Dolunay mı?Umarım.
Son zamanlarda tahammülsüz ve hatta sinirliyim. İçimde minik minik öfke patlamaları yaşıyorum. Sebepsiz yere diyeceğim ama bence hiç de sebepsiz değil. Kendime göre sebeplerimde haklıyım. Fakat kimseyi kırmadan, incitmeden, içimdeki canavarı kontrol altına almaya çalışıyorum. Pms gibi ama değil gibi. Mesela hemen hemen etrafımdaki herkesi severim, yani bir derdim yok etrafımdakilerle. Ne iş arkadaşlarımla, ne özel hayatımda. İyi yani. Peki şu aralar? Herkes pek bir ukala geliyor bana, sürekli sanki bana baskı yapıyorlar, her söylediğimi irdeleyip hiç de hayatı kolaylaştırmada yardımcı değiller. Hatta zorlaştırmak için özel çaba harcadıklarını düşünüyorum.
Bu duygudan uzaklaşmak için okuyorum. Makaleler olabilir, araştırma yazıları olabilir hepsini okumaya çalışıyorum. Ama orada yazanlara da kızıyorum. “özgürleş” diyor mesela yazılanlarda. “yüklerinden kurtul, özgürleş” şimdi size iç sesim ne dediğini direk yazıyorum. “nereye özgürleşicem amk! (bir de terbiyesiz) işten eve evden işe gidiyorum, ödemem gereken faturalar var, yapmam gereken bir sürü şey var çamaşırları makineye atmak, bulaşık makinesini boşaltmak een basit ama yapmak zorunda olduğum şeyler. nasıl özgürleşicem?” şehirli insanın özgürleşmesi nasıl olur bilen gelsin bir anlatsın. Özgürleşmekten anladığım şey yanlış belki de. Bana özgürleşmek kelimesi, daha bayıra yayılmak, insanlardan uzaklaşmak, doğaya dönmek gibi çağrışımlar yapıyor. Sanıyorum kast ettikleri bu değil.
Yoga yapıyorum demiştim. Harika bir yolculuk benim için. Bu konu ile ilgili konuştuğumda herkesin denemiş olduğunu herkesim bir yerlerden medet ummuş olma çabası içinde olduğunu görüyorum. Biz şehirliler acı çekiyoruz bence. Gerçekten. Hafta sonları maçka parkına gitmekten başka bir doğa olayımız yok, o da hava güzelse. Onun dışında kahvecilerden medet umuyoruz. O da ay sonu değilse.
Az tüketmeye çalışıyorum, minimalist yaşam felsefesini hayatıma geçiriyorum, fakat son zamanlarda başkalarına karşı kuruluyorum. Sürekli alış veriş yapan, kürk giyen, hayvanlar için su ya da mama vermeyen, çöpünü ayrıştırmayan insanlara bileniyorum. Tamam saçma biliyorum gelmeyin üzerime. Aslında böyle biri değilim. Aslında herkes elinden geleni yapsın yapabildiği kadarı yeter mantığıdır benim mantığım. Dedim ya kızacak çatacak yer arıyorum.
Tabi ki yazık ki bundan manitada nasibini alıyor. Henüz onun haberi yok ama korkunç bileniyorum ona. Her işi kendim yapmak zorunda kalıyorum, umrunda değil bir çok şey sanki. Bir el at adam bir ucundan tut yok. Öyle durup benim o şeyi çözmemi seyrediyor sanki. Bak yine yükseldim gideyim de bitki çayı filan içeyim, çünkü kahve içersem Hulk’a dönüşeceğim sanırım.
Namaste








