Varoluştan Kaçış Denemesi-13 | Her şeyin Sonu
Tanrı, sonunda bana sıra geldiğini söyledi ve konuşabileceğimizi bildirdi. Heyecanlıydım, neyle karşılaşacağını bilemezsin ya hani. Belirsizlik heyecanı, bir randevu gibi de değil bu. İnsan değil ki. Acaba Musa gibi düşüp bayılır mıyım tanrıyı görünce?
Tanrı: Hoş geldin. Biliyorum ne soracağını, benimle konuşma iznin yok. Sadece ben konuşurum ve gidersin. Rüyandayız zaten. Anlattıklarımın çoğunu unutacaksın. O yüzden, uyanır uyanmaz bunları bir kenara yazmalısın.
Tanrının ulu sözlerine geçmeden önce, neden bana yıllarca sıra gelmediğini açıklayayım. Tanrı diğer yıldız sistemlerinde oluşmuş medeniyetlerdeki zeki varlıklarla zaten birebir görüşüyormuş (evet bizden başka zeki yaşam formları varmış!). Her galaksiden bir kişiye görüşme hakkı tanımış. Galaksilerde de ortalama olarak 10 milyona yakın zeki yaşam formu varmış. Yani sayın insanlık, ben sadece Dünya'nın değil, bütün galaksinin en şanslısıyım! En zeki, en becerikli, en ahlaklı değil; en şanslı kişi. Anlayacağınız, tanrı zar atmış! O kadar kişi arasından! Bir sürü arzusu, üzüntüsü, çok yoğun bir kriz içerisinde olan yaratık varken beni seçti! Ben de onlardan biriyim gerçi, öyle değil mi?
Tanrı: Niye bir şey oldu? Değil mi? Neden hiçlik yerine bir şeyler var? Evet, sadece ben varken hiçbir şey var olmuyordu. Hiçbir iş gerçekleşmiyor, hiçbir eylem yapılamıyor, hiçbir şey olmuyordu. Çünkü bir şeyin olması için zaman gerekir. Zaman yoktu, onu da ben başlattım. Maddeyi hayal ettim hemen, oldu. Ama siz zavallı yaratıkların bildiği gibi bir şey değil. Hani şimdi kara delik falan diyorsunuz, onlardan da trilyonlarca kez yoğun bir noktaya yığdım bütün hayallerimi. Sonra salıverdim her şeyi, bütün kuralları kendiliğinden oluşmaya bıraktım. Sizin deyimlerinize göre, milyonlarca yıl geçtikten sonra ilk yıldızlar oluştu. Benim için tabii ki de bu zaman terimleri bir hiçtir.
Tanrı, bildiğim şeyleri anlatıyor gibi. İstediğim cevabı vermiyor, ah, yoksa tam hatırlamıyor mu salak beynim? Bilemiyorum ama bu rüyada sanki ben bir tarih yazıyorum, tanrıyla birlikte.
Tanrı: Milyarlarca yıl geçince ufak ufak sistemler görmeye başladım. O oluşturduğum ufacık nokta neleri oluşturuyor, harika! Sizin yüzbinlerce ışık yılı mesafede dediğiniz minik galaksileri görüyorum. Etkileyici, öyle değil mi? Bir noktaya tekabül ediyordu bir zamanlar. Tabii o zamanlar da benim için bir hiç. Bu şekilde her şeyi izlerken ben, tuhaf tuhaf sesler duymaya başladım. Benimle konuşuyordu ahmaklar! Çok ilginç değil mi? Bunlardan haberim bile yok. Salmıştım ben hepsini, manzaranın keyfini çıkarıyordum sadece. İnsan sesleri sanıyorsun değil mi? Hayır, sizden 7 milyar yıl önce oluştu ilk akıllı yaratıklar. Ne yapacağımı bilemedim açıkçası, evrendeki sessizliğe ve karanlığa bir heyecan geldi sanıyordum ki, bu yaratıkların evrene kıyasla bir hiç büyüklüğünde olduklarını gördüm. Çok yaklaşmam gerekti seslerini daha iyi duyabilmem için.
Tanrı: Ama bütün bunları geçelim değil mi? Sana senin istediğin gibi cevapları vermeyeceğim. Ben ne istersem, öyle olur biliyorsun zaten. Sen oluşumu değil, yıkımı merak ediyorsun. Varoluşu değil, yok oluşu. Evren daha çok çok yeni küçük insan. O kadar yeni ki, bir insan hayatında bir bebek bile diyemezsin evren için. 13 milyar yıl, hiçbir şeydir! Kahverengi cüceleri bilir misin? Güneş'in ömrü 10 milyar yıl iken, onlarınki trilyonlarca yıldır! Evren, sen gittikten çok sonra da var olmaya devam edecek. Ama bu ''çok'' sözü senin için hiç yeterli değil. Matematik dersinde öğrendiğin sayılar maalesef sana bunu anlatmam için yeterli değil. Evren genişliyor, o kadar genişleyecek ki, bütün madde ve enerji evrenin her yerine yayılacak. Geriye hiçbir yıldız, gezegen kalmayacak. Sadece kara delikler. Bu noktada o ışıltılı evren, sonsuz bir karanlığa gömülecek, daha da kötü tekrar bir ışık oluşması asla mümkün olmyacak. Ama kara deliklerin bile bir ömrü vardır. Şimdi sana hayal edemeyeceğin bir sayı yazayım. 10 üzeri 10 üzeri 123 yıl sonra son kara delik son radyasyonunu yayacak ve o da yok olacak. Evrendeki son atomun protonları bile bozunacak ve artık hiçbir şey, ama hiçbir şey var olamayacak. Hiçbir eylem olamayacak. Eski halimize geri döneceğiz. Hiçlik ve ben. Şimdi istersen bunu, o kalın kafalı bilim insanlarınıza anlat. Nasıl olsa sana inanmayacaklar.
Nasıl hissedeceğimi bilmiyordum uyandığımda. Çünkü bunlar, aklımdan geçen şeylerdi. Bana fazladan bir şey söyledi mi tanrı? Heyecanıma değdi mi? Daha da kötüsü böyle bir şeye gerçekten kimsenin inanmaması durumu... Bilmiyorum, yoksa.. Rüya normal bir rüya iken, Tanrı ben miyim?