#komilu
#çamlıhemşin
One Nice Bug Per Day
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

PR's Tumblrdome
Alisa U Zemlji Chuda

Love Begins
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Discoholic 🪩

roma★
Xuebing Du

❣ Chile in a Photography ❣
i don't do bad sauce passes
I'd rather be in outer space 🛸
we're not kids anymore.

祝日 / Permanent Vacation

pixel skylines
art blog(derogatory)
No title available
AnasAbdin

tannertan36
$LAYYYTER
seen from Australia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from South Korea
seen from United States
seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Australia
seen from South Korea
seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
@oyle-dema
#komilu
#çamlıhemşin
ey kavmim...
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
dönüp de bakmazsın ölülerine.
lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvın.
acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.
ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıdını...
bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın
çalınanlarına.
tanrı'ya yakarır ama firavunlara taparsın.
musa kızıldeniz'i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.
ey kavmim...
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
korkarsın kendinden olmayan herkesten. ve sen kendinden bile korkarsın.
hazreti ibrahim olsan, sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın.
hazreti isa'yı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın.
gündüzleri maria magdalena'yi orospu diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın.
zebur'u, tevrat'ı, incil'i, kur'ân'ı bilirsin.
hazreti davud için üzülür ama golyat'ı tutarsın.
ey kavmim...
sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
dönüp de bakmazsın ölülerine. lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın. ama sen
kendi acına da yabancısın.
kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin.
her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.
merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin.
ve nefret edersin dilencilerden.
utancı bilir ama utanmazsın.
tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.
bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.
ey kavmim...
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.
senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.
örümcek olsan hazreti muhammed'in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin.
her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin.
hazreti hüseyin'in kellesini vurmaz ama vuranı alkışlarsın.
muaviye'ye kızar ama ayaklanmazsın.
hazreti ömer'i bıçaklayan ele sen bıçak olursun.
ey kavmim...
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
ölülerine dönüp de bakmazsın. lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın.
ama arkana baktığın için taş kesileceksin.
ve sen kendine bile ağlamayacaksın.
komşun aç yatarken sen tok olmaktan haya etmezsin.
musa önünde kızıldeniz'i açsa o denizden geçemezsin.
tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.
ey kavmim...
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
(6 haziran 1996/yeniyüzyıl)
AHMET ALTAN
#shanghai
VAY KURBAN
Dağlarının, dağlarının ardı,
Nazlıdır.
Uçurum kıyısında incecik bir yol
Gider dolana - dolana,
Bir hastan vardır, umutsuz,
Belki Ayşe, belki Elif
Endamı kuytuda başak,
Memesinin, memesinin altında,
Bir sancı,
Bir hayın bıçak...
Ölüm bu,
Fıkara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hasreti uykularda,
Hasreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda...
Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
Hiç akıl edip de düşünen var mı?
Gün kimin hesabına tutar akşamı,
Rahmetinden kim demlenir bulutun,
Hayırlı evlat makina
Nasıl canavar kesilir.
Kurdun, karıncanın rızkını veren
Toprak nasıl ayartılır,
Yüz vermez topal öküze,
Ve almaz koynuna kara sabanı.
Sepetçioğlu'm kömür işçisidir,
Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif
Mal, haraç - mezattır,
Can, pazar - pazar.
Kırmızı, ak ve esmer,
Yumuşak ve sert buğdaları
Yaratan ellerin sahibidir bu,
Kör boğaz, nafaka uğruna,
Haldan düşmüş, tebdil gezer...
Dağlarının, dağlarının ardı
Nasıl anlatsam...
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban...
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu'dur ol hikayet,
Ol kara sevda.
Seni sevmek,
Felsefedir kusursuz.
İmandır, korkunç sabırlı.
İp'in, kurşun'un rağmına,
Yürür pervasız ve güzel.
Sıradağları devirir,
Akan suları çevirir,
Alır yetimin hakkını,
Buyurur, kitabınca...
Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uyanmasın dağ.
Bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarından karanlık,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin ışığında yeraltı.
Her mevsim daha genç, daha verimli,
Sunar, pırıl - pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
Elimizin hünerinde yeryüzü.
Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
Ol kitapta böyle yazılıdır,
Ol sevda, böyledir çünkü...
Ahmed ARİF
KAR ❄️
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Ahmet Münip Dıranas
yazdıkların belirli bir kitaptan mı?
Hayır maalesef…
YALNIZLIK
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun tellersin
pullarsın gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün.
Köpürmüş gelen bulutları.
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı.
Tanrı kimsenin başına vermesin
böyle bir yalnızlığı!
Yaşar Kemal
KİBİR DESTANI
Dağı ovayı doldurmuş bir feryat,
Kimine cennet düşmüş kimine arasat
Tevazu kibr’in üstüne bir at sürmüş,
Kibir bir bakmış bir atı bin at görmüş.
Âsî kibir, hiç bırakmamış işi,
Dağ başını tutmuş geçirmiş kışı.
Tevazu, bir ırmak olup akmış,
Belli ki derdi denize varmakmış.
Ne kadar güçlü aksada pınar,
Varamaz denize, toprağa sızar.
Su suyla kavuşur,
Başka sularla buluşup denize ulaşır.
Denize kadar ırmak idi adın,
Gerisini bırak denize vardın.
İnci hayal değil ki, deniz olana,
Ya altın,
Neden hayal olsun ona.
Her bir dalgada bir cevher bulasın,
İnci, mercan, yakutlar bulasın..
Budur sermaye bu bahre dalana
Arı dirlik gerek cevher bulana
Yendi tevazu yüz bin çevik eri,
Zapt etti bütün deniz ve kaleleri..
Ne demişler, tevazu edeni define bekler,
Yüce yer gözeten de derdine dert ekler
Tevazuyla gelsen meydan senindir,
Cevher senden çıkar maden senindir....
Yunus Emre
YAŞA DÜNYADA
Yenə də gözlərim gözündə qalıb
Gördüyüm mənaya qurban olaram
Əgər həqiqətsən,mən həqiqətə
Röyasan,röyaya qurban olaram.
Söhbətin şirindi, gülüşün təzə,
Saldın ürəyimi eşqe, həvəsə
Sən ayag basdığın o yola ize,
Çəmənə, səhraya qurban olaram.
Çatsın hər muradın başa dünyada
Bir arzun dəyməsin daşa dünyada
Bu dunya gözeldi, yaşa dünyada
Sən olan dünyaya qurban olaram.
Nəriman Həsənzadə
Otuzbeş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı
MAKBULDÜR
Faydası olmayan bahardan yazdan,
Yüce dağ başının kışı makbuldür.
Cahilin yaptığı sohbetten sözden,
Alimin hayali, düşü makbuldür.
Lokma yeme muhanetin elinden,
Kurtulaman sonra acı dilinden,
Namertlerin kaymağından balından,
Merdin kuru yavan aşı makbuldür.
Hüdai konuşur bir ince dilden,
Hal ehli olmayan bilir mi hâlden?
Bilgisiz, görgüsüz, duygusuz kuldan,
Ölülerin mezar taşı makbuldür.
Aşık Hüdai
Sevilen kaçar, kaçan sevilir , kıymetli olur , senin gibi…🥰
İNCİTME
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince.
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.
Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa.
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit.
Suyundan içtiğin vakit
Kaynak senden incinmesin.
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana.
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin...
19 Ocak 1999
Abdurrahim Karakoç
(1932 - 2012)
Komünist rejimin tutukladığı Milada'ya cezaevi arkadaşı sormuş: "Seni neden tutukladılar?" Milada’nın cevabı:
“Çünkü yapabiliyorlar"
Memleketim
Memleketim, memleketim
Ne kasketim kaldı senin ora işi
Ne yollarını taşımış ayakkabım
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan
Şile bezindendi
Sen şimdi yalnız saçımın akında
İnfarktında yüreğimin
Alnımın çizgilerindesin memleketim
Memleketim, memleketim...
Prag, 8 Nisan 1958
Nazım Hikmet ❤️
Geçme namert köprüsünden
Bırak alsın, sel seni !
Yatma çakal yatağında
Bırak yesin, Aslan seni !