İzlediğim bir dizide şu replik göğnümü yoklattı asiye ben seninle karşılaşacağımı bilseydim başka türlü yetiştirirdim kendimi.*
Sweet Seals For You, Always
KIROKAZE
we're not kids anymore.
I'd rather be in outer space 🛸

No title available
cherry valley forever

#extradirty
taylor price
macklin celebrini has autism
todays bird

ellievsbear

@theartofmadeline

Janaina Medeiros

★
d e v o n
Jules of Nature
Cosmic Funnies

Product Placement
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

roma★
seen from United States

seen from Egypt

seen from Palestinian Territories
seen from France
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Mexico

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Kyrgyzstan

seen from Germany
seen from Bangladesh
seen from Indonesia

seen from United States
seen from Jamaica
seen from Kazakhstan
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Jordan
@saraplinesquik
İzlediğim bir dizide şu replik göğnümü yoklattı asiye ben seninle karşılaşacağımı bilseydim başka türlü yetiştirirdim kendimi.*
- Ne diyorduk? + Seksenli yıllar diyordun abi! - Seksenli yıllar çok garipti, neydi o adamın adı milletin içkisine aspirin atıp bayıltıyordu? + Nuri Alço mu abi? - Şimdi bu adam on yıl milletin içkisine aspirin attı; gitti onun kız kardeşiyle yattı falan yaptı filan yaptı, amenna tamam oyuncuydu rolünü yapıyordu da, gençler senelerce sinemalarda bunu seyretti. Ondan sonra gelsin tecavüz, gitsin cinayet. + Biz ucuz kurtardık abi! - Ucuz mu kurtardık, neyi ucuz kurtardık oğlum? Bak bu zihniyet insanoğlunu yıllarca yedi bitirdi! Biz neresinden kurtardık? Onu söyle. + En azından küçükken anamızın koynunda masal dinledik abi. - Masallar da berbattı be Selim! + Ben çok severdim be abi. Hep mutlu sonlar, mesajlar falan güzeldi yani. - Sana öyle geliyor, pantolonun üstünden. Neydi o kadının adı? Hani yedi tane götten bacaklının evine giriyor ya? + Pamuk prenses mi abi? - Hah. Şimdi bu pamuk prenses neden hiç bir cücenin koynuna girmedi? + Cüce oldukları için abi? - “Cüce oldukları için”. Çocuklara verilen mesaj bu işte! Neymiş cüceler sevişemezmiş! Peki bu cüceler insan değil mi, senden benden ne farkı var? işine geldiğinde “boyutu değil işlevi” deyip hötölöflük yapıyorsun sonra da işin içinden çıkıyorsun. Cüceler pamuk helva yiyemez! Yok ya olmaz öyle şey. + Haklısın abi. - Haklıyım tabi. Sonra o ne öyle prensler, prensesler şatolar; gençliği zenginliğe özendiriyorlar, ondan sonra gelsin hortumculuk, gelsin hırsızlık. + Ama abi masum masallar da vardı. Günahlarını almayalım. - Dünyayı bok götürüyor be oğlum masallar mı masum olacak? Mesela kurbağa prens dalgası neydi o? + O da mı masum değil abi? - Aslını bilmiyorsan çok masumdur. Bak şimdi yer Amerika Birleşik Devletleri. Eyalet Arizona, şimdi burda yaşayan bir tane kurbağa varmış. Bu kurbağanın tek özelliği dudaklarının çevresinde acayip bir uyuşturucu taşıması. Efsaneye göre bizim lavuk Arizona çölüne nerden geldiyse, aç susuz günlerdir, karnı aç. Karşısına bu kurbağa çıkıyor. Pat kurbağayı alıyor eline, yiyecek, ağzına götürüyor. Kurbağanın dudakları onun dudaklarına bir değiyor. tabi abinin kafa değişiyor, uçuyor. Bilmiyor uyuşturcu meselesini; bir bakıyor avcuna kurbağa yok, bir bakıyor karşıya, karşısında bir tane prens. Burdan ne çıkar şu çıkar: karşısındakini prens zannettiğine göre bizim lavuk neymiş; kadınmış. Peki o dönemde çölün ortasında tek başına bir kadın n'apıyormuş? N'apıcak fahişelik yapıyormuş. Peki biz n'apıyormuşuz? Kafası güzel bir fahişenin fantezilerini çocuklarımıza anlatıyormuşuz. Bu mudur masumluk, hı? + Değil abi. - Ama şimdi iş bununla bitmiyor. Şimdi biz bu kurbağayı alıyoruz beyaz bir atın üstüne bindiriyoruz oluyor sana beyaz atlı prens.
vücuduma yapışmış hatıraları atamayacağımı anlayınca barışık yaşamaya başladım. mesele sen değilmişsin özür dileriz. sadece hatıraları misafir etmek aklıma gelmemiş. artık birlikteyiz ve senin yokluğun acıtmıyor.
ben, sana öyle laf olsun diye 'yanındayım' demedim ki. her canın sıkıldığında, üzüldüğünde, omzundaki yükler ağır geldiğinde o yükleri omzundan çekip almayacaksam, omuzlarından öpmeyeceksem, elinden sımsıkı tutup yüzünü gülümsetmeyeceksem yanında olmamın bir anlamı olmadığını en iyi sen bilirsin. bir kere beraber yürümeye başladıysak bu yolda, her şeyin üstesinden beraber gelmek boynumuzun borcu gözümün bebeği.
sıkıntılı günlerimiz de olacak, yorulacağız da, üzüleceğiz de ama her zorlukta sımsıkı sarılıp gülümseyeceğiz.
senin affedilir yanın yok. ben seni affedemem çünkü sana kırılmadım. kırıldım diye kendimi tekrar kıran bi insanım ben. sana değil, en çok kendime kırgınım. sen değil, affetmem gereken kendim.
Bir kitapta okumuştum: “Her şey yoluna girmeden önce en kötüsü olmak zorundadır.“
Annem dedi ki; Cehennemden sağ çıkmanın nasıl bir şey olduğunu bilmek istiyorsanız, yoğun hasarlardan kurtulmuş ve içindeki sevgiyi yok etmeyi reddeden bir kadının gözlerine bakın.
Yaşadığınız hayat, girdiğiniz günahlara değsin.
karanlıkta yasıyorsun diye günesi,kalbin kırık diye tanrıyı suçlayamazsın diyor Asu. Kendi suçunuzu başkasına yüklemeyiniz ..
Insan hatasını bildiği zaman daha güzel olmaz mı?
Pişmanlığın fayda etmediği ve suçlamanın gereksiz olduğu zamanlar vardır. Uzak tutsun Tanrı bu durumdan herkesi..
bi geçmişe gidip gelicem
Romanda adam etkilendiği kadın hakkında şey dedi “Bu kız, kendim olmam için bende eksik olan şeydi” Bu tanım çok hoşuma gitti.
’ sağıra sözünü, âmâya yüzünü süsleme gönül! yorulursun. ’
Senden neyimi tamamla istedim bu güne kadar anlamıyorum. Kendi boşluğunu bile dolduramayan sen bu. İhtiyacım olan tek şey oydu şimdi beni istediğin her şeyle bir çok kez daha vurabilirsin çünkü ben zaten yenildim.
Beni tekrar ve tekrar sadece gördüklerinle vurabilirsin, gördüğünün asla arkasına bakmıyor oluşunla daha önce defalarca vurduğun gibi. İnan hiç problem değil. Dedim ya zaten yenilmişim. Beni istediğin kefeye koyup bana istediğin damgayı vurabilirsin çünkü artık savaşmıyorum.
O iğrenç huyuna rağmen yanında kalışım, kendimi sana defalarca anlatışlarımda seni sevmişliğimdendi. Meğer sen hep gözünü kulağını kapamışsın.
Bunca zamandır hayatımda olmanın sebebi bana bugüne kadar kimsenin vurmadığı damgaları vurup gitmekmiş sadece. Hiç vermediğin sevgiyi elin kuvvetli olsun diye kullanmakmış.
Hiç bitmeyen öfkeni boğazıma dizmekmiş. Neyin intikamını alıyorsun kendinde bilmiyorsun ama benden sürekli bir şeylerin intikamını almakmış.
Bana bunları sen yapmazdın diyormuşum meselâ hâlâ ama hiçbir şey yapmazken bile önümden yemeğimi alabiliyormuşsun.
Bana bunları belki sadece sen yapmazdın diyormuşum meselâ hâlâ aptallığa bak keriz sevmesi.
Bir gün, ne zaman olur bilmiyorum ama sen bir gün elini çenene koyup düşünücek ve diyeceksin ki, “ulan bunlar ona yapılmazdı” ona derken de ismimi söyleyeceksin. O gün geldiğinde senden hâlâ nefret ediyor olucam.
Çünkü bende hiçbir şey kalmayana kadar savaştım ve seni çok sevdim.
Gocunmuyorum asla. Salya sümük ağlarkende çok güzeldim. Olmayacağını bile bile savaşırkende, rezil rüsva olurkende çok güzeldim.
Bir deri bir kemik kaldım hâlâ çok güzelim öpebilseydim kendimi alnımdan öperdim senin hiç yapamadığın gibi. Kendimle çokça gurur duyuyorum senin asla anlamadığın bir sevgiyi sana sunduğum için.
İçtenliğin, iyiliğin, samimiyetin, sevgin, hiçbir şeyin yoktu hep kendimden verdim yeter gibi geliyordu çünkü o gün.
Sana gelecek her türlü bela bana çarpar sana değmez sanıyodum, önünde dururdum senin için değer gibi geliyordu.
Hissettiğin ama söyleyemediğin şeyler olduğunu düşünmüştüm yine de içinde bir yerlerde olduğuna mutlu olurdum, bir gün duyarım gibi geliyordu.
Beni anlamadığını ama saatlerce konuşsam da dinleyeceğini sanıyodum, ne güzelliğin ne de sevgim hiç bitmez yıllarca anlatırım gibi geliyordu.
Yanıldım üçyüz kez beni yanılttın, üçyüzüncü kez sana koştuğumda bana bu son demezsin sanıyordum, bıraktığın açık kapılardan girer yanına gelirim gibi geliyordu.
Haklı olmanın gururunu yaşayamadım hiç, bir kere de bütün bunları yapan ben olayım istedim belki o zaman geçer gibi geliyordu.
Beni sırtımdan vurdun ne denir teşekkürler ben sırtımı sana yasladım sanmıştım o kadar.
Olur olur hem de en güzeli yaşanır der gibi bakmıştın denecek söz yok sağol yüzüne bakma isteğimi bile içimi oyarak aldın.
Çok büyük bir sıkıntı yok yalnızca ben buralardan elimden sıkıca tutarsın öyle gideriz sanmıştım sen başka duraklarda demlenmeyi yeğlemişsin olabilir hayat bu olamazdı diyemem.
Bana bir borcun yok ve senden hiçbir zaman büyük bir kurtarıcılık istememiştim yine de keşke tutamayacağın sözler vermeseydin veya beni kaybettirecek tüm bu vaziyetlere gözün kapalı girmeseydin.
Sever gibi yaptın. Bunu hak edecek ne yaptım bir cevabı olsa keşke ama yok ve inan canımı tek yakan şey cevapsız kalmak zorunda olmak oldu. Alkışlar sana gelsin beni kendi silahımla vurdun güzel bir saldırı şekli oldu.
Ziyanı yok gerçekten senden önce de sürünerek ilerlediğim fazla kez oldu yine de bu kadar umut yeşertip sonra 2 saniyede insanı o umutların altına gömmek senin vicdanına nasıl sığdı anlatsan ya bana.
Kimi insanlar var ki önüne ister dağlar serilsin ister tüm güzellikler dizilsin yine de gözü doymaz. Doymazmış diyebilsem keşke rivayet gibi ama canlı canlı yaşayarak öğrendim sayende.
Çok şaşkınım. Başka bir biçimde tarif etmem olanaksız beni ciddi manada bozguna uğrattın ve nasıl da uğratmaz gibiydin. İstersen öbür yanağımı döneyim oraya da bir tokat vur az gelmiş olabilir.
Defalarca kalbini kırıp paramparça ettiğiniz insanları eskisi gibi bulamayınca şaşırmayın. Kırıldıkça acımasızlaşıyor insan.
ben sana döneceğimi bilerek gittim. daha fazlasını söylemeye dilim varmıyor.