4.S B3

★
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

#extradirty

❣ Chile in a Photography ❣
sheepfilms
NASA
we're not kids anymore.

ellievsbear
will byers stan first human second
almost home

No title available

JBB: An Artblog!
RMH

@theartofmadeline
Misplaced Lens Cap
DEAR READER
Lint Roller? I Barely Know Her
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Love Begins
styofa doing anything
seen from United States
seen from South Africa
seen from United States

seen from Canada

seen from Japan
seen from United States
seen from United States
seen from Belgium
seen from Italy
seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from Singapore
seen from Canada

seen from Jamaica

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from France
seen from United States
@slowlybigbear
4.S B3
bir babadan “senin canın sağolsun” lafını duymamak, bir çocuk için çok büyük eksiklik.
üzüntüden uyumak diye bir şey var hani bazen kendine verecek hiçbir tesellin kalmayınca bir nevi stop tuşuna basmak gibi tek çare uyuyorsun
Sevmedin. Herkesi sevdin, Bi beni sevmedin, Kocaman göğüs kafesinde bana bi yer vermedin. Canımı acıttın, En kötüsü beni hissizleştirdin.
Hafızamı kaybetsem içinden her şey silinir bir tek sen silinmezsin be, bizimki de böyle sevmek.
Küçükken ailemden biri ölecekse hep beraber bir arabanın içinde ölelim isterdim, seni de aldım o arabanın içine, başka türlü anlatamam.
Kitabın tamamını okumuşum hiçbir şey olmamış, ama en son cümlede saatlerce ağlamışım gibi.
“Kadın öldü özlemekten, adamın yüreği dahi sızlamadı.”
“Kadın sevdi geleceğine inandı, adam sevmedi başkalarına sığındı.”
Nursen Yıldırım
Oturalım bir gecenin karşısına sarılmaya gerek yok. Geç karşıma neden ‘biz’ olamadık anlat.
Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor: Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim…Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım, her evlilik yıl dönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, “Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri” derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'nin bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece “Biliyorum” dedi. İzmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine… Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim. A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım “Arkasına bak” yazmaya filan niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. İnanabiliyormusunuz, her birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı. 1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden şu sözler çıktı: “14 Mart 1997/ Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı Söylemene gerek yok, biliyorum…” 2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor. İçim acıyor şimdi. Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor.. Sadece paylaşmak istedim. Sana boş gözlerle bakıp seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et. Çünkü; Aşk sessiz, sevgi dilsizdir Gerçekten de hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile, kilometrelerce uzağında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlığı da yokluğu da hissedilebiliyor.
‘Kötü kader diye birşey yoktur’
Birisi çıkıp gelse ve dese ki “hadi gel bu saçma sapan şehirden gidelim”, hemen takılırım peşine