Bugün çok fazlayım kendime.
Birazımı al.

Discoholic 🪩

JBB: An Artblog!
KIROKAZE
tumblr dot com

Origami Around

❣ Chile in a Photography ❣

★
YOU ARE THE REASON

Kaledo Art

ellievsbear

blake kathryn
Not today Justin

titsay
No title available

#extradirty
Keni
Cosimo Galluzzi
Game of Thrones Daily

roma★
$LAYYYTER
seen from Syria

seen from Brazil

seen from Germany
seen from Switzerland

seen from Portugal

seen from United States
seen from Russia

seen from Saudi Arabia
seen from Germany
seen from Iraq

seen from Singapore
seen from Canada
seen from United States

seen from Venezuela

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Mexico
seen from United States
seen from Tunisia

seen from Germany
@neslikayhan
Bugün çok fazlayım kendime.
Birazımı al.
Yıldız aya aşıktı...
Bir ay yakışırdı o karanlık gecede yıldızın yanına!
Kadınsız devrim olmaz.
gece oldu, küçük kız yatağının altına girdi. yavaş yavaş delirdiğini hissetti. ağladı. çok ağladı. yalvardı onu bu hayata gönderen yaratana. alsın bu canı, kurtarsın bu dünyadan diye yalvardı. ne canı alındı, ne de kurtuldu. sadece ağlayarak, hıçkırarak, ‘delirmedim’ diye kendini avutarak uyudu.
via weheartit
via weheartit
via weheartit
Uzun uzun bakardım ya yollara O yollar mı seni bana getirmiyor?
ölümlerin baharlarından intiharlar toplayalım.
Seninle göz göze gelmek bir devrim gibiydi.
“Kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyleri, başkaları için anlaşılır kılmak gibi bir niyetim hiç yoktu.”
Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
Anne beni bırak gideyim. Ya adam olacam yada bi çöp konteynırı arkasında ceset.
“İnsanların kalbimde ne olduğunu bilmesine izin vermekten korkuyorum.”
İntihar Mektupları 8 İsimsizin Mektup:
Sizi sıkmam umarım, genelde kimse beni dinlemedi konuşurken. Sürekli ‘geçer, o dert mi şükret haline, daha kötüleri de var…’ gibi binlerce şey dinledim. Bir süre sonra bende konuşmaz oldum, insanları da attım hayatımdan. Beş dakika bilmem kaç saniyelik bir şarkıya otuz beş seneyi sığdırdım mesela. Şimdi bir nokta koydum otuz beşin sonuna. Doğum günümmüş bugün, kimliğimde öyle yazıyor. Yolun yarısı demişti Tarancı, oysa hissiyatım daha çok sonu gelmiş gibi. Derdim bir kadın değil, daha önce hiçbirinin bile elini tutmadım. Bir kadının sıcaklığı nasıl, kokusu nasıl, hiçbir fikrim bile yok. ‘Derdin ne o zaman?’ diyorsunuzdur, hayatımda bir kez olsun biri gelip beni gerçekten dinlesin istedim, biraz da olsa umursanmak istedim. Kimse dinlemeyince sigaraya başladım, alkole sığındım. Onlar kurtarıcı gibi geldi biraz, ölüme yakın hissettirdiler. Aldığım her nefes, içtiğim her yudum, Azrail’in sıcaklığını biraz biraz hissettirdi. Hiç olmadığı kadar hissediyorum şimdi onun sıcaklığını. Söyleyeceklerimi belki okursunuz, belki okumazsınız inanın umursamıyorum bile. İsmim de yok zaten benim, en son on beş sene önce hocam söylemişti adımı, neydi adım onu da hatırlamıyorum. İsimsizin teki ve ziyadesiyle kimsesizim ben. Bir kızı sevmiştim lise döneminde, onun da adını hatırlamıyorum. Teninin rengi beyazdı sanırım, onu sevdiğimi söylediğimde de dalga geçmişti zaten. O da umursamadı pek, annem veya babam da dinlemedi hiç söylediklerimi. Ölüyorum ben, hatta kanıyorum. Hayallerim kanıyor, hayal kurmanın ne demek olduğunu da hatırlamıyorum zaten ama kanadığını hissediyorum içimde bir şeylerin. Bir kedi vardı mahallede, başını okşardım, onunla oynardım sadece, tek dostum oydu yani. Gene bir sabah onun yanına gidecektim, mahalledeki çocukların onu tekmelediğini gördüm. Onu kurtarmak için yanına gitmiştim, ilk dayağımı da o zaman yedim. Neyse hiçbir şeyi özleyeceğimi sanmıyorum bu banktan başka. İstanbul’un o kokusunu her çektiğimde sanki ilk kez çekmiş gibiydim. Bu da son çekişim, şarabım da bitmek üzere, son bir yudumu kaldı. Sizi sıktıysam affola, kendinize iyi bakın veya bakmayın umurumda değil. Zaten kimse de kimsenin sikinde değil…
Mektup, sahilin kıyısında bulunan cesedin sol iç cebindeydi. Adli raporlara intihar olarak geçti…
Bazı kadınların yaraları hücreseldir, bazılarınki ise zihinsel. Birini iyi etmek için gereken tek şey ucube bir yara bandı, diğerini iyileştirmek içinse zürafaların uçması gerekmektedir. Hüsran dolu bir geçmişten asla bakire bir gelecek beklenmez. Umut yorucudur, hayal kırıklıkları ise saç kırıklarına sebeptir. Ve bilinsin ki saçlarını kendi kesen kadınlar geceleri uyumadan yastığı ısırarak ağlıyordur.