana, karına kızına sahip olsana, kuldan utanacağına Allah’tan utansana! “Beni gericilikle itham edecekler.” diye çekineceğine âhiretin azabından çekinsene! Hanımına, çocuğuna, akrabana, çevrene, topluma karşı İslâmî tavrını ortaya koysana! Prensiplerinden niye fedakârlık ve feragat ediyorsun? Sen başkalarını taklit edeceğine, inancına uygun ana prensipleri sen ortaya koysan da herkes seni taklit etse ya! Başmakaleler-2 Mahmud Esad Coşan
hastaya zorla ilaç içirmek islam'da yoktur. haramla tedavi olmaz
3952 - Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hastalarınızı yeyip içmeye zorlamayın. Zira Allah Teâla hazretleri onlara yedirir içirir."Tirmizi, Tıb 4, (2041); İbnu Mace, Tıbb 4, (3444).
3953 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hastalığı sırasında ağzından ilaç içirdik. Bize içirmememizi işaret etti. Ancak biz (itirazını) hastalarda ilaca karşı görülen nefret (diye) değerlendirmiş (ve içirmiştik). Kendine gelince: "Bana ilaç vermeyin demedim mi?" diye bizi payladı. Biz, davranışınızın sebebini: "(Herhalde) hastaların ilaca gösterdikleri nefret olarak değerlendirdik" diye açıkladık. (Resûlullah, buna rağmen öfke izhar edip, herkesi cezalandırmak üzere): "İlaçtan içmedik kimse kalmayacak!" emretti ve: "Abbas hariç hepinizi göreceğim, zira o (bana zorla ilaç içirirken) yanınızda değildi" buyurdu."Buhari, Tıbb 21, Megazi 83; Müslim, Selam 83, (2213).
3981 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zehir ve benzeri her çeşit habis ilaçtan yasakladı."Ebu Davud, Tıbb 11, (3870); Tirmizi, Tıbb 7, (2046).
3982 - Abdurrahman İbnu Osman et-Teymi radıyallahu anh anlatıyor: "Bir tabib gelerek Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a ilaç yapımında kurbağayı kullanmaktan sordu. Resûlullah adamı kurbağayı öldürmekten nehyetti."Ebu Davud, Tıbb 11, (3871); Nesai, Sayd 36, (7, 210).
"Şüphesiz Allah şifanızı size haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır." (Ebu Davud, Tıb 11; Muvatta, Ayn 12.)
Tarık b. Süveyd, Hz. Peygambere (asm) şarap konusunda sordu. Peygamber Efendimiz de (asm) onu men etti. Soran Tarık: “Ama ben onu yalnızca ilâç ve tedavi için yapıyorum” dedi. Peygamber Efendimiz (asm): “O, deva değil, derttir” buyurdu. Müslim, Eşribe, 12 (1984); Ebû Dâvûd, Tıp, 11.
(İçkide ilaç özelliği yoktur. Hastalık yapar.) [Müslim]
hadislerde yasaklandığı halde yapılan yanlışlar;
1- birisi gelince ayağa kalkmak (özellikle öğretmenler dikkat etmeli öğretmen sınıfa girince çocukların kalkması yanlıştır) 2- erkeklerin pantolonunun paçasının yere değmesi yanlıştır. 3- bağırıp, dövünerek ağlamak yanlıştır. (bunun için kadınların cenazeye katılması hoş görülmemiştir) 4- hastaya zorla ilaç içirmek yanlıştır (hastaya aşırıya kaçmamak şartı ile hastanın istediği yiyecek verilmelidir) 5- kadınların kaşlarını tamamen alması yasaktır. 6- fal bakmak haramdır (burçlar hakkında konuşmak da fal gibidir) 7- bulut, yıldız yağmur yağdırdı demek yanlıştır. (yağmuru yağdıran Allah’tır bulut araçtır) 8- nazar boncuğu gibi uğursuzluğu gidermek için yapılan herşey haramdır. 9- evin içinde köpek beslemek haramdır, köpek alıp satmak haramdır (çoban, av köpeği hariç) 10- eve insan hayvan resmi asmak haramdır. 11- dövme yaptırmak haramdır. 12- başı örtülü bazı kadınlar tesettürün şartına uymuyor bu açık gezmek kadar günahtır. 13- Depoda olmayan malı satmak yasaklanmıştır. 14- maldan aşırı kar yapmak yasaklanmıştır. 15- memurların yapması gereken işten dolayı aldığı hediye rüşvettir 16- faiz haramdır enflasyon altı oranda olsa bile haramdır. (ahir zaman hocalarının fetvalarına aldanmayın) 17- bidat ehli ve açıktan günah işleyen insanlarla arkadaşlık yapmak yasaklanmıştır (arkadaşınız yanlış yapıyorsa uygun bir dille uyarırsınız, günahını bırakmaz ise o kişi ile arkadaş olmaya devam edemezsiniz) 18- pantolon erkek kıyafeti olduğu için tesettürlü! kadınlar pantolon giyemez 19- yabancıların bayramını kutlamak şirke sebep olabilecek bir günahtır. onların bayramını tebrik etmek de yasaklanmıştır. 20- tuvalette abdest alınmaz
unuttuğum varsa ekleyin lütfen. bu maddeler hadis ve ayetlere dayanıyor. tarihselciler ve hadis inkarcıları yorum yapmasın!
Ahmed b. Hanbel'in Halku'l-Kur'ân fitnesi (Mihne olayları) döneminde yaşadığı bir hâdise var. Ona kırbaç vuranlar bir taraftan diyorlar ki: ”Hani siz çoğunluktunuz, kendinize Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat diyordunuz, hani nerede bu cemâat?
”İmâm Ahmed'in ona verdiği bir cevâb var, çok ibretamiz:
”Cemâat demek; tek kişi bile olsa hak tarafdârı olmak demektir.
Dolayısıyla bu ”cemâat” kavramını kemiyete indirgemek doğru değil.
Ebûbekir Sifil, Ehl-i Sünnet Akáidi / Muhtasar Tahâvî Akîdesi Şerhi
"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin" Âl-i İmrân Suresi 31. Ayeti hakkında Hasan Basri şöyle der:
Allah'ı sevmenin göstergesi, Resulullahın (salat ve selam olsun) sünnetine uymaktır.”
Celaleddin Es-Suyuti - Sünnetin Dindeki Yeri sayfa 120
Yılbaşı gecelerinin çılgın kahkahaları arasında bir hezimeti tes'id etmiş (kutlamış) olmuyor muyuz?
Batı karşısında Doğu'nun, salip (haç)karşısında Hilal'in hezimetini.
Kaldırılan her kadehde aydınla halk arasındaki uçurum bir parça daha derinleşmiş olmuyor mu?
Cemil Meriç Jurnal
Bu dünya, ibadet edenler için bulunmaz bir ganimettir. İbretle bakanlar için bin hikmet yeridir. Mânâsını anlayanlar için selâmet evidir. Dünya dar bir yer ve meşakkatle doludur. Ahiret ise, hem bâkî hem de çok geniş, sonsuz saadet ve selâmet yeridir. Cenâb-ı Hak'la ünsiyet ve huzur yeridir. Artık hangisini istersen, beğenirsen, onu almak senin elindedir buna ihtiyar-ı cüz'î derler. Mükâfat ve mücâzatlar da buna göre olacaktır.
Tasavvufi Ahlak (3) Mehmed Zahid Kotku
Çocuklarımızı Fâtih gibi yetiştirmeye özen göstermeliyiz! Yâni, Fâtih nasıl 11 yaşında sorumluluğu almış, belki 6 yaşında almış, vâli olmuş yâni. Bu çok önemli... Çocuklara sorumluluk vererek, ama büyüklerin yanında, böyle yetiştirmek lâzım! Hocaların yanına çocukları alması lâzım! Biraz böyle asistan gibi yetiştirmesi lâzım!
Çocuklara dînî ruhu, yâni fetih ruhunu çok güzel öğretmemiz lâzım! Fâtih gibi çalışkan olmayı öğretmemiz lâzım! Okuyan, yazan, çalışan, düşünen, güzel ahlâka sahip bir insan olacak tarzda yetiştirmeye gayret etmemiz lâzım!
Kendimiz de, silkinmemiz lâzım! O güzel hasletlerden ibret alarak, Fâtih gibi hayat sürmeye zorlamamız lâzım!..
Mahmud Esad Coşan