kokunu içime çekemedim doya doya. çeken toprağa zehir olsun.
$LAYYYTER
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
No title available
Claire Keane

ellievsbear
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
RMH
art blog(derogatory)

Origami Around

Kiana Khansmith

blake kathryn
occasionally subtle

Product Placement
I'd rather be in outer space 🛸
Three Goblin Art

Discoholic 🪩

if i look back, i am lost
Acquired Stardust

Andulka

titsay

seen from United States

seen from Germany
seen from Germany

seen from France

seen from Netherlands

seen from United States

seen from T1
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from Australia
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
@ruhadeva
kokunu içime çekemedim doya doya. çeken toprağa zehir olsun.
iyiliğe nereye gidiyorsun demişler sahibimi sikmeye gidiyorum demiş.
bilmiyorsun. bilmeyeceksin de muhtemelen. ama insanın içindeki yangın, dışarıdan bakınca sadece bir sigara dumanı sanılıyor. oysa ben bi' orman gibi yanıyorum.
Nefes aldırtmıyor, siktiğimin ağrısı nefes aldırtmıyor.
Senin evinin önünde sabahladığım günleri, sen mezarımın önünde sabahlarken ödeyeceksin gibi duruyor.
Yine ben sabahladım.
kendime sığamıyorum. içimde kalanla baş edemiyorum.
o gece oturup düşündüm. oğlum bekir dedim kendi kendime. yolu yok, çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin öyle, yol belli. eğ başını usul usul yürü şimdi. o gün bugündür usul usul yürüyorum işte.
Sen o mezarın köşesinde için çıkana kadar ağlıyorsun. Söyle, hangi merhem iyi eder bu yaranı?
düşüyorum. tutacak mısın?
yoksa parçalanışımı seyredenlerden mi olacaksın?
hasretinle açılan yarayı dikecek bi' zaman, bi' teselli, bi' vuslat kalmadı bende.
sen mutfakta otururdun, yüzün karanlık, gözlerin yaşlı ve hep uzak kalırdı. ben kırık kapının eşiğinde beklerdim, belki dönüp bakarsın diye. bakmazdın. dönüp bir siktir çekerdin. babama lanet ederdin. babama lanet ederdim. tezgahta duran rakıyı sek içerdin. gözlerine bakıp sek içerdim. aman yavrum demezdin. babana benziyorsun piç derdin. piçliğime içerdim.
sinirle tuttuğum sigaranın filtresini kırıp öfkeyle sigarayı ağzıma atıp yuttuğum delilikten, krizimden, bi' nevi aptallığımdan bahsetmek istiyorum sabaha kadar. insan aklı başındayken böyle bir şey yapmaz. ama mesele de akıl değil zaten. mesele içinin bir anda sökülmesi. sanki biri gelip göğsünü yarıyor, içinden bütün anlamı çekip alıyor ve seni öylece bırakıyor. et yığını gibi kalıyorsun. o zamanlarda acıyı anlatacak bir kelime bulamazsın ve işte o zaman saçma sapan şeyler yaparsın. benimki de öyle bir andı. çiğnerken midem bulandı ama tükürmemeye inat ettim, ağzımda iğrenç bir tat bıraktı, boğazımdan aşağı kor gibi indi. ama durmadım. öfkeyle titrerken geri adım atmadım. ben sen öldüğünden beri tuhaf bir öfkeyle yaşıyorum aslında. sana değil. kendime değil. hayata da değil tam olarak. daha çok yaradana. çünkü insan en çok cevabı olmayan kayıplara sinirleniyor ama neden diye haykırdığım günlerin çok gerisinde kaldım. artık hakkım var mı sormaya bilmiyorum. şimdi bazen kendime bakıyorum. yaşayan birinin kabuğu var üzerimde ama içi çoktan göçmüş bir ev gibiyim. o sigarayı yuttuğum anı düşündükçe garip bir şekilde gülüyorum. insan aklını böyle zamanlarda kaybetmiyor aslında. sadece aklın bir işe yaramadığını anlıyor. çünkü akıl ve mantık mezarın başında duran birine hiçbir şey anlatamaz. hemde hiçbir şey.
sensiz bir bayram daha geçti, gitti. herkes birbirine sarılırken ben ellerimi cebime sakladım.
sensiz nice bayramlar geçti. ekimler geçti. nisanlar da geçiyor. geceler, gündüzler karışıyor. bugün saat dört civarı nefes nefese uyandım. buna geçmek mi deniyor?
oysa ben, bir zamanlar seninle kalbimin içinde güneş doğurabileceğime inanıyordum.
hayat artık kocaman bir sinir krizi sonrası dinginliği.
söyle günümün orta yerine kaç mezar kazarsın.
böyle kırık da bakma, beni daha da ağlatma.