Joel, get up... THE LAST OF US (2023- ) — 2.02 “Through the Valley”
ah joel ah ya... üzümlü kekim.
No title available
almost home
No title available

if i look back, i am lost

shark vs the universe
KIROKAZE
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
TVSTRANGERTHINGS

No title available
occasionally subtle
Monterey Bay Aquarium

@theartofmadeline

Kaledo Art

Andulka
Jules of Nature

Product Placement
trying on a metaphor
No title available

#extradirty
Cosimo Galluzzi

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Saudi Arabia
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from France
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Japan
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
@paradokstepesi
Joel, get up... THE LAST OF US (2023- ) — 2.02 “Through the Valley”
ah joel ah ya... üzümlü kekim.
evin yolları hep sana yürümek içinmiş. kimi evlerdeki çiçeklerin kaderi de hep sonbaharmış. 🧡
sayfalarca yazıp tükettiğin insanın günün birinde tekrardan saçma bi şekilde karşına çıkması kadar hayatın kötü ve absürd yanı yok. yani bir şey hissettiğinden de değil. affetmek çok garip, çok zor edinilen bir hismiş onu anlıyorum son günlerde. olduğu gibi de affetmek değil ismini koyamadığım bir şey işte. senin sayfalarca yazdığını, günlerce aylarca kabuslarında karşına çıkan adamın bir gün hiçbir şey yaşanmamış gibi kendi vicdanını rahatlatmak için ‘’aynı yerden’’ canı yanınca özür dilemesi değil hayat ya. kabul edemiyorum.
bugün kendime şunu söylerken buldum ve dakikalarca ağladım: “kendime zaman veriyorum. ama ne kadar zaman vermem gerektiğini bilmiyorum. hayatıma birini alamıyorum. o kadar birinden hoşlanmıyorum. çünkü hayatıma birini alma fikrini bile (ki çok isterim) olmuyor, yapamıyorum. kimseyi beğenemiyorum. kimseye dair bi şey hissedemiyorum. hissedemiyorum. benim hislerimi çaldı. hislerimi çaldın. böyle bi insanı tırnak içinde herkesin bildiği gibi affetmek aklımın ucundan bile geçmiyor. ama ne yapmalı? kimseyle kanlı kalamıyorum. barışmak ya da affetmek de değil, adını koyamıyorum. bağışlamak belki… ne ben de bilmiyorum. bunu hissediyorum. ve bunca his bunca münakaşa çok zor. yaralanan sen, çözümü bulmaya çalışan sen. çok zor…”
“Gözlerini kapat ve sen düşün
Benim yerime o dağları
Nasılsa yolu yoktu hayalimde
Bir nehir akar, hiç durmazdı”
tam da böyle günlerde.
keşke böyle uzun bi yolun sonunda ağlasam ağlasam ağlayacak artık bir damla gözyaşım, takatim kalmasa ve her şey son bulsa. OH BE desem. keşke böyle basit olsa.
başlangıçlar istedim. hiç yürümediğim bir yolu içimde büyütüyorum. ya da yolda olmak istediğimi biliyorum. sadece bu duygu. bir yerlere yetişmeye çalışma hissi. öncemde beni alıkoyan ne varsa her şeyi bir kenara bırakabilecek miyim emin değilim. yalnız olduğumu görebiliyorum. ertesilerde yeni biri olacağımı da.
bu kaçıncı kış tek başıma göğüs gerdiğim? bahar yaklaşıyor ben korkuyorum. bak bir beyazım daha çıktı. artık sayılarını bilmiyorum. kızıyorum. öfkeleniyorum. ama söylemek istiyorum bak bir tane daha çıktı diye. ama susuyorum. sebebi sensin çünkü. bir ilkbahar daha yaklaşıyor ve ben çok üşüyorum.
ben sana kıyamayıp seni affettiğim için, kendimi hiç affetmedim.
aynı şekil oturuyorum
bu kendime bir not:
çaresizce başkalarına merhem olmaya çalışırken kendini yok saydığın,
kendimi bildim- buluyorum derken her gün yeniden kaybettiğin,
gülmeye çalıştığın ama kendine zaman vermediğin,
uyuyamadığın gecelerde sabahlara kadar seni anlamayanlar için ağladığın
ve kendini sevmekten vazgeçmek noktasına geldiğin için,
senden özür dilerim.
seni tekrardan büyütmek, bulmak dileğim olsun.
Bazen
Onu denizle bir yapan rengiyle bir gemi, seni bir kıyıya getirir. Gökyüzüyle boyanmış bir panjur, ardında sakladığı mahremlere aldırmadan sonsuza açılır. İçine dalgaların beyazını doldurduğun bardaklar, bir dolup bir boşalır Gelip kalbine yerleşenin, seni yok ederken yeniden yarattığını anlarsın. Tabelaları görünce hatırlarsın,
“Evet bu hala insanların dünyası”
Deldikleri kayaların, düzledikleri engebelerin üzerinde Sanki ağaçları eğen o rüzgar hep senmişsin gibi ilerler, Yükseldikçe yeryüzüyle aranda oluşan farka değil de
Kanatlarının olduğunu sandığın yerlerde kemiklerini bulmana şaşırırsın. Ayakların öpüldükleri için yönlerini değiştirir Aklın, seni kimsenin gitmediği tepelerde dolandırmalarına ses çıkarmaz, Ellerin, kaybolduğun patikalardaki kapıları yabancılamaz olur. Bazı boşlukların, içlerinde ruhların sözlerini tuttuğu için dolu olduğuna, İncecik mumların titrek ateşinin tüm dilekleri olduracağına inanırsın. Ama sonra Bindiğin o gemiler güvenli limanlarına döner, panjurlar kapanır, bardaklar raflarına kalkar, çantalar da motorundan ayrılır. Zaman uykusundan uyanır. Getirir, açılır, boşalır, karışır, yerleşir, yeniden yaratır, şaşırır, inanır ama unutursun da. Maviyi renk sanırsın. Halbuki ışıktır;
Denizle gök arasındaki alemlerde, sadece iç içe geçerek dönüşenlerden yansır.
bi çok şey demek istiyorum. ama hiçbirinin ne somut bi izahı var ne de işte kelimelere dökebiliyorum. zaten hep öyle değil miydi benim için? beni çok üzen anlarda bile hatırlamazdım kim ne dedi, ne oldu. hep hissi hatırlarım.
şimdi de hissi hatırlıyorum. unutmam zaten şuan mümkün değil. unutamam.
buldum. ne kadar zor olsa da buldum, bulduk sandım. ben ne kadar çabalarsam, o da öyle çabalar sandım galiba.
bi çok yanlışa, bi çok olmaza, bi çok üzüldüğüm şeye rağmen hep iyiyi düşündüm. ilk kez hayatımda. çünkü o sandım. bilmiyorum şimdi koca bir boşluk.
böyle mi olmalıydı diyorum. bu kadar mıydı çabası, ben dağ gibi bir şey kurmaya çalışırken. bu kadar mıydı? bu kadar kolay mıydı?
yanılmışım. dağ gibi sağlam olan yine benmişim. insanların ettiğiyle kalmışım. büyümüşüm. öğrenmişim. kendimi bulmuşum.
kendini bilmeyen, kendini bulmayanlara şans vermişim. ah salak kafam…
cesaret ettim, vazgeçtim. kendime sıkı sıkı tutundum. ne çok şey oldum. iyi ki oldum.
kendime sıkı sıkı tutunamıyorum şimdi. iyi ki oldum dediğim her şey silinmiş gibi.
inatla sorduğum bu soruların karşısında...