"Salın beni zincirler ben o yâra vuruldum
Girmeyin günahıma ki hünkâra vuruldum
Cellâdımın gözlerine ram olmuşum dila
Pervasızım pervasız bir dildara vuruldum
Neyleyim sevdasız baharı cennet olsa da
Yâr’in nefesiyle harlanan nâra vuruldum
Hiç gam değil uğruna binlerce defa ölmek
Aşkınla mabetleşen o mezara vuruldum
Bahtı kara olsam da bir garip divaneyim
Divaneyim divane bu diyara vuruldum
Senden Sana kaçtım hep. Senden Sana koştum hep Aşkının oklarıyla ben kazara vuruldum
Bu gökkubbe bahtıma her mevsimde ağlıyor
Göz göz sağanak inen bir yağmura vuruldum
Uzak diyarda sürgün münzevi bir mahkûmum
Buram buram yâr kokan şu rüzgâra vuruldum
Kara sevda ne imiş bilir misin be gülüm
Güzeller güzeline ben kapkara vuruldum
Tutmayın beni artık tutmayın mahzenlerde
Kenanlı Yusuf gibi bir serdara vuruldum
Buldumsa ölümsüzlük iksirini ben buldum
Ölümler ötesinde şehriyara vuruldum
Ben gibi garip garip öten bülbül neylersin
Bülbül aklın yitirdi ben gülzara vuruldum
Coşkun bir nehir oldum yıktım bütün bentleri
Yâr adıyla cezbedar deryalara vuruldum
Meydanlarda ismini zikredince ahali
İsminle sırılsıklam şu bahara vuruldum
Dört kitapta her ayet adını haykırdım hep
Gelirsin diye bir gün intizara vuruldum
Ben değilmişim yalnız gül yüzüne müptela
İl il seni arayan her nazara vuruldum
Levlake burcundasın felekler Sana vurgun
Benden Sana yükselen ahuzara vuruldum
Dostların seni anıp gittiler bu diyardan
Yâdın ile mestane o edvara vuruldum
Ebubekir aşkınla döndü pervane gibi
Vuruldu Ömer, Osman ben Haydar’a vuruldum
Şemsi okur ezanı ben o Yâr’a vuruldum
Can alınıp satılan bir pazara vuruldum." _____________________________________
✒ Nurullah Gülsever







