Herkese aynı anda gece olur fakat herkesin karanlığı farklıdır der şair. Sen benim karanlığıma ışık olmaya çalışırken benim karanlığım seni de esir aldı. Söylesene benim gecemin hiç mi sabahı olmuyor?
-PERAN-

Kaledo Art

Andulka

⁂

Origami Around

@theartofmadeline
One Nice Bug Per Day
No title available
Lint Roller? I Barely Know Her
d e v o n
Game of Thrones Daily
Peter Solarz

blake kathryn
TVSTRANGERTHINGS
NASA
Sade Olutola

JBB: An Artblog!
todays bird
hello vonnie
Mike Driver
No title available

seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from Spain
seen from Canada
seen from Türkiye
seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from Indonesia

seen from Germany
seen from T1

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Kazakhstan

seen from T1
seen from United States
seen from United States
@perann
Herkese aynı anda gece olur fakat herkesin karanlığı farklıdır der şair. Sen benim karanlığıma ışık olmaya çalışırken benim karanlığım seni de esir aldı. Söylesene benim gecemin hiç mi sabahı olmuyor?
-PERAN-
Ne demişler annenin doyuramadığını dünyalar doyuramazmış. Anne doyurmazsa, dünya sadece karnını şişirir ruhunu değil...
-PERAN-
"Yaşıyorsun ama yoksun" — nefes alıyorsun, kalbin atıyor, belki gülüyorsun bile ama içindeki boşluk orda öylece duruyor. İnsan buna nasıl dayanır, diyorsun ya… belki de dayanmıyor aslında, sadece alışıyor. Yavaş yavaş yokluğa karışıyor farkında olmadan…
-PERAN-
Kendine yazık etmeye meyillisin.
İnsan dibe bir anda batmaz. Önce ufak çatlaklar oluşur, fark etmezsin. Ama sonra o çatlaklar derinleşir, ruhunda yarıklar açılır. İşte o zaman her şey acı çekmekle başlar. Hiç olmadığın kadar üzgün hisseder sürekli ağlarsın. Acıdan kör olur ne yapacağını şaşırırsın. İsyan etmeye, neden tüm kötü şeyler benim başıma geliyor, nerde hata yapıyorum, mutlu olmayı en çok ben hak ediyorum ama bir türlü olamıyorum gibi sorularla içten içe kendini yersin. Sonra öfken ortaya çıkmaya başlar. İçinde git gide büyüyen yangın çevrendeki insanlara sıçramaya başlar. Belki farkında bile olmadan en yakındakilerine zarar verirsin ama yetmez. Öfken kendi içine dönmeye başladığında kendini yakmaya, kendini kaybetmeye başlarsın. Daha sonra bir durgunluk gelir. Hissizlik, umursamazlık. Acının çok kötü bir duygu olduğunu sanmıştın ama olmadığını anlarsın. Sanki herkesin bildiği ama kimsenin görmediği bir boşluk içindeymişsin gibi hissedersin. Ne yapsan olmaz ne yapmasan da olmaz. İçimdeki bu sonsuz sessizlikten daha kötü ne olabilir ki diye düşünürsün. Kısa bir zaman sonra duygusuz ve boşlukta hissetmekten de daha kötü bir şeyin olduğunu keşfedersin, boğuluyormuş gibi hissetmek. Sanki ne yaparsan yap başını suyun üzerinde tutamazsın nefes aldıkça boğulduğunu hissedersin. Çırpındıkça daha da derine batarsın. Bir umut beklersin ama kimse kurtarmaya gelmez. En sonunda suyun seni sarmasına izin verirsin.
-PERAN-
Beni ben büyüttüm, ben öldürdüm. Gömdüm içime ne varsa anlaşılmasın diye. Yetmezmiş gibi bir de çiçek ektim üzerine, altı mezarlık üstü bağ bahçe... Kimse bilmesin bu bahçenin altına kaç hayal toprak olmuş…
-PERAN-
Bir zamanlar renkler vardı. Dönüştüğüm bu hal için üzülüyorum. Aynanın karşısında tanımadığım bir suretle göz göze geliyorum. Kim bu? Kendi ruhumun katili miyim yoksa kurbanı mı?
-PERAN-
SANA SÖYLEYECEKLERİM VAR
Sinsi bir korkaktan daha illet bir şey yoktur. Ne cesareti vardır açıkça meyan okumaya, Ne de onuru vardır gerçeklerle yüzleşmeye.
Kendi gölgesinden bile korkarken, Başkalarının ışığını çalar.
Önce dost gibi yaklaşır, Sonra düşman gibi sırtına hançeri saplar.
O bir zavallıdır Kendi acizliğini başkalarına kusar Ama bil ki, sinsi oyunların hükmü kısadır Ve sonunda, herkes kendi çukurunda boğulur...
-PERAN-
Yeni bir yıl… Görünürde beyaz bir sayfa gibi Ama ben biliyorum O beyazlığı karalayacak bir karanlık yine beni bekliyor.
-PERAN-
Ölmeye hakkı olmayan, Doğmasın. Neden ışık görsün ki gözleri Eğer karanlık peşini bırakmayacaksa?
Yaşam bir lütuf değil Boyuna dolanmış zincir halkası belki de Ellerine kan bulaşmadan, Kim çözebilir bu düğümü?
Doğmak yalnızca bir başlangıç Ama her başlangıç kurtuluş değil. Eğer ölmeye cesaretin yoksa, Yaşamak hangi savaşın bedeli?
-PERAN-
YARALAR CANAVAR YARATIR
Yaşamak yalnızca bitmek bilmeyen bir savaş. Her adımda içimde bitmeyen bir telaş. Kaçsam da kurtulamam, peşimde gölgeler Bu savaşta kazanan yok, sadece kaybedenler…
-PERAN-
GECENİN AĞIR YÜKÜ
Duvarlar üstüme çöküyor her gece, Köşelerde yankılanan sessiz çığlıklar, Dört duvar arasında boğulmuş umutlarım.
Kendimi asıyorum kendi yalnızlığıma, Nefes almak dahi yük olmuş bana, Evim, kendime çizdiğim darağacı olmuş…
-PERAN-
Dün düştüğün yer, bugün dik yürümene sebep olunca anlarsın bazı şeyleri. Kırılmadan güçlenmek, Kaybolmadan yol bulmak mümkün değilmiş...
-PERAN-
Ayazda kalanlar bilir Soğuk yalnızca teni değil, ruhu da keser. Ellerini cebine sığdıramazsın, Çünkü içindeki boşluk her şeyden büyük...
-PERAN-
Sahi, o kadar kolay mıydı sanmak? Geçti dedikçe içten içe kanamak...
-PERAN-
Yaşın kaç ki gitmiş gözlerinin feri, Daha baharını göremeden mi tükendi ömrünün neşesi?
-PERAN-
KÖPRÜDEKİ HESAPLAŞMA
Karanlık gölgelerin içinden bir at geçer Kendi yolunu çizen hayatların peşinden Atı alan Üsküdar’ı geçer de Ahı alan, sırat köprüsünü geçebilir mi?
Kendimle hesaplaşırken, Kimse yok yanımda Yalnızca içimde dinmeyen bir fırtına.
Hayat bir köprü, geçerken dikkat et Düşmanların düşer, dostların kaybolur Ama içindeki ağırlığı fark etmeden, Geçmeye çalışırsan, asıl kaybedeceğin kendinsin…
-PERAN-