gül kokuyorsun bir de amansız, acımasız kokuyorsun gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun
Edip Cansever - Gül Kokuyorsun (via fthlc)
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Monterey Bay Aquarium

#extradirty
Cosmic Funnies
No title available
Cosimo Galluzzi

❣ Chile in a Photography ❣

Love Begins

JVL

blake kathryn
Today's Document

祝日 / Permanent Vacation

Andulka

tannertan36

No title available
taylor price
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Sade Olutola
🪼
seen from China

seen from Malaysia

seen from Italy

seen from France
seen from Argentina

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from Ireland
seen from Ireland
seen from Canada

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@sharpvoice
gül kokuyorsun bir de amansız, acımasız kokuyorsun gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun
Edip Cansever - Gül Kokuyorsun (via fthlc)
Onun istediği tek parçadan oluşmuş bir kadındı. Bense o bütün saçma sapan parçalarımla ben olmak istiyordum.
İnci Aral (via ceronunmaceralari)
herkes sever genellemeleri ve inkar peşindedir genelde genellemeler herkes sever birilerini birilerine benzetmeyi lakin en çok anneler sever zaten genelde en çok anneler sever nedendir bilinmez inkâr etmez genelde anneler
(via vasatiasmayansatirlar)
Dünyaya hiçbir söz vermedim Terbiye borcumda yok, Benden diledikleri gibi nefret edebilirler. Benim de yaptığım gibi..! Umay UMAY
az önce bi şeye üzüldüm sonra biraz durup oha eskiden üzüldüklerime bak bi de şimdi üzüldüklerime bak resmen level atlıyorum dedim kendine kendime. evet arada kendime kendime konuşuyorum
fakat gel, yaslan yarama; yanarak, yanarak. sylvia plath
Bak bugün de gelmedin.. Ama ben bekledim...
Hani böyle bir laf ediyorsun da beni pencereden aşağı atılmış saksılar gibi paramparça ediyorsun ya ...
Şimdi bense içimde ki yangınlar dinsin diye soğuk sularda duş alıyorum.. Bilirsin sıcak suyu çok severdim..
bugün pazar. bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum.
***
bir pazar sabahı, yanımda uyanmalısın. yüzüme açılmalı gözlerin.
***
bugün pazar ve ben seni çok özledim.
*** bir pazar günü olsun gelişin. bol şiirli bir pazar günü.
***
keşke bu gün değil de bir başka gün gitseydin bu pazar yağmur varmış, son pazar görüşseydin.
***
gelin olmuş bir kadın tuhaflığıyla
size anlatamam güneşi durdurarak.
bu kaç kapılı bir konyak?
bugün pazar eve kırmızılar taşıyorum.
***
şimdi kılıksızım,
fakat borçlarımı ödedikten sonra ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana şimdiki kadar kıymet vereceğim ?
***
hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi
çocukların hep kursaklarında kalan sevinci.
***
beni bir pazar gecesi siyanürle vurun!
***
bir pazar günü buluşsak seninle bir kır kahvesinde bir çingene kadın bir gül verse kırmızı bir gül verse ikimize falımıza baksa gülüverse konuşmasa anlasak sevda bu sussak.
***
'S*kerim böyle hakimi” dersen hakime hakaretten 17 yıl yersin, ama işi eyleme dökersen tecavüzden 2-3 yıl yatar çıkarsın. Hatta hakimin rızası vardı dersen hakimi nikahına dahi alabilirsin. Burası Türkiye burada adalet diye birşey yok..
Küçük İskender (via benitarihleyargila)
Sen; Aklım ve kalbim arasında kaldığım En güzel çaresizliğimsin… Cemal Süreya
Bir takvim ve bir şişe rakı yeter bana
Takvim; Senin geleceğin günleri saymaya
Rakı; Gelmediğin günleri kurtarmaya
C. SÜREYA
"Sevgilim bir günün ortası şimdi. Taşıtlar hızla gelip geçiyor,her yer kalabalık."
Cemal Süreya
merhaba bunu okuyan, uzaklardan yazıyorum. bayağı uzak, hani şöyle ‘bak en çok ben seviyorum, gördün mü önce ben aradım çünkü’ diyemediğim uzaklardan. sen kimsin bilmiyorum, vücudunun her zerresini ezberlediğim adam değilsin onu biliyorum. sonra unutuyorsun, vücudunu unutuyorsun, sesini, nasıl sevdiğini hatırlamaya çalıştığında bi’ buğu tabakası iniyor gözlerinin önüne. merak etme ağlayınca geçiyor hayatınıza bazen önemli bir şeyler giriyor, önemli eşyalar, müzik kutuları, bileklikler, yüzükler, önemli adamlar. sabah olduğunda ilk aklınıza gelen şey kahvaltı değil de o adamlar oluyor mesela, bi kaç ay sonra başkalarına ‘gitme’ diye telefonda ağlıyorlar. siz duyunca kahroluyorsunuz fakat geçiyor. bunların hepsi ağlayınca geçiyor biz terkedilmişler, annesi, babası, oyuncak ayısı tarafından terkedilmişler, yatağında, ilk aşkının kucağında terk edilmişler… bizler ne vahimiz. kafelerin ortasında ağlıyoruz, onları bulmak için bütün şehri dolaşıyoruz, ardımıza bakmadan insan siliyor büyük büyük haplar içiyoruz. terk ediliyoruz, ulan gülüşünün her hanesini ezberlediğimizden terk ediliyoruz! aylar geçince acımızı kucaklayıp insanlara, şarkılara, filmlere koşuyoruz. terk edenler geri dönüp soruyor, ‘öpsem geçer mi diyor?’ ah be, artık siksen geçmiyor.
Şu fokbalığından az önce evrimleşmiş gibi konuşanları öldürsem ?
Ne bileyim gelirsin belki Umut işte...