Cosmic Funnies
Lint Roller? I Barely Know Her
sheepfilms
Stranger Things
d e v o n
$LAYYYTER
TVSTRANGERTHINGS
NASA
Three Goblin Art
i don't do bad sauce passes

pixel skylines

Kiana Khansmith

shark vs the universe
Peter Solarz
h

No title available
Misplaced Lens Cap
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

⁂

oozey mess

seen from United States

seen from United States
seen from Poland
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from Canada

seen from South Africa
seen from United States

seen from Canada
seen from Germany

seen from Lithuania

seen from United States

seen from United States
seen from Finland
seen from India

seen from United States

seen from United States
@sapkatakimi
Anne eli değmiş markalardan anneler günü mesajları
Bosch: https://www.youtube.com/watch?v=-b_QwiahtLo Apple: https://www.youtube.com/watch?v=ty4oUIlQQDg Hepsiburada: https://www.youtube.com/watch?v=MKzgsKFr84w Singer: https://www.youtube.com/watch?v=MuWiSJQNxyw Kipa: https://www.youtube.com/watch?v=Z7ufQWdlU-4 Media Markt: https://www.youtube.com/watch?v=tuR_rMi_9oY Taç https://www.youtube.com/watch?v=kj_9p4gNBrY Migros https://www.youtube.com/watch?v=5V9n3kuvHsU Koton https://www.youtube.com/watch?v=-ziu7iPMOE8 Polisan https://www.youtube.com/watch?v=iVolRlpSZF4 Ülker Çikolatalı Gofret https://www.youtube.com/watch?v=wqw5kFcbREQ P&G https://www.youtube.com/watch?v=thHIjO5Nglc LC Waikiki https://www.youtube.com/watch?v=A34ThshZtko
BU HAFTANIN ÖNE ÇIKAN REKLAM KAMPANYALARI
Bu haftayı yaratıcı reklam kampanyalarıyla açıyoruz. İşte haftanın sıra dışı reklamları…
ANNELER SENİ BEKLER
Bildiğimiz gibi Anneler Günü kapıda. Haliyle bu durumu güzel bir fırsat olarak gören markalar boş durmuyor ve fikirlerini Anneler Günü üzerinden halka sunuyor. Bunu başaran markalardan biri de Simfer. 146 ülkeye pişirici ve soğutucu ihracatı yapan firma, Anneler Günü için hazırladığı reklam filminin merkezine doğal olarak anneleri koymuş. Simfer, “ Anneler Seni Bekler” sloganıyla ve yaratığı eğlenceli görsel tasarımıyla bütün anneleri mutfağın canlı, renkli ve enerjik dünyasına davet ediyor.
https://youtu.be/_ESlUAIJZew
YERİNDE GÜZEL
Pegasus, farklı ve eğlenceli reklam filmiyle izleyenlerin yüzünü güldürüyor. Başrolde emekçi, halk kadınları yer alıyor. İşte belki de bu yüzden, insanlara halk yoluyla ulaştığı için Pegasus’un reklam filmi insanların yüzlerinde sıcak tebessümler bırakıyor.
Bu kez Pegasus’un amacı seyahat severlerin ilham kaynağı olmak. Reklam filminin ilk durağı Kapadokya ve oyuncular Nevşehirli bez bebek üreticisi yerel kadınlar. Pegasus, insanları, Kapadokya dendiğinde akla gelmeyen, gözlerde canlanmayan eşsiz güzellikleri görmeye ve onların peşinden koşmaya davet ediyor.
Başarılı Hava Yolu Şirketi, Nevşehir Kapadokya’da çekilen reklam filmi için Ayşe Teyze ve arkadaşlarını konuk ederek hem onlar için hem de ekip için güzel ve eğlenceli dakikalar düzenlemiş. Bu güzel ve ilginç deneyimi Pegasus Dijital Pazarlama Müdürü Didem Nanver şu sözlerle dile getiriyor:
“ Yeni kampanyamızda çok temel bir seyahat iç görüsünden yola çıktık. Tatil, gezi, deneyim dendiğinde sadece uzaktan görmek, başkalarını dinlemek yetmez. İnsan o deneyimin bizzat parçası olmak, yerinde görmek, yerinde yaşamak ister. Çünkü her lezzet, her deneyim yerinde güzeldir. İşte bizim Yerinde Güzel projemiz de bu iç görüden hareketle ortaya çıktı. Kampanyamız için Türkiye’nin farklı bölgelerinden farklı yerler belirledik ve o bölgeye özel Yerinde Güzel dediğimiz bazı keyifleri bir araya getirmek için yola çıktık.”
https://youtu.be/3bfvUW3ibno
https://youtu.be/a7MPYlhY1Xs
ÇİÇEĞİMİN YENİ EVİ
Pınar Yoğurt, yeni reklam kampanyasında saksıya dönüşen kaplarını tanıtıyor. Hanımların yoğurt bittikten sonra kapları, çiçeklerine saksı olarak değerlendirme fikrinden yola çıkarak böyle bir kampanyaya imza atan Pınar, ambalajlarını saksı olarak tasarlayıp yenilemeye başladı.
Instagram ’da Pınar kaplarına ekilen çiçek resimleri görürseniz şaşırmayın. Çünkü Pınar, kampanya üzerinden bir de yarışma düzenlemiş. Pınar’ın dekoratif kaplarına çiçeklerini eken, onun fotoğrafını çeken ve #ÇiçeğiminYeniEvi etiketiyle Instagram’da paylaşan yarışmaya katılabiliyor. Firma, beğendiği, göze çarpan fotoğrafları @PinarYogurt Instagram hesabından paylaşacak ve en beğenilen 100 resme 1 yıllık Pınar Yoğurt hediye edilecek.
https://youtu.be/IiuvhvUOdRY
ÇİZGİYİ GEÇMEYE HAZIR MISIN?
Puma, hazırladığı yeni reklam filminde ünlü model Didem Soydan ve moda, stil danışmanı Umut Eker’i bir araya getirerek ürünlerini sunuyor.
İstanbul’un renkli ve dinamik sokaklarında gerçekleştirilen, “ Cross The Line ve Forever Faster” sloganlarıyla yola çıkan Puma, son teknoloji ürünlerini en havalı ürünleri ile birleştiriyor. Yeni sezonda Rihanna’nın tasarımı Creeper ve Trainer ayakkabılarını yanı sıra Puma 2016 İlkbahar – Yaz koleksiyonunun en beğenilen parçalarından Ignite Disc, Eskiva ve Pulse XT gibi parçalar öne çıkıyor.
https://youtu.be/VOkFn32xvlw
BIRAKIN DIŞARI ÇIKSIN, ÖZGÜRCE OYNASIN
Çocuklar, hayatımızın neşe kaynağı, olmazsa olmazları… Her çocuk içinde bulunduğu ailede değerli, nadir bulunan bir madde gibi sanki. Anne babalar ellerinden geldiğince korur, gözlerinden sakınır, en ufak bir zarar gelsin istemezler evlatlarına. Dış çevrenin yaratabileceği tehlikelere karşı onları korumak isterler ve adeta onlara hapis hayatı yaşatırlar. Evet, haklılar fakat bunu yaparken maalesef bir yandan onlara kötülük yaptıklarının farkında değiller. Çocukların belli bir yaştan sonra sağlıklı gelişimlerinin devam edebilmesi, iletişim faaliyetlerinin ilerlemesi ve geleceğe hazır olabilmeleri için dışarıda oynamaya, sokaklarda birtakım aktiviteler yapmaya ihtiyaçları var. Ama araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de çocukların %61’i günde 1 saatten fazla dışarıda oynayamıyor.İşte OMO bu problemden yola çıkarak yeni reklam filmi hazırlamış ve çocuklar için dışarıya çıkmanın, özgürce oynamanın altını değişik bir bakış açısıyla çizmiş. MullenLowe İstanbul imzası taşıyan reklam filminde; çocukların sanki bir hapis hayatı yaşarmışçasına bir yaşam sürdüklerine, güneşe, bulutlara, hayvanlara, bitkilere özlem duyarak, onları sadece pencere arkasından görerek zaman geçirdiklerine dikkat çekiliyor. Gerçekten insanı etkileyen ve bir durup düşünmeye sevk eden bu reklamda, emeği geçenleri tebrik ediyor ve bu reklamın tüm ebeveynlere örnek olmasını diliyoruz.
https://youtu.be/T-Pa3hX7Bjg
http://marketingturkiye.com.tr/kampanyalar
GEÇMİŞİ REKLAMLARLA ANLAMAK
Gözlerimizi geçmişe çevirdiğimiz zaman, o zamanın şartlarını, yaşam tarzını bilmesek bile reklamlarına bakarak o dönem hakkında yorum yapabiliriz. Çünkü reklam filmleri bizlere dönemler hakkında çok şey anlatıyor.
Biraz ırkçılık, biraz seksizm. İşte karşınızda sektörün eski incileri…
Camel, 1940’lı yıllarda kendisinin en sağlıklı sigara olduğunu göstermek amacıyla doktorları, kıymetli kullanıcılar olarak ilanlarında gösteriyordu.
1920’lere gittiğimizde ise gözümüze Palmolive’in reklam afişi çarpıyor. Palmolive, “ Çoğu erkek, ‘Güzel mi?’ diye sorar; ‘Akıllı mı’ diye değil diyerek kadınlara bir uyarıda bulunmuş.
Maalesef 1950’lerde hayal kırıklığına uğradık. Çünkü o yıllar, halk için güzel örnekler teşkil edememiş. Şeker ve sigaranın yararlıymış gibi gösterildiği 1950’lerde gazlı içecek ve sigara reklamlarının tanıtımlarında bebekler kullanılmış.
İç çamaşırı markası Warner, 1967 yılında “ armut tipi vücut” denen kavramı ele alarak reklam afişlerinde bu durumu kullanıyordu.
Daha önce de belirttiğimiz gibi 1950’lerde şekere yeşil ışık yakan sektörler, takvimler 1969’u gösterdiğinde, bu duruma bir dur deme vaktinin geldiğini düşünerek frene basmışlar. Çünkü CocaCola markalarından TaB, çok fazla şeker tüketen kadınların erkelerin gözünde değer kaybettikleri kanısına varmış ve bakın nasıl bir reklam afişi tasarlamış.
Pears sabunları 1900’larda temizliğin imandan değil, beyaz adamdan geldiğini dünyaya ilan ediyordu.
Old Gold, bir yandan markasını yüceltiyordu fakat bir yandan da bir cinsi aşağıladığının farkında bile değildi.
http://www.mediacatonline.com/gecmisi-reklamlarla-anlamak/9/
EN ETKİLİ AJANSLAR SIRALAMASINDA İLK 20’DE TÜRKİYE’DEN 3 AJANS
Effie Etkililik Endeksi 2016 yayınlandı.
Yerel, bölgesel ve küresel çapta düzenlenen 40’tan fazla Effie Ödülleri programında başarılarıyla küresel çapta en etkili pazarlama iletişimini oluşturan şirketlerin sıralanmasıyla oluşturulan Effie Etkililik Endeksi, her yıl yenileniyor. 2016 endeksinde de en etkili reklam verenler, ajans holding şirketleri, ajans ağları, ajanslar, markalar ve bağımsız ajanslar sıralamasında önemli değişiklikler yaşandı.
En Etkili Reklam Verenler
En etkili reklam verenler sıralamasında ilk beşte Coca-Cola Company, Unilever, Procter&Gamble, Nestlé ve Pepsi yer aldı. Türkiye’den de listeye ETİ 40’ıncı ve Turkcell 53’üncü olarak girmeyi başardı. En etkili beş ajans holding şirketi; WPP Group, Omnicom, Interpublic (IPG), Publicis Groupe ve Dentsu Aegis Network oldu. Türkiye ise en etkili ajanslar sıralaması kategorisi içerisinde yerini buldu. Güzel Sanatlar sekizinci, Mindshare İstanbul 10’uncu,Manajans/JWT 18’inci, Team Red İstanbul 29’uncu, TBWA\Istanbul 59’uncu, Starcom MediaVest Group 67’inci, Leo Burnett İstanbul 69’uncu, Grey İstanbul 74’üncü, Wanda Digital 80’inci, Plasenta ve Rafineri ise 81’inci oldu.
En etkili beş bağımsız ajans ise sırasıyla; ACG Advertising Agency, (Budapeşte, Macaristan), Güzel Sanatlar (İstanbul, Türkiye), MINT (Dubai, BAE), Droga5 (New York, ABD) ve Wieden+Kennedy (Oregon, ABD) oldu.
Listede Türkiye’den Güzel Sanatlar’ın haricinde Wanda Digital yedinci, Rafineri sekizinci, Happy People Project 12’nci, Alametifarika ve Blab 18’inci, Concept ve MG Media 25’inci, Open ve Sesliharfler 55’inci, Lamba Dijital 59’uncu, Brandit ve MPR ise 75’inci oldu.
http://www.mediacatonline.com/en-etkili-ajanslar-siralamasinda-ilk-20de-turkiyeden-uc-ajans/
TÜRKİYE’NİN İLK 100 MARKASI
Bilindiği üzere, dijital platformlar, reklam verenler ve kullanıcılar için gün geçtikçe önem kazanıyor. Sosyal medya ve iletişim platformları, mobil uygulamalar ve daha birçok alan, firmalar için büyük önem taşıyor.
Diplomacy. Live tarafından geliştirilen ve Türkiye’de ilk kez uygulanan Dijital Varlık Reytingi, ülkemizin önde gelen markaları arasında ilk 100’ü belirledi.
Ve yapılan araştırmalar ve değerlendirmeler sonucunda, SosyalMarka100’de Garanti Bankası ilk sırada yer aldı.
22 dijital varlık kategorisinde 158 gösterge, 100 markaya ait 146 internet sitesi, 555 sosyal ağ sayfası/kanalı/hesabı ve iOS, Android, Blackberry ile Windows tabanlı 146 mobil uygulama değerlendirildi.
SosyalMarka100, 3 ayda bir güncellenecek ve artık özel sektörün dijital dönüşüm serüveninde en önemli ölçüm araçlarından biri olacak.
Lider Garanti. THY ve Akbank takipte
Uluslararası kabul görmüş harf sistemiyle sıralanan SosyalMarka100’ün ilk sırasında Garanti Bankası 66,29 puan ve BB++ reytingiyle yer aldı. Türk Hava Yolları, küçük bir fark ile 66,03 puan ve BB++ reytingiyle ikinci, Akbank 62,16 puan ve BB- reytingiyle üçüncü sırada yer aldı. Ford, Hepsiburada, TEB, Denizbank, Markafoni, Rixos, Avon ilk 10’u oluşturan diğer markalar oldu.
http://www.marketingturkiye.com.tr/haber/dijital-varlik-reytingi-arastirmasinda-turkiyenin-ilk-100-markasi-aciklandi
KURU BİR MESAJ YETMEZ
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Anneler Günü kapıda. 8 Mayıs Pazar günü. Aslında değerli annelerimizi sadece Anneler Günü’nde hatırlamak ve hediyeler almak ne kadar doğru tartışılır fakat yıllardan beri kültürümüze yerleşmiş olan ve her yıl yapılan, bir gelenekmiş gibi sürüp giden bu durum şüphesiz herkes için önem taşıyor.
İşte bu durumu göz önüne alarak, Start-up Postable.com, yaklaşan Anneler Günü vesilesiyle neşeli bir reklam filmi hazırlamış. Toplu teşekkür kartı hazırlıklarının zahmetinden yılan Scott Potash ve Jesse Blockton tarafından 2012 yılında kurulan ve kullanıcıların farklı el yazısı/kart tasarımı seçenekleriyle hazırladıkları kartpostalların çıktısını alıp belirtilen adreslere postalayan Start-up Postable.com, annelerin en güzel hediyelere layık olduğunu vurgulamak amacıyla, kısa ama bir o kadar da etkili ve düşündüren reklam filmiyle izleyenlere derin bir mesaj yollamış.
1 dakikalık reklam, çeşitli film ve dizilerin doğum sahnelerinden alınan partlarla oluşturulmuş ve hatırlatılan mesaj ise; annelerin çocuklarını doğurmak için bin bir türlü zahmet çektikleri ve çocuklarından basit, acele ile geçiştirilmiş bir mesajdan çok daha fazlasını hak etmiş oldukları…
https://youtu.be/uonjuMTWtAQ
http://www.mediacatonline.com/kuru-bir-mesaj-yetmez/
Reklam Dünyası’nda bu hafta;
Reklamcılık Dünyasında Bu Hafta;
Markalar 1 Nisan’da neler yaptı?
Bonus:
Twitter için Yeni Dönem!
Tüm sosyal ağlarda olduğu gibi, Twitter'da da fotoğraflar sosyal ağın en çok kullanılan unsurlarının başında geliyor. Ünlü sosyal ağ Twitter, mobil uygulaması ve web sitesi üzerinde değişikliğe gitti. Yapılan açıklamaya göre artık fotoğraflara özel 420 karakterlik açıklamalar ekleyebileceksiniz!
Samsung, Galaxy S7 ve Galaxy S7 edge için reklam çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu sefer ünlü rap şarkıcısı Lil Wayne'nin oynadığı 3 yeni reklam filmi yayınlandı.
Under Armour, farklı dallardan ünlü sporcuların hikayelerini anlattığı “Rule Yourself” kampanyasında Dünya Şampiyonu yüzücü Michael Phelps yer aldı. Yanı sıra ABD’nin son dönemdeki en popüler spor giyim markalarından biri olan Under Armour, Türkiye pazarına Doğuş Holding ile giriyor.
Facebook, Messenger uygulamasıyla büyük bir başarı elde etti. Günden güne bu uygulamasını geliştiren Facebook ekibi, şimdi de Messenger için dünyanın en çok kullanılan müzik platformlarından olan Spotify için bir eklenti ekledi.Hem iOS, hem de Android platformunda Messenger uygulamasına sahip kullanıcılar, uygulama içerisinde sohbet ekranındayken "Daha Fazla" kısmından Spotify eklentisini kullanabilirler.
İşte Oscar 2016 Kazananları
ABD Sinema Sanatları Ve Bilimleri Akademisi tarafından bu yıl 88.’si düzenlen Akademi Ödülleri sahiplerini buldu.
En iyi film ödülü için bu yıl kıyasıya bir rekabet vardı. Her ne kadar The Revenant ve Mad Max ön planda gibi görünse de yıl boyu bir çok ünlü eleştirmen en iyi film Oscarı konusunda uzlaşamadı. Heykelcik ise Katolik Kilisesi’ndeki çocuk tacizleriyle ilgili haberler yapan The Boston Globe’daki araştırmacı gazetecilerin hikayesini beyaz perdeye yansıtan Spotlight’a verildi. 2015 yılının en iyi filmlerinin değerlendirildiği gecede, daha öncesinde 5 kez aday olmasına rağmen, bireysel anlamda hiçbir Oscar Ödülü’nü kazanamayan Leonardo DiCaprio, The Revenant(Diriliş) filmindeki performansı ile ‘’En İyi Erkek Oyuncu’’ ödülünün sahibi oldu.
En İyi Film: Spotlight
En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo Di Caprio-The Revenant(Diriliş)
En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson-Room(Gizli Dünya)
En İyi Yönetmen: Alejandro Gonzales Inarritu-The Revenant(Diriliş)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance-St. James Place
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Alicia Vikander-The Danish Girl
En İyi Yabancı Film: Saul’un Oğlu(Laszlo Nemes)
En İyi Özgün Şarkı: Writing’s On The Wall-Sam Smith, Jimmy Napes
En İyi Özgün Senaryo: Spotlight-Thomas McCarthy-Josh Singer
En İyi Görüntü Yönetmeni: Emmanuel Lobezki-The Revenant(Diriliş)
En İyi Uyarlama Senaryo: The Big Short-Adam Mckay, Charles Randolph
En İyi Görsel Efekt: Ex Machina-Andrew Whitehurst, Sara Bennet
En İyi Belgesel Film: Amy-Asif Kapadia, James Gay-Rees
En İyi Ses Kurgusu: Mad Max: Fury Road-David White, Mark Mangini
En İyi Film Kurgusu: Mad Max: Fury Road-Margaret Sixel
En İyi Animasyon Film: Ters Yüz-Pete Docter, Jonas Rivera
En İyi Kostüm Tasarımı: Mad Max: Fury Road-Jenny Beavan
En İyi Ses Miksajı: Mad Max: Fury Road-Ben Osmo, Greg Rudloff, Chris Jenkins
En İyi Yapım Tasarımı: Mad Max: Fury Road-Lisa Thompson, Colin Gibson
En İyi Film Müziği: The Hateful Eight-Ennio Morricone
Super Bowl Reklamları (2016)
Amerika’da her yıl düzenlenen Amerikan futbol ligi NFL’in şampiyonluk maçı olan SuperBowl bu yıl 50. kez oynandı. 7 Şubat gecesi San Francisco‘da oynanan ve tüm dünyada 120 milyondan fazla insanın izlediği şampiyonluk maçının reklamları izleyenlere her yıl olduğu gibi bu yıl da keyif dolu anlar yaşattı. Sadece 30 saniyesi 5 milyon dolara mâl olan bu reklamların en popüler 12 tanesini sizler için seçtik.
Ayrıca ilk defa SuperBowl’a özel reklam yapan Türk Hava Yolları, filmlerin bütçesi ve oyuncularıyla dikkat çekti.
1) Doritos - Ultrasound
2) T-Mobile - “Restricted Bling”
3) Hyundai - First Date
4) Skittles: “ThePortrait” w/ Steven Tyler
5) Turkish Airlines - Fly to Gotham City with Turkish Airlines!
Diğer videolar için linklere tıklayınız:
6) Audi R8 - Big Fame:
https://www.youtube.com/watch?v=diU_09jb4bI
7) MINI USA - #DefyLabels:
https://www.youtube.com/watch?v=Y9XqYAzbmTI
8) Amazon Echo - #BaldwinBowl Party feat Alec Baldwin, Dan Marino, Jason Schwartzman, & Missy Elliott:
https://www.youtube.com/watch?v=qTz5jAn-XX8
9) Budweiser USA - #GiveADamn:
https://www.youtube.com/watch?v=Rb2VXVmUga4
10) Heinz Ketchup - “Wiener Stampede” Hot Dog Commercial:
https://www.youtube.com/watch?v=aNN9nL2vppM
11) Death Wish Coffee Company - Storm’s a-Brewin’:
https://www.youtube.com/watch?v=V_3H_Y5QUWw
12) Turkish Airlines - Fly to Metropolis with Turkish Airlines! (2):
https://www.youtube.com/watch?v=TReIozZ1b10
Gülenay Kemik, Deniz Kerim Brockmann
Super Bowl 2015: Reklamlar
Son zamanlarda dev markaların dünyanın en pahalı reklam kuşağı Superbowl için reklamlar hazırlaması kaçınılmaz bir gerçek oldu. Bu yıl da dev markalar bu spor organizasyonu için adeta birbirleriyle yarışmaya devam ediyorlar.
Sizin için Superbowl 2015 reklamlarını derledik. İyi seyirler:
DOVE MEN+CARE: REAL STRENGTH
TOYOTA: HOW GREAT I AM
KIA: THE PERFECT GETAWAY
EAT24: HANGRY?
NFL: NO MORE
Diğer videolar için linklere tıklayınız:
WIX.COM: IT’S THAT EASY
https://www.youtube.com/watch?v=P5SB1Ypy1EM
BUD LIGHT: REAL LIFE PAC-MAN
https://www.youtube.com/watch?v=g9A1NowrnGI
GRUBHUB: BECAUSE BURRITO
https://www.youtube.com/watch?v=-bhwdcx2eHA#t=11
COCA-COLA: MICHAEL SAM - #MakeItHappy FOR THE BIG GAME
https://www.youtube.com/watch?v=gsEXn5Hft4A
MC DONALD’S: PAY WITH LOVIN’
https://www.youtube.com/watch?v=iq2Sm2XGv_s#t=10
OLD SPICE: NIGHTMARE FACE
https://www.youtube.com/watch?v=AtJPZGsqaYs
PIZZA HUT: CRUST FLAVOR CHALLENGE
https://www.youtube.com/watch?v=61qjLlGA5fE
PEPSI: HALFTIME TOUCHES DOWN
https://www.youtube.com/watch?v=zli17ENv4EY
SKECHERES: #PeteInTheHall
https://www.youtube.com/watch?v=ophRMLuYa_o
VICTORIA’S SECRET: ANGELS PLAY FOOTBALL
https://www.youtube.com/watch?v=S5-sx-Qgd_M
Gülenay Kemik - Deniz Kerim Brockmann
Brandweek Günlüğü
Bir organizasyon bittikten sonra, tadının damağınızda kaldığı oldu mu hiç? Muhtemelen pek nadirdir. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Brandweek kesinlikle onlardan bir tanesidir. Öyle ki, İstanbul Kongre Merkezi’ne Şapka Takımı olarak adımımızı atar atmaz, bizi saran atmosferin hayranı olduk. Fuaye alanında standlarını açmış olan çeşit çeşit markanın arasından ilerleyerek, kongre salonuna geldik. Masalara bırakılmış kağıt ve kalemden, kulağımızı dolduran müziğe kadar her şey büyük bir özenle hazırlanmıştı. Ve program dahilinde açılış gününü takiben, toplamda dört gün boyunca muhteşem insanların, muhteşem fikirlerini dinleyecektik.
İkinci gün (5 Kasım) Brand Academy Günü’ydü (ilk günü kaçırmış olmanın verdiği hüzünle yazıyorum). Günün moderatörü ise hem zekasına hem de enerjisine hayran olduğumuz Howard Goldkrand idi. Bu nedenle günün ilk konuşmasını kendisinden dinledik. Elbette ki, oradaki atmosferi buraya aktarmam imkansız ama sizin için notlarıma şöyle bir göz gezdirdim (yazının bu kısmında space imgesi fazlasıyla yanıp söndü, öylesine güzel düşünceler var ki; hangilerini aktarmam gerektiği konusunda karar vermekte zorlandım). Goldkrand’a göre markanın kullanıcısyla arasında geçen her şey “story” olarak aktarılması gereken deneyimden ibaret. Kullanıcının deneyimi her şeydir ve bu yüzden marka onları kahramanı olarak görmelidir. Ve bu yüzden kullanıcı olmadan markanın kampanyası bir hiçtir. Markalar yarattıkları kampanyalarla ulaşmak istediği herkese ulaşamayabilir, ama bu durumda kullanıcıları birer organ gibi düşünürsek, marka olarak sadece birine bile doğru şekilde dokunmamız yeterli olacaktır.
Yazıma Ozan Açıktan ve Pemra Ataç Açıktan’ın tatlı sohbetiyle devam etmek istiyorum. Evliler ve ikisi de reklam sektöründe, daha ilgi uyandırıcı olanı ise deneyimlerini birbiyleriyle sohbet ederek aktarmalarıydı. Çiftimiz bizi, kreatif direktörle sanat yönetmeninin birlikte nasıl çalıştığı ve çalışma ortamında egomuzun önüne nasıl geçeceğimiz konusunda aydınlattı. Dahası, sanat yönetmeni Ozan Açıktan’a göre, reklam filmleri artık eskisi kadar etkileyici değil çünkü fikri verebilmek için süre yeterli değil ve kullanıcı çok fazla reklam filmine maruz kaldığı için şaşırtabilme oranı de düşmüş durumda. Günümüzde yaşanan değişimlere de bakacak olursak; kırk saniyelik, derdini en iyi şekilde anlatabildiğin bir video hangi kanalda olursa olsun yeterli olacaktır. Ek olarak, reklam filmlerinde kültür unsurlarının güçlü bir yeri olduğunu da belirttiler.
Bir diğer isim, sunusunun tek bir slaytı bile, üniversitelerde ders olarak verilmesi gerekir diye düşündüğümüz David Aaker. Laf kalabalığı yapmadan sözü kendisine bırakıyorum. Aaker’a göre, markalar “sweet spot program”ı takip etmeli çünkü markalar sanıldığının aksine insanların umurunda değildir. Bu program; markanın “kendine enerji kat”ması ve “bir hikaye anlat”ması alt başlıklarından oluşuyor. İkinci alt başlık fikirlerine öncelik verecek olursak, her markanın kendisine ait bir hikayesi olmalı çünkü kullanıcı gerçekleri duymak yerine hikaye duymayı tercih ediyor. Ve bu yüzdendir ki; kullanıcı markayla ilgili hikayeyi, gerçeklerden daha uzun süre hatılıyor ve hikayeyle daha kolay ikna oluyor. Yine Aaker’a göre; marka kişiliği oluşturmak önemli değildir, önemli olan markanın vizyonudur ve kişilik bunun için sadece bir opsiyon olabilir.
Sizlerle daha fazlasını paylaşmak isterdim fakat diğer güzel isimler de bekliyor, bu yüzden sıradaki ismimiz Kaan Varnalı. Sunusuna bir filin küçük bir topun üzerine nasıl çıkmış olabileceği sorusuyla bakış açımızı genişletmeye çalışarak başlayan ve bizi bir hayli etkileyen ,daha gerçekçi olayım, “silkeleyen” noktalara değinen isim. Varnalı’ya göre, pazarlama sektöründe davranış değişikliği üzerine var olan perspektif “bilinirlik” ve “motivasyon”dan geçiyor. Marka doğru kanallardan doğru kullanıcıya ulaşıp yine de davranış yaratamıyorsa, bu iki belirleyicilerden birinde eksik olduğunu düşünüyor. Oysaki sebepler daha çok, insanın doğasında yatıyor. “Aman yarın yaparım” cümlesini sıklıkla kuran kullanıcıyı harekete geçirmek pek de kolay olmayacaktı. Bu yüzden marka her anlamda basit ve tetikleyici olmalıdır.
Ve son isimlerimiz Yener Girişken ve Zübeyde Erce Özmen. Bir hayli etkileyici bulduğumuz nöropazarlama konusunda konuşan bu iki isime göre, algı gerçekliğin kendisinden daha gerçektir. Markalar kullanıcıda nasıl bir algı yaratmak istediği konusunda dikkatli olmalı ve var olan algıyı derinlemesine anlamalıdır. Güzellik algısı yaratmaya çalışan şampuan ya da duş jeli reklamlarının bir çoğunda kadın çıplaklığının yer aldığını düşünelim ve bununla amaçlanan kadına ulaşmak ve davranışı tetiklemek olsun. Eğer nöropazarlama çalışmalarının, kadın çıplaklığını gören kadının duygusal olarak uzaklaştığı ispatını dikkate almazsak, kampanyamızın gidişatı üzücü olabilir.
Organizasyonun üçüncü günü olan Marketing & Creativity Günü (6 Kasım) Ece Üner’in moderatörlüğüyle başladı. Fikirlerini aktaracağım isim ilk olarak, yaratıcılık üzerine sahip olduğu perspektif ile çığır açan Sir John Hegarty. Hegarty yaratıcılığı temelde iki başlık üzerinden inceliyor. Bir tanesi “pure” yani saf yaratıcılık, diğeri ise “applied” yani varolanın üzerine eklenen yaratıcılık. Fikir ile doğan yaratıcığılı ise “applied” olarak ele alıyor. Hegarty’e göre, fikir yaratıcılığın özüdür. Öyle ki fikir olmadan sanat, sadece dekorasyondur. Ve tabi ki yaratıcılık bir ruha sahip olmalıdır ki bu da “storytelling”in neden önemli olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca, yaratıcı olmak bir cesaret işidir. Dünkü fikri kullanmamak ve kendi fikrini savunmak bunun olmazsa olmazıdır. Hegarty’in değindiği bir başka konu ise “ego”. Bizler şimdiye kadar hep egomuzla nasıl savaşacağımız üzerinde düşünüp durduk fakat Hegarty’e göre ego, toplantılarda mutlaka bizimle birlikte olmalıdır çünkü ego tutkuyu doğurur. Bu noktada önemli olan tek şey, egoyu insanları etrafından uzaklaştırmayacak seviyede tutmandır.
Sıradaki isim ayna nöronlarını sunumunun temel dayanağı yapan Serdar Erener. Eminim ki Erener’in söyledikleri, ayna nöronlarının varlığından ve işlevinden hali hazırda haberi olan herkesi şaşırtmıştır. Öncelikle, ayna nöronlar incelenemez fakat bir insanda varlığını, karşıdaki insanın davranışını taklit etmemize yol açarak gösterir. Sırf bu yüzden bu nöronları empati olarak adlandırabiliriz. Reklam da işin bu kısmında devreye giriyor. Yani marka, kullanıcısı için güçlü bir empati oluşturabiliyorsa ancak o zaman kullanıcıyı istediği şekilde aksiyona geçirebilir. Ayrıca bu yol kullanıcıda rahatsızlık uyandırmayacaktır. Bir diğer husus ise ,Erener’e göre, reklamcı yaratıcı olmaktan çok daha fazlasına, “wisdom”a yani bilgeliğe sahip olmalıdır.
Sunumunda değişen dünyayı ve trendleri sorgulayan Dave Luhr, bir diğer ismimiz. Pazarlama ve reklamın öldüğü düşüncesine karşı çıkan Luhr, tek yapılması gerekenin çağa ayak uydurmak ve kanalları en doğru şekilde kullanmak olduğunu düşünüyor. Luhr’a göre, her şey eskiden olduğu gibi yaratıcılıkla başlamalı fakat dijital çağın getirdiği hıza entegre olunmalı. Burada örnek olarak Dünya Kupası sırasında markalar tarafından gerçek zamanlı olarak yaratılan içerikler verilebilir. Fakat içeriğin bu kadar hızla yayıldığı bir dönemde bile, kötü fikir her zaman kötü fikirdir.
Ve Yekta Kopan’ın moderatörlüğünü yaptığı son gün olan Digital & Mobile Günü. Yazıma üç tane yaratıcı yönetmenin çalışmalarını sergilediği sunumla devam etmek istiyorum. Kendileri Arda Erdik, Enis Orhun ve Taylan Yapıcı. Onlara göre, dijitial dünyanın yaratıcılığa katkısı çok büyüktür çünkü bu mecra insanlara daha cesur işler yapmaları için zemin hazırlamıştır. Fakat yine de, televizyon reklamları ya da diğer mecra reklamları için bütçe ayırmak bir gereklilik arz ediyor çünkü dijital kampanya yaptık deyip bırakmakla olmuyor. Bunları insanların önüne sunma noktasında reklam devreye giriyor. Ayrıca, bizlere sunulan çalışmalara bakınca, bu üç ismin kampayalarını hazırlarken “insight”ı yani içgörüyü çok iyi yakalamış olduklarına şahit oluyoruz. Kampanyalarda işlenen olgular bizlerden, yani hayatlarımızın içinden yakalanmış, seçilmiş ve kampanyada bir şekilde yerini bulmuş.
Ve şimdi bir diğer isme geçmek istiyorum: Panos Pachatouridis. Kendisine göre yeni medya alanında yeniden tanımlanması gereken üç elementimiz var: içerik, bağlantı ve reklam. Öncelikle içerik yeniden tanımlanmalı çünkü müşteri tecrübeleri farklılaşıyor, burada bir bebeğin dergiye parmağıyla bastırıp büyütmeye çalışarak, teknolojik bir özelliği kullanmaya çalışması örneği güzel duracaktır. Pachatouridis’e göre, böyle bir zamanda en yeni ve en iyi içerik modeli videolardır. Bağlantılar yeniden tanımlanmalı, çünkü telefonlar artık hayatımızın merkezindedir. Ve bu durum, kullanıcıya daha kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmak adına iyi bir fırsattır. Son olarak reklam yeniden tanımlanmalı çünkü dijital çağın hızla ilerlediği ve kullanıcıya ulaşma anlamında sağladığı imkanlar düşünülürse, dijital reklamın gerekliliği tartışılmazdır. ,
Sıradaki isim, sunumunun ardından “Rezonans” müzik grubu ile sergilediği performansla bizleri büyüleyen Eric Whitacre. İnsanlarla olan bağlılığın ortak duygular yaratmaktan geçtiğini söyleyen Whitacre’ye göre, yapılması gerekenler tek bir fikre odaklanmak ve kendi iç sesimizi dinlemektir. Bu da sözsüz iletişim ve aslında müziktir. Sanatta varolan duyguyu, bir ürünle kullanıcıya verebilmek, bağlılığı ve başarıyı yaratacaktır.
Yazan: Duygun Alıcı
Halkla İlişkiler'in Kısa Tarihi
USTALARA SAYGI KUŞAĞI : IVY LEDBETTER LEE
Ustalara saygı kuşağımıza, halkla ilişkiler sektöründe adından söz ettirmiş, daha gerçekçi olmak gerekirse de modern halkla ilişkilerin öncülüğünü yapmış bir isimle devam ediyoruz. Ve o isim, Ivy Ledbetter Lee. Peki, kimdir bu modern pr anlayışının yaratıcısı Ivy Lee? Bakan bir babanın ve kendinden yalnızca 13 yaş büyük bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Lee, 1898 yılında ikinci üniversitesi olan Princeton Üniversitesi’nden ekonomi sınıfının birincisi olarak mezun olmuştur. Maddi durumunun el vermemesi nedeniyle, yalnızca bir dönem devam edebildiği hukuk okulundan sonra; New York Times, New York World ve New York Journal gazetelerinde, muhabir olarak çalışmıştır. Ancak zorlu geçen çalışma döneminin ardından, düşük ücret ve uzun çalışma saatleri gerekçesiyle, muhabirlik görevinden istifa etmiştir. Aynı yıl içinde, daha sonraları halkla ilişkiler firması kuracağı George Parker ile birlikte Demokrat Parti merkezinde, Judge Alton Parker’ın Roosevelt’e karşı yürüttüğü başarısız başkanlık yarışının tanıtımında rol almışlar ve 1905 yılında “ Doğruluk, Güvenilirlik ve Önem” mottosuyla yola çıkan Ivy Lee ve George Parker, “Parker and Lee” isimli, Amerika’nın üçüncü hakla ilişkiler firması sıfatıyla konumlanan şirketi kurmuşlardır.
“Kamu aldatılmalı” ( Public be fooled ) ve “Kamu lanetlenmeli” ( Public be damned ) kalıplarını “Kamu bilgilendirilmeli” ( Public be informed ) anlayışıyla yıkması, bu döneme kadar normal seyrinde giden kariyer hayatını, tartışmalı ama; bir o kadar da merkezi bir konuma getirmiş ve halkla ilişkiler anlayışının değişiminde önemli bir rola sahip olmasına neden olmuştur. Kendisine göre; iyi bir kurumsal performans, iyi bir duyurum temeline dayanmaktadır ve kamuoyunun desteğinin ve anlayışının kazanılmasının; öykülerin, dürüst, açık ve doğrudan anlatılmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekmiştir. Zira, şirketler ile ilgili basına bilgi verilmediği ve kamuoyuna hiçbir konuda açıklamada bulunmayan gazetecilerin olduğu bir dönemde, halkla ilişkilerin bu dengeleri sağlayabilecek bir unsur olduğunu görmek de; kendisinin, ne kadar açık fikirli olduğunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca 1906 yılında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi inancıyla olacak ki; Atlantic City tren kazasının tüm ayrıntılarının dahil edildiği ve bu meslekte icra edilmiş olan ilk basın bülteni, kendisinin ellerinden çıkmış ve bunun yanı sıra; bir çok muhabir ve fotoğrafçıyı da görüntü alabilmeleri için kaza mahaline yönlendirmiştir. Bu hamleleri bir çok gazeteci tarafından övgü almış olmasına rağmen, yine aynı yıllarda, bir kömür grevinde tüm ilgili gerçekleri yansıttığı basın bültenleri, Lee’nin amacının reklam yapmak olduğu ve gerçekleri manipule ettiği şeklinde yorumlanmış ve gazeteler tarafından suçlanmasına neden olmuştur. Bunun üzerine Lee, tüm gazetelere sahip olduğu presipleri içeren “İlkeler Deklarasyonu”nu göndermiştir. Alışılagelmişin dışına çıkmak ve belki de gerçekliği yansıtıyor olmanın bile kuşkuyla karşılanacağı o dönemlerde, Ivy Lee’nin başarmış olduğu değişimi ayakta alkışlıyor ve deklarasyonunda yer alan ifadelerin bir kısmını ekleyerek yazımı sonlandırıyorum.
“...Burası, gizli bir basın bürosu değildir. Bütün işlerimiz açık olarak yapılır. Amacımız, haber sağlamaktır. Burası bir reklam ajansı da değildir. Bizim işimiz gerçektir. ...Kısacası, planımız ,dürüstçe ve açıkça, kamu kuruluşları ve ticari kuruluşlar adına ve yararına, haber sağlamaktır.”
Duygun Alıcı