“Sürekli güçlü görünmek…” Birçoğumuzun üzerine yapışmış bir rol aslında.
Hayatını kendi emeğiyle kurmuş insanlar olarak, çevremiz bizi hep güçlü, enerjik, pozitif, sosyal görmeye alıştı. Belki biz de kendimizi hep öyle görmeye alıştık.
Ama güçlü olmak… hiç yorulmamak demek değil.
Hayat bazen kolay bir yerden geçirmiyor insanı. Ve bazen sadece güçlü görünmek de yetmiyor. Bazen gerçekten yoruluyoruz. Bazen dağılıyoruz. Bazen susuyoruz. Çünkü hiçbirimiz bir enerji kaynağı değiliz. Hepimiz insanız.
“Hadi toparlan.” “Kendine gel.” “Seni böyle görmeye alışık değiliz.” Ya da, “Sen güçlüsün, atlatırsın.” Bu cümleleri söylemek kolay.
Ama insan en çok şunu hatırlıyor: Bu zor günlerde… kim gerçekten omzuma dokundu? Kim gerçekten “Ben buradayım” dedi?
Uzaktan verilen kalıp cümleler destek olmuyor. İnsanın bazen nasihate değil, gerçekten yanında duran birine ihtiyacı oluyor.
Bu yüzden birine “toparlan” demeden önce, kendimize şunu sormalıyız bence: Bu insanın yüküne gerçekten bir gram dokunabildim mi?
Çünkü çoğu zaman ihtiyaç duyulan şey öğüt değil, Sahici bir destektir. Bilin istedim.










