"biri de durup seni okşasın, biri de durup sen üç tabak kırmışsın ama bak ikisini de düşmeden tutmuşsun desin, biri de senin omzunu okşasın, ağla hadi desin, az huysuzlan, huysuzlanabil, al bu da senin hakkın desin. ne olacak dünya mı batacak."
Misplaced Lens Cap
tumblr dot com
Monterey Bay Aquarium
KIROKAZE
Mike Driver
dirt enthusiast
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

shark vs the universe

No title available

titsay
NASA

★

JBB: An Artblog!
Xuebing Du
Sweet Seals For You, Always
Cosmic Funnies
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available
RMH
ojovivo

seen from United States
seen from Spain
seen from Poland
seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Germany

seen from Belgium

seen from Spain
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from France

seen from Singapore
@scream-c
"biri de durup seni okşasın, biri de durup sen üç tabak kırmışsın ama bak ikisini de düşmeden tutmuşsun desin, biri de senin omzunu okşasın, ağla hadi desin, az huysuzlan, huysuzlanabil, al bu da senin hakkın desin. ne olacak dünya mı batacak."
mürekkebim bitse suya yazarım, insana dökmem içimi.
"züleyhâ için her şey yusuf olmuştu. güneş doğdu demezdi, yusuf uyandı derdi. gece çöktü demezdi, yusuf uyudu derdi."
belki bir gün kalbimi yormayan birine denk gelirim diye yaşıyorum.
Çok istediğin bir şeyden vazgeçmen gerektiğini farkettiğin bir akşamüstü burukluğu var havada.
feza, sorma halimi hatrımı ben de bilmiyorum.
söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
üzülünce, sanki bütün dünyaya karşı yanlış bir şey yapmışım gibi geliyor, ayağımı bastığım yer inciniyormuş gibi, sanki dünya sadece bana yer bulamamış gibi,
düştüm. sana doğru koşuyordum, sana sarılacaktım. yere çakıldım.
inançtan falan bahsediyor. sanki külden çiçek yetiştirebilirmişim gibi, sanki bahçem talan olmamış gibi.
Gençtim, vurgundum; bir sesi duyabilme isteği göğsümde infilak ederdi. Bir daha hiçbir şeye böyle anlam yükleyemedim.
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır. rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, sende seyrediyorum denizlerin en mavisini. ormanların en kuytusunu sende görmekteyim. senden kopardım çiçeklerin en solmazını. toprakların en bereketlisini sende sürdüm, sende tattım yemişlerin cümlesini. desem ki sen benim için hava kadar lâzım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şeysin. nimettensin, nimettensin. desem ki inan bana sevgilim, inan. evimde şenliksin, bahçemde bahar ve soframda en eski şarap. bırak ben söyleyeyim güzelliğini. rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
çiçeğim, soluyorsun.
benim suyumu da bulandırma yalvarırım. sessizce yaşayıp gideyim.
bu bir uçurtmanın kaçışı değil, uçurtmanın tellere takılışı
biliyor musun ali, ben doğumumdan bu yana annemin sancısını çekiyorum. dokuz ay değil ali, ben yıllardır bu sancıya kıvranıyorum.
'Ruhumdaki pek çok yarayı, bereyi, incinmişliği hep kitaplar, hep kitaplıklar sardı sarmaladı.'