Sürekli eskinin güzel olduğunu söyleyen yaşlılara döndük. Gözünüzü seveyim şu z kuşağını eleştirmeyin yok dinledikleri boş vs diye kendimi yaşlı hissediyorum moralim inanılmaz bozuluyor
cherry valley forever
ojovivo

No title available
Not today Justin

blake kathryn
🪼

oozey mess

⁂
Keni
$LAYYYTER
Today's Document
Cosmic Funnies

tannertan36

No title available
KIROKAZE
Claire Keane

Kaledo Art
Monterey Bay Aquarium

祝日 / Permanent Vacation
i don't do bad sauce passes

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Italy

seen from Bangladesh
seen from United States

seen from France
seen from Dominican Republic

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Netherlands

seen from United States
seen from T1

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@otekikiz
Sürekli eskinin güzel olduğunu söyleyen yaşlılara döndük. Gözünüzü seveyim şu z kuşağını eleştirmeyin yok dinledikleri boş vs diye kendimi yaşlı hissediyorum moralim inanılmaz bozuluyor
“Bacakların çok güzel boyunu kilonu sorsam” böyle bir mesaj aldım bugün dümdüz bakın naberden hemen sonra 1-2 gördüğüm birinden. Böyle mi oluyor artık
Bugün vitamin vb takviyelerimi yenilediğim bir gündü. Bir an şunu fark ettim ortalama kazanan bir insanın sadece kendisi için bile bu takviyeleri alması lüks sayılıyor. İnanılmaz derecede beynimiz uyuştu ve fark etmiyoruz artık. Mesela düzenli spora gittiğimi duyan herkesin ilk sorduğu şey fiyatı oluyor genelde. Herhangi bir şey ile ilgilenmek için önce maddi gücümüzün yetip yetmediğine kodlandık artık
Arkadaşlar bugün 7 yaşında bir çocuktan benim içim müthiş bir hayat tavsiyesi aldım. Yapamadığı bir iş ile ilgili konuşurken “ama en iyimi deniyorum” dedi. Mükemmel bir şey değil mi? En iyimi deniyorum alnıma dövme yapmak istedim
Bakın bugün o kadar hiçbir şey yapmıyorum ki tabletimi takside unutmuşum onu bile gidip almak istemedim
Çocukluğumdan beri gece iki üç gibi uyanır su içerim sanki yoklama alınıyor gibi sektirmiyor yani vücudum. Bu gece bir şekilde uyanmamışım ve rüyamda bakın RÜYA altını çiziyorum su içiyordum. Gece 04:22 gözümü su diye açtım. Bilimsel bir açıklaması varsa söyleyin ama ben deli olduğumu düşünüyorum.
Sosyal medyada görünür olan psikolog ve psikiyatrlar içerik yoksunluğu mu çekiyor nedir, yaptıkları bazı genellemeler sınırları zorluyor artık ya. Arkadaşımız “nereye gidelim” dediğinde “hiç fark etmez” diyorsak sorumluluk anksiyetesi sebebiyle kaçıngan davranıyormuşuz mesela. Gerçekten nereye gidileceği zerre umurumuzda olmayabilir mi acaba, maksat arkadaşla yan yana gelmek olunca samanlık seyran oluyor olabilir mi? Sağ bacağımız uyuştu diye bacak bacak üstüne atıyor olabilir miyiz mesela, niye karşımızdaki insana üstünlük taslıyor oluyoruz? Niye kapasitemizin farkında olup olgunlukla “benim bunu yapacak becerim yok” dediğimizde hemen kendi kendimizi sabote ediyor oluyoruz? Yok kıçını kaşıdın götüngen mi bağlanıyorsun, aman bugün iki kere mi sıçtın kesin sıçıngan kaçınıyorsun falan - bi’ salın daa.
Bu durum beni inanılmaz rahatsız ediyor. Ben genelde kiminle oturduğuma önem veririm nerede olduğumu değil. Ama ne zaman sosyal medyaya girsem “fark etmez insanı” olduğum için terapinin bile kurtaramayacağı kadar kötü durumda olan insan ilan ediliyorum. Hatta bir ara toksik ilişkilerin altını kazıyan psikologları konuşmak istiyorum.
Bin yıl önce tumblrdan tanıştığım arkadaşımla yolda karşılaşıp kahve içtik. Kaç kere başınıza gelebilir???
Yasemin kokulu ve aromalı şeyleri çok seviyorum ya. Çöp torbasından diş macununa, yüzey temizleme mendiline kadar mümkün olan her şeyim yaseminli. Bugün bir ara burnuma dayadığım çöp torbası rulosuyla huzur bulmaya çalışıyordum dşdm. Sizin var mı böyle kafayı taktığınız belirli bi’ koku?
Yasemin kokusuna takıntısı olan tek insan benim sanıyordum öyle bir yalnızlık. Bir ara deli gibi parfüm arıyordum daha doğrusu en iyisini bulma çabam vardı
Fatma Nur öğretmenden bahseden bir meslektaşı şey diyor “arabasını gördüm tek kalmış şurda, çocuğunun montu arka koltukta duruyor.” Son zamanlarda duyduğum en ağır cümle ya, “çocuğunun montu arka koltukta duruyor…”
İki öğretmen çocuğu olarak şunu söylemek isterim
Şu her şeyi hak gördüğünüz "dokunulmaz çocuklarınız" var ya hani doğruyu yanlışı, kendisinden başkasına saygı göstermeyi öğretmediğiniz ama gürültü yapmasından şikayet eden insanlara bile rahatlıkla "kurban ol sen benim çocuğuma" dediğiniz çocuklarınızsizin ogretmeye tenezzül etmediklerinizi öğretmeye kendini adamış insanların büyüyünce katili oluyor.
Bugün tek derdim hangi kitabı okuyacağımı seçmek. Uzun zamandır iki kitabı aynı anda okuyorum çabuk dikkatim dağılıyor diye ama şöyle bir sorunu var bu durumun kitapların bitme süresi uzuyor yine aynı şey oluyor. Öyle bir kitap seçmeliyim ki bu kahrolası odak süreme yenilmesin… Bir destek atarım diyorsanız seçeneklerimi atacağım.
İzin günüm ve asla yerimden kalkamıyorum. Ama benim başlamak istediğim kitabım gitmem gereken sporum var. Bunları yapmazsam akşam kendimi bok gibi hissedecem koca bir günü çöp gibi harcadım diye.
Arkadaşım aradı ve hiçbirini yapmadan onunla yemeğe geldim işte istikrar
İzin günüm ve asla yerimden kalkamıyorum. Ama benim başlamak istediğim kitabım gitmem gereken sporum var. Bunları yapmazsam akşam kendimi bok gibi hissedecem koca bir günü çöp gibi harcadım diye.
Bir şeyi daha dile getirmek isterim. Eskiden burada bu kadar reklam yoktu. Yaşlılar gibi her şeyden şikayet eder oldum. Birazdan başlayacam buralar hep dutluk…
Yıllar sonra buraya tekrar dadandım. Evlenmiş hatta çocuklarınız olmuş. Ben niye bıraktığınız yerdeyim :)))
Kitap yıllar önce beni bu kadar germemişti. Daha bilinçli biri mi oldum değiştim mi bilmiyorum ama hatırladığımda korkunç bir ilişki
Belki çok kestirip atmak diyebilirsiniz ama Masumiyet Müzesi’ni okurken Kemal’den nefret etmiştim ve zorla bitirmiştim. Kafamda Bir Tuhaflık’ı okurken Mevlüt’ten de nefret etmiştim. Orhan Pamuk’un kaleminden çıkan erkek karakterleri beni boğuyor, öldürüyor bencillikleri ve yüzeyselliklerine katlanamıyorum.