Onu
dün gece
saat üçte
vurdular…
Sırf insanı sevdi diye
ve bütün insan halkları,
oracıkta hemencecik
sorgulamaksızın
hain bir tuzakta
vurdular, dostlar…
En çok da çocukları sevdi diye,
bütün işçi ve emekçi halkların
değil sadece
bütün halkların çocuklarını
sevdi diye vurdular.
O, tarlada ırgatı severdi
lağam boşaltan işileri
kirli elbiseleriyle
onurlu adamları
ve onurlu kadınları severdi.
Emeği yüceltti diye vurdular onu…
Faşizmi lanetledi
Sosyalizmi yüceltti diye
vurdular.
Ama niye
vurdular asıl
biliyor musunuz?
Düşündüğü ve sorguladığı için
yalnış olan her şeyi…
Onu
vurdular,
dün gece yarısı
bir izbe kaldırımda
yürürken.
Çiğ damlasındaydı
hayat,
çiçekte arı,
memede bebe,
aşkta sevdalılar,
durmuştu
henüz.
Yaşamak
kaygısından
anasından
sevdiceğinden
çocukluğundan
devrime
inancından
vurdular..
Yaşamı ölümle vurdular,
işçiler örerken umudu.
Yüzü güneşe dönenleri,
zulme direnenleri,
özgürce ve korkusuzca
haykıranları ezgilerini,
vurdukları gibi
vurdular.
Gecenin karanlık
ve ıssız bir sokağında vurdular.
İt gibi ayak izinden koklaşarak buldular.
En masum yerini kanatırcasına
can evinden vurdular.
Vurdular
kızıl karanfili.
Önce
karanfil gülüşü
ıslak kaldırıma düştü
sonra
on bin yıllık insanlığın
asi yumruğunu göğe kaldırarak
bir slogan tutuşturdu.
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Bir çocuk
evinin kapısında
kaldırımda yatan
kızıl karanfile
koştu…
Karanfil düştü
Karanfil düş'tü.
Çocuk
karanfile koştu.
Öptü karanfili
oracıkta
sarıldı
okşadı.
Küçük
kız ocuğunun
gözyaşlarını
bir tek
kızıl karanfil gördü.
Sonsuzluğa akarken
oracıkta öldü.
Çocuk
bilmeksizin
koştuğu adamın
babası olduğunu
o kahrolası
gecenin
o kahrolası
üç cellatın
karanlık gölgesinde
son kez gördü.
Yıllar sonra
o çocuk karanfil yürekli
kızıl bir militan oldu…
Selçuk Polat / 24 Şubat 2017