Bana dûzahdan ey meh dem urur gülzârlar sensiz Dıraht âteş nihâi âteş gül âteş berg ü bâr âteş
Çerâg-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakışdırmış. Gönül pervanesine vuslat âteş intizâr âteş
Beyân-ı sûziş eyler herkes isti’dâd-ı fıtratdan
Eder berceste âşık mısra’-ı rengîn çenâr âteş
Meğer kilk-i sebük-cevlânın olmuş germ-rev Gâlib Zemîn âteş zamân âteş bütün nakş u nigâr âteş
Ay malumunuz güneşin ışığından nemalanıyor. Işık elektromanyetik bir radyasyon.Ay kendisine gelen enerjinin ancak yüzde onunu yansıtıyormuş.Aslında soğuk, mat bir gök cismi.Ama geceleri aydınlatmakta yücelik ve ululuk bakımından sevgiliyi temsil ediyor.Işığın devamlılığı söz konusu kendi nezdimde.Çünkü cehennem deyince benim aklıma karanlık gelmiyor.Biz yani ağaçlar,yapraklar,güller aydan feyiz alıyoruz.Ay güneşten.Güneş de zaten çekirdeğindeki basınç sayesinde hidrojenleri helyum elementlerine dönüştürüyor.Bu tepkime sonucunda ısı ve ışık ortaya çıkıyor.Güneş kendi kendini yakıyor yani.Güneşin ve mumun kendisini yakmasına hürmeten bizde onların ışığından feyizlenip onların ışığıyla yanıyoruz.Anasır-ı erbaa'dan hangisi ile yaratıldıysak onun ile yanma eylemi gerçekleşiyor.İçten içe yanan çınara bir gıpta var.Aşkı anlatmakta aşkın kendisi de ateş.
Bu fotoğrafları gecenin bir yarısı başkasının bahçesinde çektim.Hem de flaşla.Vermiş olduğum bu gereksiz emeğe şaşırarak bakıyorum.Bari güzel bir şey olsalardı.Estetik anlayışım pek güçlü değil maalesef.Fakat en azından kendim çekmiş oldum değil mi?Ateş Gazeli'nin sonuna gelmiş bulunuyoruz bu arada.