“Senden nefret etmiyorum. ama bir gün elimde bir bardak su varken sen karşımda yanarsan, ben o suyu içerim.”
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
official daine visual archive
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
🪼
YOU ARE THE REASON
ojovivo

if i look back, i am lost
Misplaced Lens Cap

gracie abrams
Cosimo Galluzzi

ellievsbear
The Stonewall Inn

No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Show & Tell
noise dept.
Jules of Nature
Keni
Fai_Ryy
tumblr dot com
seen from Germany
seen from Indonesia
seen from United States

seen from Panama
seen from France

seen from United States
seen from Panama
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Australia

seen from Malaysia
@sadecesabir
“Senden nefret etmiyorum. ama bir gün elimde bir bardak su varken sen karşımda yanarsan, ben o suyu içerim.”
Ölemeyecek kadar canlı ve yaşayamayacak kadar ölüyüz.
Hata biraz da bizdeydi.
Üzerimize yıkılacağını bildiğimiz duvarları çiçeklerle süslemeyecektik..
Senin olan seni bulacaktır.
Müthiş fotoğraf ya
"Çağımızın özeti;İnsanların psikolog gibi konuşup akıl hastası gibi davranmasıdır."
Sally Rooney
Beni felaketler değil çok düşünmek mahvedecek
“bize yapılanları gördüm, hepsini kır hayvanını okşayıp isteğe uzandık kırk yıl ayrı koydular kadın ile erkeği bize bir harf öğreteni kırk yıl hayattan kovdular öğüt, tütsü ve fal tutuşturdular elimize cinayetimizi çaldı onlar nesebi gayrı sahih sevgiyle. oysa ne güzel yenilmiştik öğrenmekteydik tam acının kudretiyle : sabit kalemlerle silinir kan insan yok etmeye yazgılıdır ve varlık bu şiddetle sınanır. işte şöyle :ormanımızı yakarlar, hayvanımız yaralanır kalbimiz kırılır soludukça çok yıllık ölümü gülümüzü ateşe salar semender tıynetan-ı aşk gül yanlış kokarsa, tuz yakaya takılır bize yapılanları gördüm, hepsini gül yanlış kokarsa tuz yakaya takılır” - Orhan Alkaya, tuz günleri (Tuz Günleri)
Yüzümde ellerini istiyorum. Ruhumda dokunuşlarını, odamda kokunu, dolabımda kıyafetlerini, gözlerimde yüzünü, avuç içlerimde ellerini, ciğerlerimde nefesini hissetmek istiyorum. Bedenimde sana ait izler istiyorum. Bir gece deli gibi seninle dans etmek istiyorum. Gece sol tarafımda senin varlığını hissetmeyi istiyorum. Gece uyanıp seni izlemek istiyorum, sabah ilk seni görmek istiyorum. Hayallerimin bir parçası olmanı değil hayallerimin hayallerin olmasını istiyorum. Geçmişimde bir anı şu anımın sebebi geleceğimin garantisi olmanı istiyorum. Gün doğumu ve gün batımı arasındaki o sürede her saniyemi doldurmanı istiyorum. Seninle zaman geçirmek değil zaman yaratmak istiyorum. Seninle anları değil hayatı paylaşmak istiyorum. Seninle büyümek değil seninle ölmek istiyorum. Seninle evlenmek değil seninle bütünleşmek istiyorum.
bizim imkansızlığımız içindeyim.
"وغاية النضج أن نكون خِفافًا على أنفسنا، أن نسعى إلى ما نُحب، لا إلى ما نفتقر، وأن نبصر الأشياء كما هي، لا كما نُريدها أن تكون"
Ve olgunluğun zirvesidir; kendimiz için korkmamız, özlediğimiz şeye değil de sevdiğimiz şeye koşmamız.. Ve bir şeyleri istediğimiz gibi değil de olduğu gibi görmemiz..
“Ben acımdan eve sığamadım. Sen âhımdan hiçbir kalbe sığma.”
Sen, sonsuza dek onunla kalmak istediğim her şeysin.
Aşikar etmediğim bir şeyi varsayma.
لا يحق لك إستعادة الأشياء التي لم تشعر بقيمتها بعد فوات الآوان نصيبك من الإستيقاظ المتأخر مشاهدتها ترحل فقط
İş işten geçmeden önce kıymetini bilmediğin şeyleri geri alma hakkın yok. Geç uyanıştan payına düşen sadece onları giderken izlemektir..
“ağlamaklı oluruz. sebepsiz yere ağlarız belki. beni tek hüzünlendiren sen değilsin ki.”