NASA

⁂
KIROKAZE
DEAR READER
hello vonnie
untitled

blake kathryn
art blog(derogatory)
sheepfilms

★
Stranger Things
Cosmic Funnies
𓃗
Xuebing Du
Game of Thrones Daily

if i look back, i am lost
Sweet Seals For You, Always

Product Placement

PR's Tumblrdome

ellievsbear

seen from United Kingdom

seen from Indonesia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil

seen from Türkiye
@styleofblackandwhite
Severken, o güldüğünde gözlerine bakıp dalıp gitmek güzel şey. Elini tuttuğunda heyecandan başka bir şey hissetmezken dünyada olup biten kimsenin umurunda olmaz. Yeni bir dünya kurup kendi senaryosunu yazmaya başlarsın birini sevdiğinde. Şanslıysan kitaplar dolusu hikayen olur. Farklı farklı renklerle boyanmış her türlü duyguyu kapsayan minik minik hikayeler... Her bir sayfasını okumaya kıyamazsın. Hayatı yaşamak artık o zaman başlar. Birinin gözlerinde kendini bulduğunda. Geri kalan hayatında onun yüzünden başka güzellik görmek istemezsin. Herkes gitsin, zaman dursun ve öylece kalalım istersin. İçinden tek bir şey geçer; “Kirpik uçlarına kadar aşık olduğum! İşte karşımda. Dokunmasın kimse bana!”
Utanıyorum. Yaptığımdan dolayı utanıyorum. Kendimi bulmaya çalıştığım zamanlardaydı. Beni ben yapan özellikleri ararken onu bulmuştum. O beni buldu aslında. Her bela durduğu yerde bulur ya insanı. Bu da öyleydi işte. Durduğum yerde bela gelip kapıma dayanmış hayatımın ortasına yerleşmişti. Bu nasıl bir şımarıklık? Bu nasıl kendini bilmezlik ? Birinin hayatına girip de o hayatı kendi rahatlığına adapte etmeye çalışmak yapılabilecek en kötü hırsızlıktır. Ama işte sinsice gelen bu bela başlarda kendini tatlı göstermişti. İnanır mısınız işe yarar bir şey olduğuna ve hatta gerçekten içinde sevgi olabileceğine inandırmıştı. Yavaşça sızdı ve zehrini bırakmaya başladı. O kadar alışkındı ki bu duruma hissettirmeden hayatımın içine edebildi. Biraz geç anladım. Aslında ben de hatalıydım. Kimseyi onun kendini sevdiğinden daha fazla sevmemeliydim. Kendisini sevmiyordu, hayatı iğrençti bütün hırsını benden aldı. Benim yaptığım en büyük hata ise onun bu iğrenç hayatını benimsemiş olmam ve bu çirkinliğe ayak uyduruyor olmamdı. Henüz kendimi bulamamış ne yapmam gerektiğini bilmiyor olmamdandı bu cahilliğim. Hep derler ya “Şimdi ki aklım olsaydı...” Ne hayatıma belayı sokardım ne de beni o kadar aşağılamasına izin verirdim. Onu gözümde büyütüp de aferini elde etmek için çabalamazdım. Aslında sadece küçük bir kan emici olduğunun farkına varır ve hayatımın köşesinden dahi geçirmezdim. Bu yüzden utanıyorum. Asla bir parçam olamayacak kadar iğrençliklerle dolu hayatı benimseyip o yolda adım attığım için utanıyorum...
Sayfalarca yazasım var yine bu gece. Kaç yıl oldu hatırlamıyorum. Kaç yıl geçti ihanetinin üzerinden. Ama bak hala içimdesin bir yerlerde. Hala yarasın bende.. Her kahkahamın altından sen çıkıyorsun. silinse de yüzün bir hüzün, bir nefret bir de hayal kırıklığım silinmeyecek galiba benden. Peki bir insan nefret ettiği halde neden kızamaz? Neden bırakmaz düşünmeyi? Ne olacak sanır ki hala? Yarım kalan ne ki silinmez düşüncesi, kapanmaz hesapları? Asıl yarım kalan bizdik aslında. Asla tamamlanamayan, her seferinde yarım kalan, gözyaşıyla virgül atılan ama kıyamayıp tekrar şefkatli gülümsemeyle baştan başlayan bir hikaye. Her defasında söylenecek sözler vardı. Ama gözlerine bakınca giderdi hepsi, kayboluverirlerdi. Ah ne safmışım meğer. !
Yeterince dolu hayat. Gerekli gereksiz .. Fazlalıklardan kurtulmak gerek. Sadeleşmek gerek. Her şeyin azını benimsemek gerek. Çok düşünme mesela. Sorular için her zaman en doğrusunun aklına ilk gelen cevabı vermek olduğunu unutma. Saatlerce düşünsen de başa döneceksin zaten. Sen düşünme gönlünün istediğini söyle. Çok olanları at hayatından. Çok üzülme. İnsanlık işte.. Olur ya kırılır kalbin, çok üzülme. Yaşanmış gitmiş. Çok üzülsen ne fayda? Çok ağlasan duyan da yok.. Çok inanma. Çok güvenme. Yapmaz dediklerin kat be kat fazlasını yaptı değil mi? Umutların uçar, hayallerin yıkılır… Çok bağlanma sen. Bugün elini tuttuğunun yarın gölgesini bile göremezsin. Çok bağlanma. Görmediğinde nefes alamadığın gün gelir ölümüne göz yumar. En önemlisi çok sevme.. Her zaman yanında olduğuna inandırır seni. Bir bakmışsın seni sevdiğine bile inanmışsın. Seviyorsun ya hani göremezsin bir şeyi, seviliyorsun zannedersin. Uyandığında artık çok geçtir. Ömrünün sonuna kadar artık kalbindeki yanık iziyle yaşamak zorunda kalırsın. Çok acır. Çareyi başka kollarda ararsın ama yanlışı yanlışla kapatamazsın asla. At çok olan her şeyi hayatından. Az olduğunda katlanabilirsin. Çok olduğunda ise dayanamazsın. Elini sokup kalbini çıkarıp alasın gelir. Acısı başka türlü geçmez. Nereye gidersen git kaçamazsın, yanında taşırsın hep. Seni yer bitirir yaşanmışlıklar. Ve sonunda bir gün bakmışsın senden geriye bir şey kalmamıştır. Artık yaşasan da yaşamasan da farkı olmayacaktır…
but like neck kisses are the best thing ever
Color blog