"dünyadaki varlığımı seninle tamamlamak istiyorum ben. ne zaman bundan daha iyi bir şey bulmaya kalksam elim boş dönüyorum. seninle bir bütün olmaktan daha güzel hiçbir şey gelmiyor aklıma. dünya barışı tamam lazım ama benim dünyam senden ibaretken senden ayrı bir şey düşünemiyorum ben. illa sen. hani der ya platon insanlar çift yaratılmıştır ve aşk insanın yarısını aramasıdır. benim yarım da sensin tamım da sensin. ben bir açıysam mesela tümlerim de bütünlerim de hep sensin. bu sana farklı açıları vermek olacak ama olsun, ben zaten sen tamamlıyorsun diye varım. sen varsan varım. sen yoksan hep yarım. hep yarım canım, hep yarım."
bilgisayar ekranımı kaplayan pdfe baktım. beyazlığı gözlerimi yoruyordu. aklımsa hiç durmadan konuşuyordu. platon üzerine çalışıyordum ve platon'u sevmiyordum. zihnim sürekli sevgi üzerine bir şeyler karalıyor ve ben de bunları unutmamak için not alıyordum ama işin komiği sevdiğim kimse yoktu. sevda bana uğramayalı yıllar olmuştu. yine de biri için sürekli bir şeyler biriktiriyordum. şiir, şarkı, kitap, mektup, fotoğraf, anı... bi' de kendimi yetiştiriyordum. kulağa tuhaf geldiğinin farkındayım. ama ona "şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim." demek istemiyorum. ona her an güzel bir söz söyleyebilmek istiyorum. hayatıma birini beklemiyorum ama her an gelecekmiş gibi yaşıyorum. bu aslında belki de platon'un bahsettiği yarımızı aramanın kendinden menkul hali. bilemiyorum. doğrusu platon'da bu konu üstüne çalışmıyorum. ama çalıştığım her ne varsa her zaman aklımda henüz gelmemiş birini taşıyorum. bilimin aşkla kesiştiği nokta. yine de işlerime daha çok odaklanabilmeyi isterdim. bi' de varlığımın yarısını bulmayı.
"asiye, ben seninle karşılacağımı bilseydim başka türlü yetiştirirdim kendimi."












