gece yolculuğu ışık çaba göstermek
cherry valley forever
Game of Thrones Daily

Discoholic 🪩

No title available
YOU ARE THE REASON

No title available

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always

#extradirty

@theartofmadeline
h

Origami Around
EXPECTATIONS
🪼
Claire Keane

Love Begins

izzy's playlists!
todays bird
Jules of Nature

seen from Finland

seen from United States
seen from United States
seen from India
seen from United Kingdom
seen from Russia

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from China

seen from United Kingdom

seen from India
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States
@numbthepains
gece yolculuğu ışık çaba göstermek
ben de biliyordum gitmem gerektiğini ama insan binbir hevesle girdiği kapıdan apar topar çıkamıyor ki
Kalbimin kırılmış bütün noktalarında parmak izlerin dolup taşıyor geceler çığ gibi üstüme düşüyor uyku benimle düşman oluyor aklımdan bir türlü çıkaramıyorum peki söylesene sende bunların hiçbiri olmazken sahi siz aşktan ne anlarsınız bayım
Sana şiirler okumak istedim seni öyle narin öyle saf öyle temiz sevmek istedim ama buna izin vermedin
Önce yaralarımı sarıp sonra daha sert kanatmayı nasıl başarabildin anlatsana biraz insan sevince hiçbir kusurunu görmek istemiyor kendini kandırıyor hatayı kendinde arıyor aşk körleştiriyor gözlerini ama bazen sabaha karşı bir bıçak saplanıyor kalbine hatırlıyorsun öfkeleniyorsun ama elinden bir şey gelmiyor sana karşı sevgimi yendiğim gün biteceksin beni böyle kanatmalarına bir daha asla izin vermeyeceğim ilktin ve son olacaksın sana yemin etmiştim pişman olmayacağım seninle yaşadığım hiçbir şeyden diye hatırlar mısın belki de insan büyük konuşmamalı ve konuşunca da ağzının payını alacağını o ilk dakikadan bilmeli beni durmadan incitmek senin nasıl hoşuna gidiyor anlamıyorum karşımda sürekli üzdüğüm biri olsa buna alışamam bir noktadan sonra beni de üzer bu durum anlayamıyorum
Ben seni hep sevgilim ben seni hep
Yüzünden geçen dalgalardan okudum.
Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum
Annen seni inkâr etmişti
Aldım etime dokudum.
düşünülmemek çok boktan bir durum hani çok sevdiğini söyleyip günlük hayatta sen seversin diye aldım diyemeyen senden önce onu sevmez şunu yapayım diyemeyen biri, saçlarını hayranlıkla sevmeyen, gözlerinin rengini bilmeyen, kirpiklerini kırptığında dünyası o salisede durmayan biri. Sen uyurken seni izlemeyen, yüzünün her santimini ezberlemeye çabalamayan, sınırlarını ahmakça bulan, küçük gören belki aşağılayan biri. Kaybetmekten korkmayan ve hatta başkasının sahip olabilme ihtimalinden kanı çekilmeyen, olmama ihtimalinle yakıp yıkmayan. Seninleyken de seni yalnız bırakan, biz olmayı ortaya koyup sonra içinden kendisini çeken. Sana öyle kızgınım ki, nasıl geçer bilmiyorum. Sensiz nasıl olacağımı biliyorum, biraz yamuk biraz eksik biraz kayıtsız birazdan birazcık fazla bağımsız. Acaba özler misin beni, saçmalamamı, ciddiyetimi, aptal sorunlarımı, seni sevişimi. Nasıl bir kahpesin önce aşka inandırıp aşkımı sahiplenmeden kaçmaya çalışan. Seni artık tanımıyorum, kafandaki tilkilerin kuyrukları bana bağlı değil belli ki. Bana hayal kurmayı öğretip hayallerimin içindeki kendini yıkan sen. Bıktım ulan senden, başına buyrukluğundan, beynin varmış gibi davranmandan. Sana olan sevgimi harcıyorsun üç beş kuruş gibi üstelik. Ben kendimi tanıyorum bunun sonu hayrı alamet değil, kendinle beraber içimde iyi kalan ne varsa onlarıda yakacaksın aptal herif. Sana söylemek istediğim onlarca kelime söz cümle satır her ne sikimse var ama artık o kadar iğrençleştin ki sana adım attıkça bunu zayıflık görüyorsun. Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum, haklı olduğun konular var mesela akışına bırakmak. Bu konumda akışına bırakmak bana biraz şey gibi geliyor, hani sen zaten kararını çoktan vermişsin bırakmışsın beni sevmeyi ama sadece sorumluluk almıştın ve bırakırsan pat diye ortada kalmış olacağım bundan korkuyorsun ve bırakmak istemiyorsun akışta sıkılmamı bunalmamı uzaklaşmamı bekliyorsun gibi? Bunlar doğruysa dümdüz ağzından git duysam benim için daha iyi olur. Neyse bugünlük bu kadar, sikerler daha ne yapabilirim ki. Kazanmadığımı kaybedemem. Peşinden koştuğun arkasından yalvardığın hiçbir orospu gibi önemsemedin beni. Telefonlarımı kapattım mesaj bile atmadın, fark etmedin kapattığımı ki hoş fark etsende rahatladın ne sikim yerse yesin dedin uğraşmadın. Ben seninle ne bok yiyeceğin inan hiç bilmiyorum ama senden iğrenmeye başladım. Mesela sana hiç sormadığım şeyler var? Belki de sonuna kadar benimle kalacak o sorular, ben örttüm kapattım güvenmeyi denedim. Seninki gibi bir kapatma da değil ayrıca. Öyle kapattım ki o anda unuttun ne yaptığını aklının ucunda yer bile edinmedi belki de. Bu yolun sonu ne olur bilmiyorum sonumuz ne olur bilmiyorum ama böyle devam etmek istemediğim kesin. Üstüme titrensin istiyorum, bana bir şey olabilir diye ödün patlasın, kıyama saçımın teline, gözyaşlarım seni içinde boğan okyanus olsun, öfkem ateşin olsun sarsın dört bir yanını. Öyle sev beni. O yürek sende varsa eğer..
Küçükken annem bayram için babamın kredi kartıyla kardeşimle bana birer çift dolgu topuklu babete benzeyen krem rengi üstünde taşları olan ayakkabı almıştı. Bayram sabahı babam annemi, dedemin duvarda asılı olan tüfeğiyle kovalamıştı. Çok küçüktük, elimizden bir şey gelmiyordu sadece annemi öldürmek için peşinden koşmasını ağlayarak baba nolur yapma diye yalvararak izleyebildik. Şükür annem o gün elinden kurtuldu ama hem kendine hem bize sonsuz bir cehennem olan adamı hediye etti. 22 yaşındayım her kutlama sabahında aklıma gelir, kutlama günlerinden nefret ediyorum!
Sen ey kendiyle yetinen;
Fosforun yeri gece,
Ne yapar gecesiz ateşböceği?
Belki anlamsız ve delice
Kumrunun inanılmaz yuvası
Bir direğin tepesinde.
Ama boşluktur biraz da
Bir kuşu biçimleyen,
Bence böyle, seni bilemem.
Sen ey kendiyle yetinen;
Ne derlerse desinler
Su eğimine gidecek.
Sen şaraba banılmış ekmek;
Deltasıyız bütün sözlerin
Ve söz sonunda bak nasıl
Senle bana gelecek.
Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz sürgünü,
Katlanan göğsündeki kayaya,
Sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
Ben bir çocuğa su vereyim burda,
Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık,
Eğer isteseydin.
Sen ey kendiyle yetinen;
Artık suyumuz bulanık,
Bir güneş bile olsa sonunda,
Yolumuz kırık, önümüz karanlık
Ve ağır tuğrası alnımızda
padişah yalnızlığın,
ama yine de umudumuz kalabalık...
bana verdiğin kleopatra bileziğini her gün takmamaya özen gösteriyorsam, denize siyah giysilerimle girip siyah bir kuğu gibi yüzüyorsam, kafamı erken imparatoriçeler gibi siyah bir tülle örtmek istiyorsam, su kenarında buluşan küçük erden kızlar hafif nörotik gülüşlerle leopardi okuyarak benim için sazlardan ve defnelerden bir taç örüyorlarsa, seni unutmak için trakl gibi ormanlarda amonyak koklayıp kendimden geçmeyi deniyorsam, saçımı portakal rengi yapıp kenarlardan örüyorsam, görünmez balıkçılımla dolaşıp kışın ona siyah bir yün kazak örmeyi düşünüyorsam, belirli saatlerde emredildiği üzere kafamı kutsal eğik bir çizgi üzre toprağın üzerine düşürüyorsam, halıları ve divanları sokağa dışarı taşan sade bir çadırda oturmak istiyorsam, kafamı geceleri o çadırdaki ak yastıkların üzerine düşürdüğümde, burası capri ve sen kayzer, işte ak yastığın üzerinde bir baş, benim başım…
lale müldür - yıldız madalyalı mektuplar
sanki yedi yaşındayım. balkonun demirlerinden ayaklarımı sarkıtmışım. suratımda bir tokat izi. o kadar küsüm ki,kendimle bile konuşmuyorum.
Ellerimin titremesini durduramıyorum düşüncelerimi susturamıyorum
ben de biliyordum gitmem gerektiğini ama insan binbir hevesle girdiği kapıdan apar topar çıkamıyor ki
sor ona, gece saat kaçtan sonra gündüz oluyor diye sor.
bir anda bastırır keder gece saat beşlere kadar
inan denedim gizlemeyi
tam ortasındayım. bazılarınız bilir, bir yerin tam ortasında olmak, hiçbir yere ait olmamanın ilk durağıdır.