Uzaklaşsam buralardan ya da hiç dönmesem. ‘Atımı hiçbir yerde durmamanın güzelliğine bağlasam.’
No title available
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
todays bird
trying on a metaphor
Not today Justin
Xuebing Du
d e v o n
Keni

Andulka
Sweet Seals For You, Always

No title available
One Nice Bug Per Day

Product Placement

pixel skylines

blake kathryn

ellievsbear
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Kaledo Art

Discoholic 🪩

seen from United Kingdom
seen from Canada
seen from Canada
seen from France

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from United States

seen from Albania
seen from Canada
seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Greece

seen from Japan

seen from United Kingdom
@rehrevan
Uzaklaşsam buralardan ya da hiç dönmesem. ‘Atımı hiçbir yerde durmamanın güzelliğine bağlasam.’
Yerini ezber ettiğim ağaçlar, çiçekler var. Geçen yıl tanıştığım ‘fûl-i bahri’yi ziyaret ettim. Şâirin dediği gibi: “kıymet bilinmek ister”. Mümkün olsa, kokusunu yanımda taşıyabilsem. 🎶
Şeref Hanım Kasîde-i Bahariyyesi’nde ‘filbahri’ den şöyle bahsediyor:
“Eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb /
Görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep nisâr oldı”
Nazan Bekiroğlu’nun “İsimle Ateş Arasında” kitabında filbahri bir başka güzeldir :
“Sordum. Dedim, Nihade, ne bunun adı? Gülümsedi. Karanlık gözlerinin bütün şefkatiyle, limon çiçeği, dedi, diğer adıyla filbahri. Kalbim aydınlandı. İki ismi vardı.
Demek bir isme sığmayacak kadar büyümüş bir hayattı. Filbahri, diye yineledim.
Bütün çiçeklerin ruhu olan gülün resmi ya da şiiri bile güle yetişemezken, filbahrinin ismi onun kokusunu nasıl yetişsindi?
Kelâm, bilmenin yoluydu. Ancak, kelamla bilmenin tek yolunun, içimde daha evvel yaşanmış tecrübeyi tekrarlamak olduğunu da öğrenmişken.
İsmine sığan herşey kendisinden bir parça az oluyordu. Ve filbahri kokusu filbahri sözcüğüne hiç mi hiç sığmıyordu.”
🥀
Reisü’l Hattatîn Hasan Çelebi hocamız dâr-ı bekaya irtihal eylemiştir. Cenab-ı Hakk yetiştirdiği talebeleri ve yazdığı her harfi kendisi için sadaka-i cariye eylesin. Mekânı cennet makamı âli olsun.
🪻🪻🪻
“Yazdurup müşg ile boynına hamâ’il takdı Kendüye itmek içün halkı musahhar sünbül”
Dîvan şâirlerimizden Bâkī diyor ki:
-Sümbül insanları kendine bağlamak için misk ile muska yazdırıp boynuna taktı. 😊
Fuzûlî şâir sözü elbette yalandır diyedursun, elhak Bakī doğru söylemiş.🫠🪻🪻🪻
🪻🌿🍃
Şubat ayının sonu ve Mart ayının başında birer hafta ara ile önce havaya, sonra sırasıyla suya ve toprağa cemre düşer. Havaların ısınmaya başlaması halk arasında cemrelerin düşmesi olarak ifade edilir.
Havaya düşen birinci cemreye; cemre-i ûlâ, suya düşen ikinci cemreye; cemre-i sânî, toprağa düşen üçüncü cemreye ise cemre-i sâlis deniliyor.
Cemrelere halk arasında ‘kevâkipzâde’ de denilir.
İlhan Ayverdi şöyle bahseder :
“Üç kevâkip-zâdeler biri mâildir havâya, biri âb-ı şifâya, biri yüz sürer hâk-i pâye”
Birinci cemre havaya düştü. Her ne kadar yılın en soğuk günleri gibi görünse de, bahar yakın, bahar kapıda. Leylekler göç edecek, toprak ısınacak, dallara su yürüyecek, tomurcuklar patlayıp rayihasını sunacak.
“Taze cân buldı cihân, irdi nebâtâta hayat” dememiz yakındır. 🌱🪻🌼🌱 🪵 🌸
“Dünyaya geldim gitmeye”
Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine,
yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim…
Şükrü Erbaş...
“Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam
Üstümde semâ kavs-ı mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam.”
“Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter”
Huzur ve sükûnetin adresinde demlenme…
Düzeltme : *uhdesinde
Yâ hû !
Ol muhibb-i âl-i evlâd-ı Rasûl-i Kibriya… 🌹
✍🏼 Ta’lik hat
Yalnızlığıyla yol alan bir kişiyi hiç kimse yokluğuyla korkutamaz.
| İhsan Fazlıoğlu
Klâsik Arap Edebiyâtından bir beyit:
“Ey kitapları ödünç isteyen kişi! Beni rahat bırak. 🥲 Kitaplarımı ödünç vermem benim için utanç kaynağıdır. Bu dünyada sevgilim kitaptır. Sen hiç ödünç verilen bir sevgili gördün mü?”
26.10.’24🍂🎶
“Şarkılar söylemişim pencereden.
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım.”
🍂🍎🍏
Başında beyaz takke olan bir amca gördüm, mutlu oldum. Ne cami cemaati dağılıyor diyebileceğimiz bir kalabalık, ne de takkeli insanlar görüyoruz artık.
Mülâkat 👀
🎼🎶
H. Muhammed sallâllahu aleyhi ve sellem :
اللَّهمَّ رحمتَكَ أرجو فلا تكِلْني إلى نفسي طرفةَ عينٍ وأصلِحْ لي
شأني كلَّه لا إلهَ إلَّا أنتَ
Allahım ! Umudum rahmetindedir, göz açıp kapama süresince dahi beni bana bırakma, bütün işlerimi düzelt, Sen’den başka ilah yoktur.
لقد لمست قلبي…
Özür dileyebilmek gerçekten büyük bir erdem. Haksız olduğunda bile özür dileyemeyen, dilemekten imtinâ edenler olduğu gibi, hatası olmadığı halde basit durumlarda dahî mahcubiyet ve nezaketle özür dileyenler var.
Bugün bir üniversite hocası benden özür diledi meselâ.
Bir hatadan dolayı değil, kendisine verdiğim ikrama o an istediği gibi mukabelede bulunamadığı için mahcubiyetle söyledi bunu. 🥲
Hocamız Suriye’li. Arkadaşlara çiğ köfte yapmıştım, teneffüste hocaya da kendisi için hazırladığım paketi verdim. Bir arkadaş da poğaça getirmiş. Güzel denk geldi. Hoca derse girince ikramların lezzetini çok beğendiğini söyledi. Bunlar bana Suriye’yi hatırlattı dedi. Boşalan kabı uzatırken özür diledi. Bizde komşudan gelen tabak dolu olarak geri verilir dedi mahcubiyetle. İçine kuru yemiş koymuş halbuki.
Böyle nezaketli, ince davranışlar karşısında çok mutlu oluyorum. 🫠 Kaba saba, nezaketten uzak insanlarla hiç ünsiyet kuramıyorum. Muhammed Hoca gibilerinin sayısının artmasını diliyorum.
Aslında bir mü’minin tabiat-ı asliyesi olması gereken hâl ve tavırları gördüğümüzde taaccüp ediyor oluşumuz ne tuhaf değil mi? Çünkü tabii olması gereken artık çok nadir ve fersah fersah uzakta…