USTALARA SAYGI KUŞAĞI : IVY LEDBETTER LEE
Ustalara saygı kuşağımıza, halkla ilişkiler sektöründe adından söz ettirmiş, daha gerçekçi olmak gerekirse de modern halkla ilişkilerin öncülüğünü yapmış bir isimle devam ediyoruz. Ve o isim, Ivy Ledbetter Lee. Peki, kimdir bu modern pr anlayışının yaratıcısı Ivy Lee? Bakan bir babanın ve kendinden yalnızca 13 yaş büyük bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Lee, 1898 yılında ikinci üniversitesi olan Princeton Üniversitesi’nden ekonomi sınıfının birincisi olarak mezun olmuştur. Maddi durumunun el vermemesi nedeniyle, yalnızca bir dönem devam edebildiği hukuk okulundan sonra; New York Times, New York World ve New York Journal gazetelerinde, muhabir olarak çalışmıştır. Ancak zorlu geçen çalışma döneminin ardından, düşük ücret ve uzun çalışma saatleri gerekçesiyle, muhabirlik görevinden istifa etmiştir. Aynı yıl içinde, daha sonraları halkla ilişkiler firması kuracağı George Parker ile birlikte Demokrat Parti merkezinde, Judge Alton Parker’ın Roosevelt’e karşı yürüttüğü başarısız başkanlık yarışının tanıtımında rol almışlar ve 1905 yılında “ Doğruluk, Güvenilirlik ve Önem” mottosuyla yola çıkan Ivy Lee ve George Parker, “Parker and Lee” isimli, Amerika’nın üçüncü hakla ilişkiler firması sıfatıyla konumlanan şirketi kurmuşlardır.
“Kamu aldatılmalı” ( Public be fooled ) ve “Kamu lanetlenmeli” ( Public be damned ) kalıplarını “Kamu bilgilendirilmeli” ( Public be informed ) anlayışıyla yıkması, bu döneme kadar normal seyrinde giden kariyer hayatını, tartışmalı ama; bir o kadar da merkezi bir konuma getirmiş ve halkla ilişkiler anlayışının değişiminde önemli bir rola sahip olmasına neden olmuştur. Kendisine göre; iyi bir kurumsal performans, iyi bir duyurum temeline dayanmaktadır ve kamuoyunun desteğinin ve anlayışının kazanılmasının; öykülerin, dürüst, açık ve doğrudan anlatılmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekmiştir. Zira, şirketler ile ilgili basına bilgi verilmediği ve kamuoyuna hiçbir konuda açıklamada bulunmayan gazetecilerin olduğu bir dönemde, halkla ilişkilerin bu dengeleri sağlayabilecek bir unsur olduğunu görmek de; kendisinin, ne kadar açık fikirli olduğunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca 1906 yılında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi inancıyla olacak ki; Atlantic City tren kazasının tüm ayrıntılarının dahil edildiği ve bu meslekte icra edilmiş olan ilk basın bülteni, kendisinin ellerinden çıkmış ve bunun yanı sıra; bir çok muhabir ve fotoğrafçıyı da görüntü alabilmeleri için kaza mahaline yönlendirmiştir. Bu hamleleri bir çok gazeteci tarafından övgü almış olmasına rağmen, yine aynı yıllarda, bir kömür grevinde tüm ilgili gerçekleri yansıttığı basın bültenleri, Lee’nin amacının reklam yapmak olduğu ve gerçekleri manipule ettiği şeklinde yorumlanmış ve gazeteler tarafından suçlanmasına neden olmuştur. Bunun üzerine Lee, tüm gazetelere sahip olduğu presipleri içeren “İlkeler Deklarasyonu”nu göndermiştir. Alışılagelmişin dışına çıkmak ve belki de gerçekliği yansıtıyor olmanın bile kuşkuyla karşılanacağı o dönemlerde, Ivy Lee’nin başarmış olduğu değişimi ayakta alkışlıyor ve deklarasyonunda yer alan ifadelerin bir kısmını ekleyerek yazımı sonlandırıyorum.
“...Burası, gizli bir basın bürosu değildir. Bütün işlerimiz açık olarak yapılır. Amacımız, haber sağlamaktır. Burası bir reklam ajansı da değildir. Bizim işimiz gerçektir. ...Kısacası, planımız ,dürüstçe ve açıkça, kamu kuruluşları ve ticari kuruluşlar adına ve yararına, haber sağlamaktır.”
Duygun Alıcı












