wallacepolsom
Alisa U Zemlji Chuda
AnasAbdin

blake kathryn
Keni
Not today Justin
art blog(derogatory)
Peter Solarz
KIROKAZE

Kaledo Art
Cosmic Funnies

Origami Around
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
DEAR READER
we're not kids anymore.

No title available
I'd rather be in outer space 🛸
No title available
One Nice Bug Per Day
No title available

seen from Austria

seen from Canada

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@selidorisland
Loaner, RA Clayton
... falezlerin üzerinde olmayan, eski, köhne ve neredeyse terkedilmiş, açıklarında minik adaların olduğu “kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının”** siyah beyaz şehriydi burası… radyoz.info
... o esnada hemen yanı başımda bir karga kana kana su içiyordu… hayata içimden sarıldım… ve bütün bunlar olurken kulağımda ben howard gümbür gümbür “keep your head up” diyordu... radyoz.info
2015.04.06
The beauty of Ravens Credits: Ravenmaster/ColleenGara
Winter storm warning
Love at first sight
Triangular
... dün neredeyse bütün gün açık havada kalınca yorgunluktan bitmiş bir halde kendimizi eve attık. tuhaf bir şekilde hem uykuya geçmem zor oldu hem de kesintisiz bir uyku uyumam mümkün olmadı; tam aksini umuyordum oysa. sabahleyin de sürünerek yataktan kalktım kendime bir kahve yaparak yarım bıraktığım filmi, call me by your name‘i açıp bitirdim.
kahvaltıyı hazırlarken, kahvaltı yaparken, sonrasında mutfağı toparlarken, çalışma masamın yanındaki nefret ettiğim çiçeği sökerek ve tüm mutfağı toprak içinde bırakırken ve ellerim toprağın içinde kökleri ayıklarken, diğer bir çiçeği olduğu saksıdan sökerek boşalttığım saksıya dikerken ve mutfağı temizlerken elio‘nın hüznü, kederi, mutluluğu ve o delikanlı heyecanı hiç aklımdan çıkmadı ve filmin sonunda babasının onunla yaptığı konuşmayı düşündükçe gözlerimin dolmasına engel olamadım:
“... Yaralarımız daha hızlı iyileşsin diye kendimizi hırpalayıp dururuz. 30 yaşımıza geldiğimizde de çökmüş oluruz. Ve yeni biriyle bir başlangıcımızda kendimizden sunacağımız daha az şey kalır. Ama kendini hiç bir şey hissetmemek için zorlamak veya hiç bir şey hissetmemek çok büyük kayıp olur… Kalbimiz ve bedenlerimiz bizlere bir kereye mahsus verilmiştir. Sonra bir bakarsın kalbin yorgun düşmüş. Bedenin de kimsenin bakamayacağı bir hale gelmiş. Şu an kederlisin, acı çekiyorsun. Bunu yok etme. Aldığın keyfi de öyle…”
... Drago o düşü görmemiş olsaydı, o gece de diğerlerine benzeyecekti. Yeniden çocuk olmuş, gece yarısı kendini bir pencerenin önünde bulmuştu...
dünyaya bakmayı bırakıyor ve kendi sesini unutmaya başlıyor… bir süredir durumum bu; yaşadığım hayatın bana olan yan etkisi; llaçlar gibi bir yandan sağalırken bir yandan zehirleniyoruz…
All the noise and music can not cover up the emptiness that lies beneath.
Sylvia Plath, from a letter to Hans-Joachim Neupert c. January 1950 (via violentwavesofemotion)
MAX RICHTER - AUTUMN MUSIC 2
After the rain