Yazdığım tüm içerikler şahsıma aittir. İzinsiz paylaşılması, veya herhangi bir blog ve farklı internet platformlarında kullanılmamasını rica ederim.
🩵 avery cochrane 🩵

roma★

Jar Jar Binks Fan Club
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
No title available

No title available

titsay
Claire Keane

Product Placement
No title available
Cosimo Galluzzi

#extradirty

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
occasionally subtle
YOU ARE THE REASON

Origami Around
EXPECTATIONS

No title available
seen from Malaysia
seen from Jordan

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Singapore
seen from Pakistan
seen from India

seen from Brazil
seen from Pakistan
seen from Brazil
seen from Germany

seen from France

seen from Saudi Arabia

seen from India
seen from Saudi Arabia
seen from Syria
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Tunisia
seen from India
@sobelendin
Yazdığım tüm içerikler şahsıma aittir. İzinsiz paylaşılması, veya herhangi bir blog ve farklı internet platformlarında kullanılmamasını rica ederim.
Nefes alıyorum ki ölmemiş olayım,
nefes almıyorum ki yaşadığımı sanmayayım.
Dışarıda kuşlar var.
Onlar bile gitmiş sıcak iklimlere.
Ben kaldım burada.
Senin soğuğunda.
Kendi kışımda.
Bir anı canlansın diye,her gece biraz daha kanatıyorum kendimi.
Tek istediğim,şu taş kesilmiş göğsümün altında bir şeylerin hâlâ atıyor olduğunu duymak.
Bazen elindeki kör hançeri kalbine saplamak zorunda kalırsın,bir şeyler hissedebilmek için.
Zaruri bir terk edişin pençesindeyim sevgilim. Celladımın penceresinden bakıyorum artık dünyaya. Renkli dünyamıza kara bir perde indi; solgun gölgeler arasında anılar ihanetle süzülüyor hafızamdan. Beyhude bekleyişimin son deminde, dilimin ucundan firar ediyor sana ait kelimeler…
Ve insan oğlu bir kez daha teslim oldu, muhterem aşkın acımasız oyununa.
Küçük balık, ait olduğu denizde boğulmaya başlamıştı.
Sevginin her şeye yetmediğini, bazen tek yolun kalbine kör, sağır ve dilsizi oynamak olduğunu anladığın evre.
Senin varlığının değmediği her uhrevî âlem bana tamu.
Zuhur eden o hoyrat karanlıkta, benliğim hâlâ kalbimin sana olan aşkına infial ediyor.
Belki de sen, sözlüğümde en çok dikkat etmem gereken teferruattın; bense üstünü çizip geçmekle yetinmişim.
Sırtında soğumuş bir cesetle, kabul edecek bir mezar aramak… Çaresizliğin katran gibi ağır hâli bu olsa gerek.
Bu bekleyiş beyhude, sevgilim.
Ve ben,
bir kum tanesi kadar düşmüşüm
arayışlarımın nafile çölüne.
Bir kez sorsaydın,
“Sana rağmen,”
diye cevap verirdi kalbim;
“Senden ötürü,”
diye inlerdi ruhum.
Ahınla sızlarken her bir zerrem,
yüreğim inatla sen diye çarpıyor.
O bakışların karşısında
aciz ve yoksulum.
Affet.
Bu aşkın lisanı yok kalbimde.
Suskunluğum bir tövbedir artık,
sözcüklerimin ihanetine.
Vicdanınızda esen soğuk rüzgârı, bir başkasının kalbinde yaktığınız ateşle ısıtamazsınız.
Ben ve şeytan, Tanrı'nın düzenlediği bu sınavda zafer için mücadele ediyorduk. Ne var ki, bu bir yarıştan ziyade, insanoğlu için adaletsiz bir yargılama gibi duruyordu;
çünkü şeytan, yargıcın dilini ve aklını bizden çok daha iyi tanıyordu. O, ilahi mekanizmanın tüm dişlilerine aşinayken, biz sadece bir piyonduk.
Peki, kurallarını yalnızca bir tarafın tam bildiği bir oyunda, gerçekten de "galip" diye bir şey var mıydı?
Görünüşte adaletsiz bir oyun gibi evet: Şeytan kuralları ve dili biliyor, insansa karanlıkta yolunu arıyordu. Ancak sınavın özü bu değildi.
Tanrı, iki rakibe eşit ama farklı bir alan sundu. Şeytana "Aklını ve bilgini kullan" dedi. İnsana ise "Kalbini ve iradeni kullan" dedi. Biri sistemin dilinde uzmanlaşırken, diğeri ruhun dilinde cevap vermeyi öğrendi.
Zafer, kuralları bilmekte değil, kendi özünüzde saklı olanı tercih etme asaletini korumaktaydı. Oyun adildi, çünkü tanrı herkese kendi silahıyla savaşma hakkı vermişti. Galip, kendi hakikatine en sadık kalabilendi.
Çünkü insanlar kelebeğin kanatlarındaki deseni severler ama o desenin oluştuğu karanlık, sıkışık kozadan pek hoşlanmazlar. Yeni hâlini isterler ama eski hâlinin üzerinden soyulurken hissettiğin acıyı, dökülen parçaları, o anki çıplak ve savunmasız hâlini görmek istemezler.