Sami Mitolojisi
Bilinmeyen ve gözden kaçan en büyük gerçeklerden biri de Yahudi ve Arap'ların aynı ırktan yani Sami ırkından olduğu gerçeğidir. Kendileri de zaten aynı ırka ait olduklarını kabul ederler ve İbrahim peygamberin iki oğlundan, geldiklerini iddia ederler. Yahudiler İshak'tan geldiklerini, Araplar da İsmail'in soyundan geldiklerini söylerler.(Gerçekte böyle değil, ilerleyen yazılarımda bu konuya da değineceğim, umarım).
Filistin bölgesinde yaşayan Batı Samileri gerek Mısır ile gerekse kuzeydeki kavimlerle çok fazla kültür alışverişinde bulundukları için, güneyde kalan Samilere yani Araplara göre toplumsal olarak daha fazla ilerleme kaydetmişlerdir. Kral yöneticilerin, yanına bir de Tanrı'nın elçisini yani peygamberleri koymuşlardır ki toplumu daha iyi güdebilsinler. O yüzden bilinen tüm peygamberlerin Yahudi ırkına yani ortadoğuya geldiği varsayılır. Tarihi kayıtlarda, Tevrat da, İncilde ve bazılarını Kuranda duyduğumuz yahudi peygamberleri (Daniel, Samuel gibi) aynı dönemde yaşamış olan Sami krallarına yardımcı olmuşlardır. Bazılarıda peygamber kral olmuşlardır, Davud, Süleyman gibi
Sami ırkında Peygamber geleneği vardır ve tarihin her döneminde olmuştur. Bu gelenek sadece batı samilerinde(yahudiler) değil Güney samileri olan araplarda da vardır. Gerek Muhammed döneminde çıkan yalancı peygamberler(Müseyleme ve diğerleri) gerekse öncesinde pek çok peygamber(Tubba, Esed vb.) araplar tarafından kabul görmüş peygamberlerdir.
Dünya geneline baktığımızda sami mitolojisinin ürettiği dinlerin hakimiyetini görürüz. Norveçli insanlara bile Daniel, Samuel, David gibi sami isimlerini dedirten güç nedir sizce? Musa'nın denizi yarma mitolojisine? Yusuf'un mucizelerine, Süleymanın cinlere tapınak yaptırmasına inandıran güç nedir? Sami mitolojisi neden bu denli yayılmış ve kendini koruyabilmiş? Çağdaşları olan Yunan, Roma, Nors mitolojileri silinip giderken neden ayakta kalmış?
Bu denli yayılmasının sebebi, Samilerdeki gelişmiş edebiyat ve yazı tekniğidir. Hikayecelikte en az antik Yunanlılar kadar ileridirler. Avantajları Fenikelilerden öğrendikleri alfabe, Akdeniz havzasındaki ticari limanlara yakın olmaları ve son olarak Roma İmparatorluğunun sayesinde mitolojilerini Avrupaya din olarak ihraç etmeleridir ve oradan neredeyse tüm dünyayı etkilemişlerdir.
Hala etkin olmasının sebebi ise korkudur. Pagan dinlerden aldıkları Cehennem tasvirini çok güzel anlatmışlar ve neredeyse her şey için insanları korkutmuşlardır, inanmazsan hatta anlatılanları sorgularsan bile cehenneme gideceksindir. Sami kökenli dinleri, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamı hala diri tutan en önemli özellik mitolojinin sizi sürekli tehdit etmesidir.
Şöyle bir örnek verelim, Yunan Mitolojisinde Narcissos'un hikayesini hatırlayalım;
"Narcissos kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.
Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü . O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür."
Hikaye güzel değil mi? Ama şu an herhangi bir kişiye okuttuğunuza "Yaw güzelde, hikaye bunlar gerçekte olamaz" diyecektir size. Gerçekliğini mantıksal olarak kabul etmeyecektir. Peki bu hikayeyi oluşturan antik Yunanlı kardeşimiz, bu hikayenin sonuna; "Bu hikayeye inanmazsanız Hades sizi cehennemde yakacak, çok şiddetli işkenceler yapacak, öldürüp öldürüp tekrar diriltecek, azap çekeceksiniz, götünüze koyacak" kavilinde bir metin koysaydı durum ne olurdu? Hatta "ulan bu hikayeyi sorgulamak bile suçtur, Hades siker valla" diye olayı abartsaydı ne olurdu? Muhtemelen bu hikayeye ve diğer Yunan mitolojisine ait diğer hikayelere hala inanıyor olurduk.
Görüldüğü üzere Sami mitolojisi ve onun ürettiği dinlerin en büyük özelliği insanları çocuk yaşlarda korkutarak, onların sorgulamasını önlemesidir. Mesala Musa'nın denizi yarması mitolojisi kutsaldır ve sorgulanamaz. Narcisossun çiçeğe dönüşmesi ile aslında aynı oranda mucizedir, süper bir güç sağlamıştır. Ama Musa'nın denizi yaramayacağını kolay kolay iddia edemezsiniz çünkü çocukluktan beri beyninize tecavüz edilmiştir. Mitolojik bir hikaye olmasına rağmen inanmak zorundasınızdır.
Sami mitolojisinin ürettiği dinler, Roma ve diğer pagan imparatorlukların kurduğu medeniyetleri, bilim, kültür, sosyal yaşam alanında geriletmiş, avrupaya ve ortadoğuya uzun yıllar ortaçağı yaşatmıştır. Ortadoğu da hala bu dönem yaşanmaktadır. Sebebi de bu mitolojinin sorgulamaya izin vermemesidir.
"Fizik bilimi de neymiş? Rabbım istedi mi denizleri yarar. Fizik Musa'nın asasının kiridir" sözleri kulaklarımda çınlarken yazımı sonlandırıyorum.
Gelecek yazılarda görüşmek Üzere...
Lt. Dan Taylor











