*bizi yaşama tutunduran hisler
cherry valley forever
todays bird
we're not kids anymore.

祝日 / Permanent Vacation

No title available
Stranger Things

⁂

shark vs the universe
🪼
$LAYYYTER
styofa doing anything

❣ Chile in a Photography ❣
Keni
trying on a metaphor
Show & Tell
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
Jules of Nature

JVL

blake kathryn

seen from Kenya

seen from France

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States

seen from Japan

seen from United States
seen from United States

seen from Poland

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Italy

seen from Germany

seen from Algeria

seen from China

seen from Switzerland
@ruinthewild
*bizi yaşama tutunduran hisler
*nereye gideceğini bilemeyen yüzler
"cambazla ben, bomboş bir çocuk parkında oturuyoruz. ben içime kıvrılmışım, o dışına uzamış, ikimiz de, bize rağmen yükselen, sıkışan ve kararan şehrin kasvetiyle donanmışız. onun kaybettiği bir gelecek var. benim kaybettiğim bir geçmiş. onun hayalleri mümkün, benim kabuğum kırık, o yüksekleri görüyor, ben çukurları, o olacaklardan bahsediyor, ben olmuşlardan. kaybetmekle kaybolmak bir midir, ben kaybettim o kayboldu."
*inzivanın somut manzarası
*çürümüş olanın yitikliği
*huzursuzluğun yankısı
*bir daha asla eskisi gibi hissedemeyeceğini düşündüğün günler
*şeylerin öteki yüzleri
*kırılmaya meyilli beraberlik
*sonsuzluğa göz dikmek
*çıplak ayaklarla çimlere değmenin hissi
ceyn, sırtımdaki bu kamburla ne yapacağım ben.
biraz küfredersin. biraz sarhoş olursun. biraz ağlarsın. biraz dürüst olursun. biraz dağıtırsın. biraz toplarsın. uyursun. uyanırsın. bakmışsın geride kalmış.
-tüm kaybolanlar, kaybolmuşlara rastlarsa.-
çözemediğim ne varsa önümde koca bi dağ. peki öyleyse, üstüme yıkıl.
bir gürültü oldu, geldin mi?* ardından kaçıp yüzüme bir küfür gibi çarpan kapının karşısında duran o odayı dünya, o masayı yuva yaptım. takvim ve saatten ibaret olan zaman yanılgımın yerini uzayan saçlarım aldı. biraz kitap okudum, biraz film izledim, biraz ders çalıştım, biraz müzik dinledim, biraz kahve içtim. bir şekilde iyi bir arkadaş, iyi bir evlat, iyi bir sevgili, hatta iyi bir düşman olduğuma inandım. dört duvar nefes almak için dar, koşup çarpmak için sınırsızdı. ağladığım kadar gülmeyi, bağırdığım kadar susmayı, geldiğim kadar gitmeyi biliyordum. hiçbir şey bilmiyordum. bıçağın keskin yanını kabul etmiyordum, yeteri kadar kanamayan yara değildi. beyaz çarşaf kirlendikten sonra, kimlerin kirlettiğinin önemi yoktu. bir avuç toprağı sıkıp benim diyebilmek için bu kadar kan dökmek anlamsızdı. her bulduğum boş sayfaya bir çift göz ve sonsuz lavanta dalları çizdim, durdum. durdum. bir nesile yetecek kadar durdum. eskiden kelimelerle dans etmeyi biliyordum. ya da çok gençtim, kendi cümlelerimin etrafında dönmeyi dans zannediyordum. sessizliği ve sakinliği sevdiğime inanarak kapattığım tüm pencerelerin ardında yükselen seslerden korkuyordum. yanlış anlaşırım tedirginliği ile sözde her şeyi doğru yapıyordum. sonsuz eğrilerin hesap sorabileceğini hiç düşünmedim. sorgulanmasın diye sakladığım aniden yükselen alçalan duygularımın yerini artık ben de bulamıyorum. mutsuz değilim, acı çekmiyorum fakat hâlâ ölen kitap karakterleri için yas tutmaktan vazgeçemiyorum. hatırlamak ile unutmamak arasındaki o ince çizgide düşmeden yürümeyi öğrendim. kafamın dışındakiler dışında ses duymaya alışık değilim. her yerden sesler duyuyorum.**