ben galiba senin kullanmadığın sözcükleri pek sevmiyorum.
DEAR READER
will byers stan first human second
No title available

Discoholic 🪩
sheepfilms
todays bird

titsay
Xuebing Du
Keni
Stranger Things
Acquired Stardust
h

★
Not today Justin

No title available

tannertan36
Monterey Bay Aquarium

Origami Around
tumblr dot com
Three Goblin Art
seen from Germany
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Hungary

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia

seen from T1

seen from United States

seen from France

seen from Australia

seen from T1

seen from Germany
seen from France
seen from United States
seen from France
seen from Türkiye
seen from United States
@silueti
ben galiba senin kullanmadığın sözcükleri pek sevmiyorum.
bugün öptüğün kedi dün ölü mü bulunmuş, yoksa o kedi ben miymişim? buna inanıyor musun? bugün öperken dün öldürmüş müsün beni, buna inan. illa bir şeye inanmayacaksan bana inanma. başlıksız şiirlere inan. kokusuz çiçeklere inan, en çok da kaktüse. inan işte kaybetme bu hissini. inanamamak hayatını bitirecek. inanamamak güvensizliği doğuracak. güvensizlik nefreti çocuğu gibi sevecek, seni çocuğum gibi seveceğim. ama sen hep inan. ben senin yerine de dün ölü bulundum.
yiğit nam salar dünyayı titretirmiş, yiğidi bir ceylan gözlü yâr bitirirmiş.
ben, sabretmeyi öğrenmek istemiyorum mesela. hep sabırsız kalayım sana karşı, küçük bir kız gibi. istediğim şeyi yapmadın mı hemen üzülmeye başlayayım. yanlış bir şey mi yaptım hemen özür dileyeyim, gözlerim dolsun. sanki sen annem ya da babammışsın gibi istediklerimi söylerken bile çekineyim senden. beni gördüğünde gülümsedin mi hemen kendi dünyamdaki en mutlu insan olayım. aynadaki yansımamla göz göze mi geldim hemen gözlerimi kaçırayım, senden başkasının gözlerine değmeyeyim. pamuk şeker görüp senden bana almanı isteyeyim. sana garip hitap şekilleri bulayım. belki de çocuk yanıma bir çiçek uzatırsın. kaburgalarımın arasına konar kalbime yaslanırsın. gözlerindeki yansımamla aynalara bakmadığım kadar uzun bakışırım. gözlerini kaçırırsan ben bu boşluğa iyice karışırım.
bin duamda yerin vardı, gözünü neden âhıma diktin.
sen beni bilemedin, içimi bile. hiçbi’ zaman göremedin yine.
seni özlüyorum, bunu ne zaman okursan oku.
çaresizlik nedir silueti? çok yorgun hissediyorum
çaresizlik, yok olmaktır. sevmektir, çok sevmektir. bir ihtimalin artık ihtimal olmadığını bildiğin hâlde ona tutunmaktır. kurtulmak istemekle, kurtulamayacağını kabullenmek arasında vurulmuş bi’ hançer gibi durur insanın göğsünde. kapıyı çalacak gücün varken, açılmayacağını bilerek elini cebinde tutmaktır. geç kalmaktır. güllerini soldurmaz da öldürür sanki, yeterli.
fakat aysel içimdeki kelebeği vuruyorlar, ölmüyor.
çocukça bir küsme değil bu, dargınlık. hâlâ yanındayım, yüzüne bakıyorum ama içim sana sırtını dönmüş.
yoruldum hatırlamaktan.
insan öyle boş bi’ eve ait hisseder mi?
iki sigaram kaldı bu gece için, yüzyıl yetecek çocukluğum. iki muhabbet kuşum, biraz da ateşim var. dua ediyorum ateşe, vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece. dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne, aman umutsuz bir yer olmasın.
uçurumun kenarına inşa edilmiş bir evim, duvarlarım yıkık dökük, camlarım paramparça, bahçemi izmaritlerim süsler. kırık camlardan her gün uçurumun köşesinden bıraktığım umutlarımı izlerim, hayal kurar susarım. bugün hava biraz daha kasvetli, etraf daha bir karanlık. ev sıcak, huzurlu olmalı, güvende hissettirmeli. bana gelen her yolda ayaklarına kırık cam parçalarım batacak, gelme bana. ben sana bir ev olamam. uçurumun eşiğinde çürüyüp giderken seni kendime mahkum edemem. bu ev benim zindanım, virane zindanım sevgilim.
anlamıyor musun, kalbim kalmadı.
mendilimde kırmızım var, ağladım da görmedin mi? yangın oldum, yandım ben yâr. su getirdin, sönmedim mi?
seninle çektiremediğim fotoğrafların bile bi’ hatırası var, bilmiyorsun.