bir gün onu yıpratmışlar ve onun sadece gücü yetmemiş kalkmak için

No title available
Today's Document
DEAR READER
Mike Driver
trying on a metaphor
Sweet Seals For You, Always
todays bird
Not today Justin

if i look back, i am lost

tannertan36
d e v o n
$LAYYYTER
Lint Roller? I Barely Know Her
we're not kids anymore.
untitled
almost home
taylor price

pixel skylines
Cosmic Funnies

No title available

seen from Brazil
seen from Philippines

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@sardunyacicegi
bir gün onu yıpratmışlar ve onun sadece gücü yetmemiş kalkmak için
o gündü, aylar önce çalıştığım bu kafeye gelmiştim sabah. masaları yerleştiriyordum bir yandan yağan yağmur eşliğinde. hiç tanımadığım bi adam geçiyordu sokaktan ‘kolay gelsin’ dedi. insanlar olarak alışık değiliz böyle durumlara bende bi garipsedim açıkçası. şimdilerde insan kolay yanaşmıyor insana. ‘sağolun’ dedim bende gidiyordu artık ama dönüp ‘mutluluk yağmurları altında şemsiyesiz kalman dileğiyle’ deyip gitti. hala aklıma geldikçe gülümserim bu olaya. içinde iyilik, samimiyet kırıntısı kalmış insanlar yaşıyor hala. bu hayattaki amacımız ne gerçekten? çok para kazanıp bir sürü mal mülk sahibi olmak mı? bi insanın hayır hayır hiç tanımadığın bi insanın mutlu olması için dilekte bulunmak mutlu etmez mi insanı? yetmez mi mutluluğa? ama boşuna konuşuyorum çünkü ne düşünürsem düşüneyim, ne söylersem söyleyeyim biliyorum ki iki gün sonra bunu unutup hayatın cazibesine kapılıp mal-mülk, okul-iş kazanmak için kendimi robottan farksız görmeye devam edeceğim..
hiçbir şey yapmadan bomboş yılın 4/1'i bitti, böyle devam ederse hiçbir şey yapmadan ömrüm bitecek
her şey önceden belirlenmişse ve özgür irademiz yoksa dünyaya iyilik katmak için yaptıklarımız nafile
iyiler kötüler kadar cesur olursa işte o zaman bu dünya değişir
şimdi piyano çalmayı çok isterdim, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı tuşlara dökerdim. bazen şiddetli bazen yavaş basardım onlara. kelimeleri daha önce öyle kötü yerlere kullanmış oluyoruz ki kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa
-‘Kemal, Hadi Gel Bi Kahve İçelim’, hep böyle mi derdiniz birbirinize?
Gül Sunal: Slogan gibi bir şey. Ben sürekli söylenirdim, Kemal sadece dinler, onunla kavga edilmezdi. Sonra dönüp, “Hadi bi kahve içelim” derdi. Ama benim içimi boşaltmamı beklerdi. Ya da “Bir daha seninle konuşmayacağım” diyerek kapıyı çarpar giderdim. Çarparım, açarım, “Kahve yapayım mı içelim mi?” derdim. Hatalıyım, özür dilerim değil de “Bir kahve yapayım içelim mi?” Birçok şeyin yerine geçen bir cümleydi bu. Bu arada kahveyle işimiz yok, söyleyemediklerimizin bahanesiydi o.
Yağmurlu-güneşli bir günde parçalı bulutlu geçen 21. yaşımı bitirdim. Yaş aldıkça gözyaşı, mutluluk, keder yerini farkındalığa bırakıyor. Ne çok sevinebiliyorsun ne de çok üzülebiliyorsun artık. Velhasıl kelam iyiki yaşadım hepsini. İyi ki o yolları yürüdüm, iyi ki o çiçekleri ektim. İyi ki hata yapmak beni hatasını kabullenebilen bir insan yaptı. İyi ki sevdim, iyi ki çabaladım. Hiçbiri için pişman değilim. Beni olduğum kişi yapan her şeye sonsuz teşekkürler.
çocukluğum bunu haketmedi.
ben buyum demek için maske takıyorsunuz
babasıyla çocuğu arasında gördüğüm iyi ilişkiler beni içeride öldürüyor.
Yürüdüm. Ağır ağır ve uzun uzun yürüdüm. Balat’tan Eminönüne yürüdüm oradan Galata’ya tırmandım. Yol hiç bir yere çıkmadı. Kaybolmak istedim, olmadı. Adını bilmediğim sokaklara girdim ama sadece düşüncelerimin içinde kayboldum. Üstelik bunlar adını bilmediğim sokaklar gibi değil, benim düşüncelerimdi. Ama nasıl olduysa olmuştu, kaybolmuştum bir avuç düşüncenin arasında. Oysa ki yürürken çimlere de basmamıştım neden bu karmaşanın içinde kalmıştım, anlam veremedim. Boşverdim. İnsanları izledim sonra, kafamdan bir sürü şey geçti hepsine dair. Parkta örgü ören teyze, koşuşturan bir sürü çocuk, elinde bavuluyla bir yere giden/bir yerden dönen bir amca, sahildeki balık tutan emektar insanlar ve daha onlarca, yüzlerce insan. Hiçbirini tanımıyordum, hepsine bir yaşam senaryosu kurdum. Aptalcaydı belki ama bu beni mutlu hissettiriyordu. Tanımadığım o insanların yüzünde bir huzur vardı sanki.
“birlikte şarap içsek ya.”
kuruysa yapraklarım içimin iklimindendir
birlikte vakit geçiren baba kız görünce gözlerimin dolmasına sebep olduğun için seni affedemiyorum