Bu aralar beyaz hovarda kedi ile aldatıldığını öğrenmiş kara kedi gibiyim...
noise dept.
we're not kids anymore.
Not today Justin
RMH
Misplaced Lens Cap
will byers stan first human second
YOU ARE THE REASON
wallacepolsom
Show & Tell

JBB: An Artblog!
I'd rather be in outer space 🛸
he wasn't even looking at me and he found me
Jules of Nature
No title available
art blog(derogatory)
Sade Olutola
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
cherry valley forever
styofa doing anything

Origami Around
seen from T1
seen from United States
seen from United States
seen from Croatia
seen from Brazil
seen from Australia
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Guatemala
seen from Malaysia

seen from Australia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
@nuies
Bu aralar beyaz hovarda kedi ile aldatıldığını öğrenmiş kara kedi gibiyim...
Akşam Akşam hayatımı sorgularken -ki saat daha erken ama bunun bir saati yok bence- aklıma babam geldi.
Diyorum ki; bir insan nasıl kendi canından olanı sevmez kabullenmez ve tek kalemde siler?
Acaba ben mi yetersizim yoksa onlar mı baştan ebeveyn olmak için doğru kişiler değildi.
Çünkü çabalıyorum her konuda. Size yemin ederim daha küçücük yaşımda ev işleri, dersler, konuşma, okuma.. her şeyde en iyisi olma mantığındaydım
Hani iyi olursam beni sever. Kötü çocukları kim sevsin kafasından.
Ama yok. Allah yukarıda çok çabaladım, ağladım ama tık yok. Zaten eve geldiği de yoktu.
Bugün de bir söze rastladım çok içime oturdu.
Şöyle;
Bir insan kendi çocuğunu nasıl silebilir?
Ve cevap bulamayınca suçu kendinde aramaya başlıyor insan. "Ben mi yetersizdim?" "Benim neyim eksikti?"
Hiçbiri.
Bazı ebeveynler kendi eksikliklerinin yükünü çocuklarına bırakır. Ve çocuk yıllarca "beni neden sevmedi" diye dolaşır.
Halbuki bazen mesele senin sevilmeye değer olmaman değil, karşı tarafın sağlıklı sevememesidir.
Keşke diyorum yıllar önce çıksaydı da suçu kendimde bulup kendimi hırpamalasaydım.
Kaç yaşına yaşına geldim hâlâ yaram. İnsanın en büyük yarası babası olur mu hiç?
Varlığı yokluğundan beter. 0 hâle geldim ki artık ortaokulun başlarında gelsin evine diye öldüğüm adam eve geldi diye yeri göğü inlettim. Neden geldi? Geri gitsin diyen çocuk oldum.
Yapmayın lan. Allah için yapmayın. insan babası geldi diye ağlar mı hiç? Topunuzun belasını versin Rabbim.
Allah korusun yine de ama bir gün başina bir șey gelse yine ilk ona koşacak evladına sırt çeviriyorsun ya Allah güldürmesin yüzünü.
Sen çok yaktın canımı. Dilerim ahirete kalmaz canından can gider de vicdan azabı çeke çeke geberirsin.
Hiç düşünmeden kor alevlere attığınız o çocukların vebalini ödemeye yüreğiniz yetmez sizin.
Allah hepinizin belasını versin
Sahip çıkarmıyorsanız dünyaya getirdiklerinize s*kinize sahip çıkacaksınız. Kimsenin vebalini almayacaksınız.
"Gölgeler düşmüş gözlerine kahırdan..."
Başından sonuna kadar çok ağır bir sorumluluk istiyordu gerçekten 'yaşamak'.
Yaşamak şakaya gelmiyordu.
Bir gün fazladan nefes alabilmek için çırpındıkça çırpınıyordu insan.
Bir kış geçirdim ben..içinde senin olmadığın o sonbaharı unutmak için..
Artık çekip git Ahera. Ne adın kalsın geride ne de sana dair bir iz. Kokun bile kalmasın bu şehirde. Göz yaşlarım sulasın ardından yollarını ama bir daha geri dönme terk-i diyar eylediğin bu toplara...🍂
Bundan sonra izin verir miyim kalbimde yer almana. Ahım var üzerinde. Kalbim senden gelen acılara dayanamamış kaybetmiş yolunu. Öyle bir yakmışsın ki beni derbeder olmuşum öylece. Söyle şimdi sen olsan izin verir miydin kendine güz güzeli...Sevmek gelir miydi içinden seni?
Afettiğimi söyledim içimde yaşananları bir kenara bırakarak. Kırgın gözlerle bakıyor; beni izleyen, peşinden sürekli seni takip eden o çocuk. Ruhu acılara gebe kalmış büyüdükçe. O naif çocuk çok kez parçalanmış ama en çok sen tarafından. Küsmemiş yine de sana, güvenmemiş de. Çekilmiş bir kenara varlığını unutmaya çalışmış. Kırgınmış... Afettim dememe darılmış. Seni ben affetmişim çocukluğum hep yaralı kalmış...✍️🍂
turgut uyar: “her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği” der. yani kalkışma der. yani telaş etme der. yoksa’sı malum, çünkü’sü ziyan.
benim özüm ona zehir, onunki bana zehirken bile şifaydı.
Kahvemi kimse bilmiyor. Çiçek zevkimi de, Müzik zevkimi de, Ama nasıl yaşamam gerektiğini herkes biliyor. Ne ilginç ama..
Aslında hiç gitmek istememiştim bu yıkık şehirden. Derme çatma ev, sıcak bir soba ve yanımda en büyük velinimetim...sen. Nasıl giderdim kaderime düşene sırt çevirip? Çabaladım çabaladım durdum. Küçük bir kulübeyi yuva sana hayat arkadaşı oldum bu yolda. Ama değişir ya herşey...kader işte değiştin sende öylece! Beyazların griye bulandı gözlerini hırs bürüdü. Yetinemedin elindekilerle. Yavaş yavaş çatladı bu duvar. Öyle birden değildi hiçbir şey. Farkında olmadan, hissetmeden...ardına bakmadan gittin. Sorsan ilk gidiş benimdi. Bendim kötüye tamah eden. Seni gözü yaşlı arkada bırakan... Yanılıyorsun, öyle bir gittin ki benden, kendin bile hissetmedin gidişini. Sorsan bendim herşeyin sorumlusu. Olsun... Aslında hiç gitmek istememiştim senden ama ardında kalan olmayınca gitmek seçenek değildi mecburiyetti artık.
Ağlamamak bazen ne güç şeymiş...
> 📚| Piraye'ye Mektuplar, Nazım Hikmet Ran
Eski zamanların kadim topraklarında yüzyıllardır insanlığı rahat bırakmayan bir lanet vardı.
İnsan ruhu doğuştan temiz olsa da kirlenmeye mahkumdu. Bu mahkûmiyet onların sonunu doğurdu. Kötüye tamah eden halk şeytanı Tanrı yerine koydu.
Yüzyıllar boyu şeytanın hizmetinde olan insanoğlu yavaş yavaş insanlığını kaybetti. İlk başlarda sadece ruhunu kaybeden ölümlüler en sonunda tanınmayacak bir çirkinliğe büründü.
Şeytan ruhunu kaybeden tebaasını canavarlara dönüştürdü. Canavarlar ise insanlığın celladı oldu. Her yeni doğan ölümlü ruh, doğduğu andan itibaren kendi alanında bir canavarla eşleştirildi.
Artık insanoğlu doğumundan ölümüne kendi canavarıyla yüzleşmeye, kabusuyla yaşamaya mahkumdu.
Sizce nasıl kurgu çıkar mı bundan. Yazdım ama...ne bileyim beceremem sanırım...🤧
"Yapma kar tanesi, bilmediğim diyarlara sürükleme beni..." Adımlarım yorgun, halim derbeder olur gelemem. Cenneti vadetsen ben yolumdan dönemem...🍂✍️
Anlamak zordu seni. Gel-git hislerle baş etmeye çalışmak yorardı seninleyken. Deli dolu hallerin, kocaman gülümsemen...aniden dolan gözlerin...Öyle bir histi ki seninle olmak, seni anlamak...sonunu bilmediğin bir masalı okumak gibiydi. Cennetten uyarlama bir dünyaya kirli ayaklarla adım atmak gibiydi. Bazen utanç, bazen mutluluk, bazense kaostu bu...Seni senden öğrenmek lütuf..ama sana eşlik etmek erişilmeyecek bir mertebeydi sanki...Ait olmadığın bir yere, zorla ait olmaya çalışmak gibiydi...
Gerekirse milyonlarca kez her şeye sıfırdan başlarım hiç sorun değil. Ama asla istemediğim bir hayata razı olmayacağım.