Keni

bliss lane
taylor price
The Stonewall Inn

Product Placement

izzy's playlists!
he wasn't even looking at me and he found me

No title available
🪼
trying on a metaphor

Discoholic 🪩
Sade Olutola
YOU ARE THE REASON
untitled

No title available

PR's Tumblrdome

blake kathryn

tannertan36
TVSTRANGERTHINGS
Lint Roller? I Barely Know Her
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from China
seen from Russia

seen from United States
seen from Israel
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Portugal

seen from Czechia
seen from United Kingdom

seen from Canada

seen from United States

seen from Bangladesh

seen from Russia

seen from United States
@selidorisland
Loaner, RA Clayton
... falezlerin üzerinde olmayan, eski, köhne ve neredeyse terkedilmiş, açıklarında minik adaların olduğu “kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının”** siyah beyaz şehriydi burası… radyoz.info
... o esnada hemen yanı başımda bir karga kana kana su içiyordu… hayata içimden sarıldım… ve bütün bunlar olurken kulağımda ben howard gümbür gümbür “keep your head up” diyordu... radyoz.info
2015.04.06
The beauty of Ravens Credits: Ravenmaster/ColleenGara
Winter storm warning
Love at first sight
Triangular
... dün neredeyse bütün gün açık havada kalınca yorgunluktan bitmiş bir halde kendimizi eve attık. tuhaf bir şekilde hem uykuya geçmem zor oldu hem de kesintisiz bir uyku uyumam mümkün olmadı; tam aksini umuyordum oysa. sabahleyin de sürünerek yataktan kalktım kendime bir kahve yaparak yarım bıraktığım filmi, call me by your name‘i açıp bitirdim.
kahvaltıyı hazırlarken, kahvaltı yaparken, sonrasında mutfağı toparlarken, çalışma masamın yanındaki nefret ettiğim çiçeği sökerek ve tüm mutfağı toprak içinde bırakırken ve ellerim toprağın içinde kökleri ayıklarken, diğer bir çiçeği olduğu saksıdan sökerek boşalttığım saksıya dikerken ve mutfağı temizlerken elio‘nın hüznü, kederi, mutluluğu ve o delikanlı heyecanı hiç aklımdan çıkmadı ve filmin sonunda babasının onunla yaptığı konuşmayı düşündükçe gözlerimin dolmasına engel olamadım:
“... Yaralarımız daha hızlı iyileşsin diye kendimizi hırpalayıp dururuz. 30 yaşımıza geldiğimizde de çökmüş oluruz. Ve yeni biriyle bir başlangıcımızda kendimizden sunacağımız daha az şey kalır. Ama kendini hiç bir şey hissetmemek için zorlamak veya hiç bir şey hissetmemek çok büyük kayıp olur… Kalbimiz ve bedenlerimiz bizlere bir kereye mahsus verilmiştir. Sonra bir bakarsın kalbin yorgun düşmüş. Bedenin de kimsenin bakamayacağı bir hale gelmiş. Şu an kederlisin, acı çekiyorsun. Bunu yok etme. Aldığın keyfi de öyle…”
... Drago o düşü görmemiş olsaydı, o gece de diğerlerine benzeyecekti. Yeniden çocuk olmuş, gece yarısı kendini bir pencerenin önünde bulmuştu...
dünyaya bakmayı bırakıyor ve kendi sesini unutmaya başlıyor… bir süredir durumum bu; yaşadığım hayatın bana olan yan etkisi; llaçlar gibi bir yandan sağalırken bir yandan zehirleniyoruz…
All the noise and music can not cover up the emptiness that lies beneath.
Sylvia Plath, from a letter to Hans-Joachim Neupert c. January 1950 (via violentwavesofemotion)
MAX RICHTER - AUTUMN MUSIC 2
After the rain