bir gün aşağıdan bakacak herkes çiçeklere.

if i look back, i am lost
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
ojovivo
RMH
will byers stan first human second
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
noise dept.
macklin celebrini has autism
official daine visual archive
Cosimo Galluzzi

Love Begins
art blog(derogatory)
$LAYYYTER

shark vs the universe
Fai_Ryy
🪼
NASA
d e v o n
No title available
No title available
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Poland
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Colombia
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Finland
seen from Bangladesh
@yazmasamaglayacaktim
bir gün aşağıdan bakacak herkes çiçeklere.
yaşamı düz bir yol gibi düşünmek ve ilerlediğini sanmak gibi çok az sayıda müthiş yanlışlar yapma şansı var. hey, yalan bu. numaralandırdığın hisler ve rulet masasında gibisin aslında. aynı yerden kaç kez geçtiğini bilmiyorsun bile bu sayede. dönüp duruyorsun. durana kadar. ya da. küçük akvaryumunda balık. biliyor onu durduranı. biliyor. fakat camı kıramayacak kadar güçsüz.
bu kadar kötülüğü senin o güzel ellerine yaptıran dünyadan çok korkuyorum
her şey düzeltmeye değer değil
inatla ve inatla ağıt.
1.
saçları olsaydı acının, tarardım, babalık yapardım fakat, babasını öldürüp piçim demesine razı edildim. güzel ve suçsuz her şey bir deniz gururuyla içimde infaz, kalbimse idam sehpası edildi.
sonra gelen her mutluluk ve huzuru şartlarımız hüseyin ve yusuf yaptı. eğer dilim kopmasaydı her şeyi anlatır, bitmeye de razı gelir dudağımdaki çiçeği de ellerine koyar giderdim.
ama yetinmedi hiçbir şey kan döküldü, bakıldı ki kan benzin gibi alev aldı içimde bakıldı ki sönmüyor bakıldı ki hala yandıkça acıyor ve küle dönmüyor kalpler ve ben yeniden öldürülebilir bir şey oldum: denildi ki, herkes ağlasın tüm gözyaşlarını toplayıp dökelim, tümünün yağmuru iyi gelir,
işte o yüzden, ağlamayan bir sen kaldın, bir sen bu kalp için saçlarını tarayayım kere ağla lütfen saçlarına kurban olayım ki ağla.
2.
gülüşünün kıyısına zeytin astığını biliyorum aslında çizilmiş zeytinler, bıçaklanmış zeytinler
yani babasız her kahvaltın, umutsuz ve ışıksız her kahvaltı, ne kadar gülümsesen de o sabahlarda, ne kadar iyimser olsan da dünyaya, o buruk kısmından, bir zeytinin o eksikken o denli tatlı oluşundan intikam alır gibisin
bu sofradaki her şey ölebilir baba diyorsun içinden baba ölebilir artık diyorsun: sen ölemez miydin elindeki poşetten çıkmayan her meyve çürüyebilir kiraz çok güzelse örneğin bana ne baba
gülümseyerek zeytinler gülümseyerek biten şeyler, biliyorsun şanslı zeytinler onlar şanslı bir tabak sofranda, böyledir bir fabrika bir sürü ürün üretir senin aldığın aralarında en şanslısıdır örneğin birini kırdıysan da şanslıdır ya o insan
gülüşüne zeytin astığını hakikaten biliyorum, ve böylesi bir intihar için öpüşümde zeytinler yetiştiriyorum aslında
böyle şeyler söyleyebiliyorum, çok anlamı derin kelimeler kullanamadan yan yana gelince okunuşu güzel cümleler, hikayeler süslü, güzel hikayeler, imrenesi hikayeler duyulmamış enteresan sözler yok işte, hikayeler yok zeytinler, kahvaltı, umutsuzluk, az garibanlık yani geldim işte, öyle zeytin tadı az içimde üstümde ne varsa onunla giyecek başka elbisem yokmuş gibi yıkayıp yıkayıp ne kadar kirli olsa da aşklar temizleye temizleye
geldim sahiden başka elbisem yokmuş ve okul önlüğüyle işe giden çocuk gibi, koştura koştura o askıdaki asılı tulumu kendine dost bellersin ya öyle asılan bir zeytini dünya belledim. öyle işte, zeytinler, hikayeler ve çizikler.
o zeytinleri evet, astım demekle de olmuyor, anasını da böyle belliyorum dünyanın. böyle imdat. böyle çığlık.
tut ki dünyada kalan tek nefessin tut ki ölmekte olan bir astım hastasıyım
3.
kolay değil nefessiz kalmak kolay mı, bir anı kan tükürrrrrrrdükçe uzaklaşıp temiz kalmak, sen de kalamazsın. verem olmuş bir şehirden kaçtığını anlatma onlara.
burayı ben, bırak, bana, halledeceğim. olmak istediğini sandığın yerlerde yine olmadığını anlayınca, unut: geri dönmek öldürülmüş her çocuğu diriltip tekrar öldürmektir sen yine başka şehirler
sen bir caddeyi çantana sıkıştırıp gidebiliyorsun, bu mümkün geldiğin yerde o çantayı açıp bakıyorsun sonra, beraberinde hepsi gelmiş ama tüm kaldırımlar, bütün dükkanlar ezilmiş ben oralarda bir sokak lambasında asılı kalmışımdır elbette
dönme: bu hiç sorun değil.
4.
ki dönülmez.
hep mi gazete hep mi ceset torbaları, yol kenarlarında öldürülmelere evet ama esmer bir çocukla örtülsündü üzerim. kıpkızıl bir çığlıkla uyandırılmak isterim.
hergele ricasıdır: ölerek güzel ve ebedi bir uykuya dalan kadınlar ki onlar, hayatımız boyunca ne söylesek yine de yakışmadı ne kadar sarılsak yine de doyulmadı tanrım onları öperek uyandır
bilirsin belki, annesi uyurken yatağında kendini bıçaklayan çocuklar vardır iyi geceler bıçağıdır onlar üşütme bıçakları gitme annecim bıçakları neden söylüyorum bunları sana toprağın altında üşürse o anneler, çocuklar kendini hafif müzik eşliğinde bıçaklarlar kan, toprağın altına girene kadar soğumayan bir şeydir onlar için tek çaredir geldim annecim kanları.
ve ben böyle, bu şekilde içimdeki her iyimser sözcüğün başını bıçaklarla kesiyorum kal annecim
sırtımdan çıkardığım bıçaklar bunlar, insanların emanetleri bu yaşıma kadar yattım toprağına, sırtüstü uzandım artık sarıldım, tükendim ayrılan iki kişinin sarılması gibi bir artı bir eşittir sıfırım
sırtımda açılan boşluklardan beni okşasınlar beni uyutsunlar de ki yine de içimdeki kırgınlık kaldı de ki o kırgınlık insan olsa ağzını bıçak açmıyor biliyor musun çok mutsuzken de bir keresinde ağzımı bıçak açsın diye sorulan sorular vardı cevaplamadım, hatta ben susuyorum diye ağzımdan da bıçaklandım diktim annecim.
zaman, yeri gelir hüznüne alkış tutan herkesin ellerini parçalar yine de umut diyorsun ya, zaman, yeri gelir bu elalem korosunun gırtlaklarını da parçalar bir yıkım gelir önce en sağlamı kurban seçer ağzımdan bıçaklayan her şey öpmeye kalkar ürkerim ürker ve bir travmanın peşine takılır kaçarım ben döktüm kanımı, kalkayım artık beni, gözbebeğini, beklerler annecim. dur tırmalama yüzünü, kirpiklerini koparma artık beklerler beni de. inanır mısın beni de.
ben bazen anne, beklemesinler diye…
endişeli bir çiçek dikiyorum içime yüzüme doğru büyüyor ağlamayayım diyorum. dedikçe büyüyor.
5.
ağzımı giyotin de açamaz, susmalıyım.
balık, ağzındaki oltayı çıkarırken insana bakıp yardım ediyor sanıyorsa çünkü
seni ben bir dünya masalından. bir su birikintisinden. kan ve kemik dolu bir rüyadan. kemiğin kemik kalarak çürümesinin derin üzüntüsünden. başka bir masalda bu kemiklerle senin kemiklerinden, dokun bak dokun, bunun omurga oluşu ayakta kalabilmek için. bir yeşil damar sende, bir yeşil yaprak demek bu çölde. bu çölün bütüüün kumları kadar saatin içi. bu suyun bütün balıkları senin akıntında. bir yaprak bir yeşil damar. tüm bunlar. suyumda gizli sarmaşık. // seni ben bir savaşın ortasından. dünyanın masalı buydu. bir kan birikintisinden. boş kutularda dikilen tüm çiçekler. tüm o korkmuş çocuk yüzleri. tüm o kan lekesi kıyafetlerde. tüm o politik hesaplar tüm insani hedefler. güzel mutlu günler. kan ve kemikler bunlar. ama kaybolurlar. o kötülükler. o umutsuzluk. o ferahsız yaşam. kaybolurlar. tekrardan gülebilir de çocuklar. uzakları yakın edebildiğini bildiğim için. sadece sen geçeceğine inandığın için. başka bir inanç kalmadığından. bu kaos bu sert koşul. her günün bir anlam ihtiyacı. suyu beklemesi saksıda çiçeğin. bu koşulsuz mücadele. o tuhaf kalma içgüdüsü. kuruyan döküldü. güneş açtı. bunlar sadece sen böyle olacağına inandığın için. istesen bu kaosa zencefil. istesen bu uçuruma milyon çiçek. tüm bunlar. tüm olanlar. tüm olacaklar. çoban sargısı kanımda.
canını yakmak istemedim derler ama, perdeden geçmeyen mermi olur mu
birlikte bir gecemiz olsaydı, içine sakladığım dolunayları gösterirdim sana. ama yok. ama olmayacak. bu yüzden; sana anlatmadığım bir masalı hiç unutma.
gece güzel, yıldızlar yine kayıyor, ama sen dilek tutmuyorsun artık. senin dilek tutmaman bir silahtır fakat bu gece seni dileyen de ölür. el uzatılsın istemediğin, korkuyla soldurulmuş bir kalbin var ve soldukça parça parça arasına bırakacağın kitaplar biriktirdin. sana kim gelse kalbim soluk diyorsun, sen mevsimi geçmiş çiçeklere benzetiyorsun, bana göre son bir soluk bu. çiçeklere benzetme. bu mevsimde çiçeklerden bahsetmek ikimize de zararlı. solsun, kurut. sen nesi oluyorsun ilkbahar çiçeklerinin diye sormuştum bir keresinde, bunu da unut. biz neyiz kimiz bunu da bırak. geçecek bu günler. öleceğiz geçecek. bu temmuz geçsin hepsi geçecek. hem temmuz, bir mevsimin nesi oluyorsa ben sende o oluyorum artık. elimde üzgün bir karanfille kalbimi, kurusa da ansam artık. dileme artık. dileme artık
uyumasak olur mu demişti. uyanmasak bile olurdu
ben seni bir yerden tanıyorum ama ordan hiç çıkaramadım
incelmiş olması üzüyor kopmuş olması değil bunu anla nolur. inceldiği yerden deme artık bu incindiği yerden koptu
ben akvaryumda kendi halinde balıktım deniz okyanus kandırırsın tamam ama o kediye aşık oldum
yapabilirim. böyle başlarsın yalnızlığa. başarı hikayeleri, kendini geliştirme teknikleri, ibretlik hikayeler, hedef koymalar. yapabilirim diye başlarsın ve sonuç muhteşem bir hayal kırıklığıdır. önündeki hendek yüz metre geniş, etrafını dolaşamayacak kadar kilometrede uzun ve diplerin tanrısı gibi derindir. bacakların en fazla bir metre açılır, koşsan üç metre zıplarsın. zoru başaramazsın ve imkansız zaman almaz. imkansız imkansızdır. bir yerden yardım alman gerekir ve gözün çocukların uçurtmalarına takılır. fırtınada uçan uçurtmalar böyledir gözün onlara takılır ve yuvasından çıkarlar, bedenin ve sen orada, hendeğin iki adım gerisinde kör kalırsın. siyahla bu noktada tanışırsın ve önceki siyahlara benzemez. sesler üstüne üstüne gelip seni dibe itmek ister. burada, gözlerinin takılıp gittiği uçurtmalardan medet umduğun bir çaresizlik vardır, boynun bir ipin ucunda uçurtma gibidir ve intiharın gökyüzünden yeryüzündeki kendine bakar acırsın. yükünü uçurtmalara verip uzaklara götürmek istersin ancak elinde iple mutlu olan tüm çocuklar hızla öldürülmektedir. yapabilirim dersin, bu defa net. ve dibe doğru gitmekten başka seçenek yoktur. susuzluktan gözyaşlarını içeceğin bir kuraklıkla karşılaşacaksın daha, yine de bu haline ağlama. biraz daha ağlama. yapabilirsin…
hayat çok güzel ama ben çok kırgınım. çok mücadele ettim. savaştım. savaştım diyorum, iki tarafım vardı, kazananım vardı, kaybedenim vardı, savaşan olmadım ki hiç. bir umutlandıydık. bir sevindiydik. savaş bitti. ölülerimi topluyorum. ben şimdi. ölülerimi bir bir öperek gömüyorum. ben şimdi kanımı temizliyorum. ben şimdi bir bir öperek yaralarımı. yetiştiği kadarıyla ağzım. ben şimdi bir bir açıyorum. ben şimdi bir bir sayıyorum bana saplanan her şeyi.