Bugün, babamız Vala Somalı’yı kaybedişimizin 10. yılı.
60 yılı aşkın bir süre boyunca bu ülkeye dansör, dekoratör, ilüstratör, ressam, karikatürist, spor yazarı, spor tarihçisi ve yazar bir gazeteci olarak emek verdi.
Ardında onlarca kitap, binlerce makale, yüzlerce resim, ödüller, dev bir arşiv ve onurlu bir isim bıraktı.
Cenaze töreni vadedip babamızı üç gün morgda bekletmemize sebep olan ve son dakika bu töreni iptal eden Beşiktaş'tan zaten bir vefa beklentim yok da bugün ne Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden ne de Türkiye Spor Yazarları Derneği’nden tek bir anma mesajı var.
Şunu net söyleyeyim: Bu tür bir görmezden gelme, özellikle de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Spor Yazarları Derneği gibi kurumlar söz konusu olduğunda, sadece kişisel değil, aynı zamanda kurumsal bir eksiklik. Çünkü bu tür yapılar tam olarak hafıza üretmek ve korumak için varlar.
İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar üretmiş bir insan, başka bir ülkede doğmuş olsaydı nasıl anılırdı?
Bu bir kırgınlık değil sadece, bu ülkenin hafızasıyla ilgili bir mesele.
Biz seni unutmuyoruz babacığım, bıraktığın mirası yaşatmaya gayret ediyoruz. Nur içinde yat, ruhun şad olsun.












