img.youtube.com/vi/p-pFtaEoTG0/0.jpg
No title available
Cosimo Galluzzi
hello vonnie

❣ Chile in a Photography ❣

Origami Around
official daine visual archive
Xuebing Du

oozey mess
h
The Stonewall Inn
Not today Justin
$LAYYYTER
ojovivo

izzy's playlists!
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

ellievsbear
art blog(derogatory)
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
EXPECTATIONS

Andulka
seen from Türkiye
seen from Thailand
seen from Algeria
seen from Malaysia

seen from Russia
seen from South Korea
seen from Romania
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Australia

seen from Canada

seen from United States
seen from Thailand

seen from T1
seen from Egypt
seen from Uzbekistan

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
@orcunary-blog
img.youtube.com/vi/p-pFtaEoTG0/0.jpg
"Hiç bir zaman kask takmadım çünkü hiç klas gözükmüyor..."
"Kask takmayı sevmiyorum çünkü kask saçlarımı bozuyor..."
"Kask takmayı sevmiyorum çünkü beni aptal gösteriyor..."
Bisiklete binmek yüzde doksan zevk işidir. Geri kalanı ihtiyaçlarınız doğrultusunda şekillenir. Şehirde yaşıyorsan gündelik hayatında ulaşım aracı olarak kullanmayı hedefliyebilirsin ve bunun için belkide en uygun olan bisiklet türü seçmek isteyebilirsin. Ancak bisiklete tutkuyla bağlı olan birisi için pekte böyle gelişmiyor işler. Sanırım hemen hemen her türlü bisikleti kullanma deneyimine eriştim fakat yol bisikleti gibisi olamaz. Onun verdiği haz bir başka. Evden işe giderken şehir içinde yol bisikleti kullanmak; hızlandıkça rüzgarı koklamak, kimi zaman otomobilleri ardında bırakmak, trafiğin ne kadar yoğun olduğunun seni zerre kadar ilgilendirmemesi... Bunlar şehir içinde yol bisikleti kullanmanın verdiği avantajlar. Bu anları yaşamakta ayrı bir tat. Yani demem o ki şartlar el verdiği müddetçe nerede ne kullanman gerektiğinin pek önemi yok yeterki doğru aracılarla zevk al hayattan. İşte sihirli cümle buydu. Hayat, ben ve haz; aramızdaki köprü ise bisiklete binmek.
Sanki heryerde misafirim, geçiciyim. Ataları göçebe olan bir adam olarak şunu belirtmeliyim ki pekte bana göre değilmiş göçebelik. Açık denizde, bir kayıkta nereye gittiğimi bilmeden sürükleniyorum hissini taşıyorum. Evsizlik, yersizlik hissi bu. Etrafımdaki tüm belirsizlikler sürekli sanrılar görmeme sebep oluyor. Allak bullak ediyor düşüncelerimi. Bir süre sonra o sanrılar o kadar gerçek gelmeye başlıyor ki düş ve aslolan birbirine giriyor. Hangisini tercih etmem gerektiği konusunda yanılgılara düşüyorum.
Rahatsızım bu durumdan ama şöylede bir gerçek var ki garip bir şekilde bugün nereye gidersem gideyim; hiç zorluk yaşamadan hayatımı şuan olduğu gibi sürdürebilirim. Hızlıca şartlara adapte olabilirim. Çünkü bana heryer yabancı. Şuan bile gelip geçiciyim oturduğum sandalyede, kullandığım bilgisayarda, çalıştığım ofiste, yaşadığım evde... Dedim ya yersizlik hissi bu.
Bazen yaşadıklarım öylesine garip bir hal alıyorki bedenimin dışından başkaca biri olarak kendimi seyrediyormuşum hissine kapılıyorum. Bu bedende de yabancıymışım gibi. Hatta bazı anlarda ağzımdan çıkan cümleler bile bana ait değil; tıpkı düşüncelerim gibi. Tam anlamıyla aitsizliği yaşamaktayım. Yabancıyım; kendi bedenime, düşüncelerime bile..
Bana heryer yabancı olsa da ben sana yabancı gibi gelmeyeceğim. İnan bana herzaman tanıdığın ve bildiğin birisiyim ben.
The Lion Whisperer
Dünyanın en özel adamlarından biri Kevin Richardson. Aslanların dostu, hayran olunası şahsiyet.
Birçok kişiden duymuş olmalısın sağlıklı bir yaşam için haftada en az 3 gün ve günde minimum 30dk. spor yapmak zorunda olduğunu. Sağlıklı kalabilmek adına evet oldukça yeterli bir süre. Peki kendimizi ne kadar zorlamalıyız. Bunun sınırı nedir ? Spor yaparken neyi amaçladığımız önemli açıkcası. Keyif için spor yapıyor olabiliriz, kilo vermek, kondisyon kazanabilmek; sağlıklı kalabilmek adına yada profesyonel sporcu da olabilirsin. Süreyi ve sınırlarınızı tamamen kendin çizmelisiniz. Hiçkimse seni senden daha iyi tartamaz.
Bir süredir salonda spor yapıyorum. Antrenmanlarım içinde ağarlık kaldırmanın yanı sıra kardio da yer almakta. Salon antranörlerinden oldukça sık duyduğum üzere en fazla 45 dk. spor yapılması gerektiğini söylüyorlar. Sezgilerim beni yanıltmıyorsa bu cümlenin altında; üye sirkülasyonunu artırarak salonun popülasyonunu maximize etmek yatıyor. Sonuçta onları hor göremem kâr elde etmek amacı güdüyorlar. Esasında salonda kapalı bir ortamda spor yapmak bana göre değil. Açık havada olmam gerekiyor koşarken; rüzgarı yüzümde hissetmem. Şu dönem içersinde mevsimsel koşullardan dolayı salona mahkum oldum.
Konumuza dönecek olursak spora başlamadan önce muhakkak güzel bir ısınma ve esneme evresinden geçmelisiniz. Bu süreyi 10 dk' dan daha az tutmamanızı önermekteyim. Kardio ise minimum 20 dk. yapmanızı öneririm ki vücutta yağ yakım işlemi ortalama olarak 20.dk sonrasında başlamaktadır. Bundan sonrası tamamen sizin bünyenize kalmış durumda. Bir eşik düşünün bünyenizin zorluğa ve yüksek tempoya katlanabildiği bir eşik. Bu eşiğe ne kadar yaklaşırsanız sizin için o derece iyi. Ancak bu eşiği çok zorlayarak geçerseniz ; sonrası size zarar vermeye başlayacaktır. Benim yaptığım antrenman haftada en az 3 gün ve günde ara dinlenmelerle birlikte 2 saati bulmaktadır. Ayrıca haftada en az 3 gün ve günde en az 40 dakika açık havada bisiklete binmeye özen gösteririm.
Her nekadar spor yapmak çok önemli olsa da işin büyük bir bölümü dengeli beslenebilmekte. Dengeden kastım beslenmek için kati zaman dilimleri ve ihtiyacımız olan mineraller, vitaminler. Sabah kahvaltısı büyük bir önem arz etmekte. Ayrıca aç karınına asla spor yapılmamalı. Spordan en az 1 saat önce kolay sindirilebilen gıdalar tüketmekte fayda var. Antrenmandan sonra fazlaca su içmeyi unutmayın ve zarar görmüş kas dokunuzu onarmak için protein ağarlıklı ana öğününüzü tüketin.
Sporu alışkanlık haline getirecek motivasyonu yakalamanız sizin faydanıza olacaktır. Bu işin gerçek püf noktası motivasyondur. Kendimize hedefler koymalıyız. Hedeflerimize ulaştığımızı, yaklaştığımızı görmek bizim motivasyonumuzu daha da katlayarak yükseltecek ve bu da bizi hırslandıracaktır. Bundan dolayı değişiklikleri gözlemleyerek belli peryotlar içinde verileri raporlayabilmemiz önemlidir. Sizi motive edecek etkenler keşfetmeye çalışın. Kendimden örnek verecek olursam müziksiz spor yapamam. Sizde belki sizin gibi hedefleri olan bir spor arkadaşı edinebilirsiniz. Spora hayatınızın bir parçasında mutlaka yer verirmelisiniz.
İnsanoğlu öleceğini bilerek yaşadığından, yaşarken herşeyi yokediyor. Yıkımlarınız; yaşadığınız kısacık insan ömründen tatmin olmak adına.
Cafe De Kedi
Yavru bir kediyi kucağıma aldığımda ne kadar çelimsiz olduğunu hissettim. Aklımdan geçen ilk düşünce bu kadar çelimsiz bir canlının nasıl olupta neolitik çağdan itibaren varlığını idame ettirebildiğiydi. Esasında bunu hep yaparım ben. Merak ederim türlerin modern zamanlara taşınma efsanelerini. Dönemler boyunca neleri atlattıklarını, hangi güçlüklerle karşılaştıklarını... Kısacası yaşam mücadelelerini. Türlerinin günümüze nasıl taşındığını tam olarak bilemesekte hayatta kalma mücadelelerinin ne kadar zorlu olduğunu gözlemliyebiliyoruz. İnsanlık zarar vermeye, yok etmeye programlanmış gibi. Garip olan ise sahip çıkma ve sevebilme duygusu.