BTS (방탄소년단) 'Yet To Come (The Most Beautiful Moment)' Official MVCredits: Director: Yong Seok Choi (Lumpens)1st AD: Jihye Yoon (Lumpens)2nd AD: Ran Ro (Lumpe...
Sizi çok seviyorum çocuklar.
Three Goblin Art
Keni

No title available
Sade Olutola
Xuebing Du

❣ Chile in a Photography ❣
taylor price
Monterey Bay Aquarium
hello vonnie
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH
NASA

ellievsbear

PR's Tumblrdome
One Nice Bug Per Day
𓃗
$LAYYYTER
Jules of Nature
Show & Tell
todays bird
seen from Senegal

seen from United States
seen from Italy

seen from Japan

seen from India
seen from Brazil
seen from Oman
seen from Oman
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@radyosubuluttan
BTS (방탄소년단) 'Yet To Come (The Most Beautiful Moment)' Official MVCredits: Director: Yong Seok Choi (Lumpens)1st AD: Jihye Yoon (Lumpens)2nd AD: Ran Ro (Lumpe...
Sizi çok seviyorum çocuklar.
iyi günler ilerde mi anane?
kazdıkça büyüyor ah çukuru kalbimin yaza yaza delindi satırı mektubun kalmadım ben bana kör düğüm bu canım çözen yok çözülsem bile görecek mi gözü
Mabel Matiz
buraya ugramayali iki yil olmus
ben ariyorum hala
kendimi
ben kimim?
"Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki Züleyha. Bir insanın bir cümleyle yıkıldığını gördüm ben."
— Cahit Zarifoğlu
bir hayalim var 💛
kabuğun çatlaması bize iki şey öğretir kabaca.
ya olmamıştır bir ejderha ya da uçuverir bir ejderha.
düşünürüm
düşünür mü
düşünürler
düşündüğümü
düşlerimde
düştüğümü
Sometimes the road feels like home. Epic shot by @j.scud #upknorth #getoutofthecity (at Icefields Parkway, Banff, Alberta, Canada) https://www.instagram.com/p/B7305A2gB7E/?igshid=2msrcffwft87
“Kendimi daha iyi tanımak istiyorum.”
—
Sadık Hidayet
(via alwaysfight4hope)
Ben de!
teşekkürler yirmisekizim.
hoşçakal yirmisekizim çok güzeldin.
bana neler neler öğrettin.
beni büyüttün,kendimle tanıştırdın, yeni yerlere alıştırdın, yuvamı değiştirdin ve bana çok iyi geldin. kendime geldim.
kendime gelmeme izin verdin, kendimi sevmeme izin verdin, kendime sarılmama , yalnız değilim dememe izin verdin. değerli hisettirdin beni biricik hisettirdin. her anımda mucizelerini de yanıma verdin.
sayende affettim. ne varsa yıprandığım ne yoksa hatta çoğu zaman yoksa. sayende hepsini yazdım yazdım denize attim hepsini yıldızlara anlattım.
okudum, gezdim, dinledim. ama en çok bileti kendime kestin yirmisekiz. ağladım çok ağladım ama çok da güldürdün beni. sesimi duydum. sesin ne güzel dedin.
ben seni cok sevdim yirmisekiz. acaba bidaha ne zaman gelirsin? geleceksin biliyorum. istersem hep geleceksin. elin omzumda olucak. ışıkların kalbimde. kulağımda o nefis müziklerin.
ne diyordu ananem duasında
“eskiyi attik, yeniyi tattık. şifa niyetine.”
ama ben seni atmıyorum. seni en güzel yerine taşıyorum ruhumun. seni her yolculuğuma dahil etmek istiyorum.
bana sifa olmaya devam eder misin yirmi sekiz, yeniyi birlikte tadalım.
“Kendine teşekkür
Geçenlerde kendime bugüne kadar hiç teşekkür etmediğimi fark ettim. Çayı getiren garsona etmişim, yol tarif eden esnafa etmişim, iltifat edip yanağımı kızartana etmişim. Kendime bir teşekkürü çok görmüşüm. Hiç etmemişim. Şikayet etmişim. Kendime kendimi şikayet etmişim bol bol. Geceleri, o gün yaptığım irili ufaklı hataların çivilerinde uyumuşum. Uyumadan dualarda herkese ve her şeye teşekkür etmişim, kendimi atlamışım. Sanki bensiz bütün bunlar yaşamak mümkün olurmuş gibi.
Kendimizi eleştirmeye teşne olup, övmeye uzak durmamız belki de milyon yıllık bir düşünce sisteminden. Sürekli bir düzeltme ve çekidüzen verme üzerinde odağımız. Neyimiz yok, neyi yapamadık, o işi niye kıvıramadık... Bunlar meşgul ediyor kafamızı. Sanki hayatta kalmak ayakta kalmak demekmiş gibi. Değil ki. Hayatta kalmak yaşadığımız her gün bazen üzerinde hiç düşünmeden yapıverdiğimiz şey. Ayakta kalmaksa bir mücadele. Hayattayken, ayakta kalmak da var, yere kapaklanmak da. Kapaklanmayı tanımayan, kalkmayı öğrenemez. Kapaklanmamak için yürürsen, yoldan bir şey anlar mısın? Yürüyebilmeye teşekkür eder misin?
Sevgili benciğim...
Bugüne kadar bana yaşattığın bunca güzellik için teşekkür ederim. Zor günlerimde ‘geçecek canımın içi, geçecek merak etme’ diye gözlerimin içine bakıyorsun aynadan. Bazen sana inancımı kaybettiğimde, küsüp sırtını dönmüyorsun. Baştan almayı biliyorsun sen. Bana hep güzel kitaplar okuyorsun, beni çok sevenlerle yaşıyorsun, bana şarkılar söylüyorsun. Beni yazıyorsun. Yazmadan bazen duyamıyorum kendimi. Belki de insan kendini sadece okuyabiliyordur da duyamıyordur. Sesli günlük olur mu? Yine de bunca ses içinden, sesimi ip gibi incecik aktığı günlerde bile, bana duyurduğun için çok teşekkür ederim. Hakkımda denilen her şeye inanmadığın için. Aynada beni görüp beğendiğin için. Yolumdan saptığımda uyardığın için çok teşekkür ederim sana. Karanlık günlerde, o derinlerdeki balıklar gibi ne yapıp edip, fenerimizi yakıp yol aldık seninle. Derin nefeslerdi tek çıkış yolumuz.
Elimi tuttun. İyi ki iki elim var, el ele tutuşabiliyoruz. Sen benim dirayetim ve kifayetimsin.
Tek bir gün bile başkası olmayı düşlemedim. Yine gelsem yine Nil olur, yine dizlerine kapanıp, sana bütün bu yaşattıkların için teşekkür ederim. Yaptığın tüm delilikler, saptığın tüm alışılmadık yollar ve aldığın tüm riskler beni ben yaptı en nihayetinde.
Hep bildik biz çünkü seninle: Limanda durup, kaderinin rüzgarlarına yelkenlerini açmayan yaşamış olmaz. Sadece hayatta olmuş olur. Beni yaşattığın için çok teşekkür ederim sana.”
Nil Karaibrahimgil
Bizim kız Nil. Canım Nil. Ben sana çok teşekkür ederim.
unuttu kendine sarılmayı. sonra karşısına hiç tarzı olmayan bir şey çıktı. çelik ayna yaptı. havalandırmayı açtı. kapıyı kapadı. ve onu yalnız bıraktı. kendiyle.
belki de çok az kaldığını düşündüğü bu günlerde çok da az kalmadığını öğrendi. sarılmak için açtı kollarını. ve sordu
“If you love me / Won't you let me know?”
“Yolculuk yapmayana mutluluk yoktur Rohita!
Toplumun içinde kalınca insanların en iyisi bile yolunu yitirir.
Düş yollara.
Gezginin ayaklarında çiçekler açar,
Ruhu gelişir, meyveler verir.
Kusurları yolculuğun zahmetiyle törpülenir.
Olduğu yerde duranın kaderi
Uykudaymış gibi uykuya yatar.
Ve o uyanınca uyanır.
İşte onun için düş yollara Rohita.”
“Bir yeri terk ettiğimizde orada bizden bir şeyler kalır. Gitmiş olsak da orada kalırız. Ve içimizde bazı şeyler vardır ki sadece oraya dönerek bulabiliriz. Çok kısa bir süreliğine de olsa hayatımıza sahnelik eden bir yere gittiğimizde ruhumuza yolculuk ederiz. Ama kendimize ettiğimiz bu yolculukta, kendi yalnızlığımızla yüzleşmemiz gerekir. Ve yaptığımız her şey yalnızlık korkusundan yapılmıyor mu zaten? Hayatımız son bulurken pişman olacağımız onca şeyden vazgeçme sebebimiz bu değil mi?”
geriye hayat sokağı'nda çekilmiş bir fotoğrafın kalır.
“Dinle bak: Ben… Ben, yalnızca kendim olmak, kendime dayanmak istiyorum. Eğer varlığımı kendi egemenliğim altına almazsam, yaşamak çok anlamsız bir şey olur.”
Jean Paul Sartre, Akıl Çağı