İşte ev, işte hayat. Her şey her şeyin izinde ya da kaybında. Bir iz süreyim, bir yer tayin edeyim, bir bileyim, bir kere olsun bileyim istiyorum, kimse yokken arıyorum, bakıyorum, bir rabıta, bir ayak sesi, kendi hayatıma ait bir iz, bulamıyorum. İz nedir acaba, görmek istediğim mi, gerçekleşmemiş zihni bir hatıra mı, düpedüz hayal mi, var olup da silinmiş ayak izi, parmak izi, göz izi mi? Çok isteyip de olmayan mı, iz ne acaba? İz nedir de ben bu rütbe izsiz, yalınkat gölgeliyim. Önümde uzanıp duran harekete bakıp da onun boyuna hayran oluyorum. Upuzun gölgeme mest, nereye gitsem işte karanlıkta benimle gelmedeki sadakatine minnettarım. Ama işte geç oldu, şimdi kapı açılacak, ziller çalacak, herkes aşındırdığı, asıl gitmek istediği yerden yüz geri gelip yuvasına girecek ve ‘Oh ne sıcak,’ diyecek. Soğuk ne güzeldi. Oh, bir arada ne güzel. Ah yalnızlık, açlık, sefalet, perişanlık sizlerle kucaklaşmadan bu döşeklerde şimdi nasıl yatılacak? Neyin hayali ve saadeti ile uyku tutulacak? Kapat kapıyı, emniyet gibisi yok. Rüzgar ıslık çalıyor, şeytan da karşılık veriyor. Sokak kedileri, köpekler, kurt kuş, evsizler, bedbahtlar, ahlaksızlar perişan, biz bak emniyette, sıcakta ve yerimizde yurdumuzdayız. Pencereden bakarız, şükrederiz, arabanın altına motora kedi girmiş, ölmüş mü ne, vah zavallı, eee hayat, çatılarda kar tutmaya başladı, martılar üşümüyor, Allah'ın işi, bak karnını gerdi karların üstüne, pek memnun, bir kedi miyavlayıp duruyor, yavru mu ne, bunlar da ne çok doğuruyor, bozacı geçse, almayız ama geçse, sesini duymak güzel oluyor. Her şey ve herkes geçse biz muhkem, sabit, emin yerimizde kalsak. Bütün hayat akarken biz camdan baksak, boğulanı, ezileni, itileni… izlesek. Evdeyiz, kapı çelik, üstten de kilitliyoruz, 'Kim o?’ demeden kapıyı açmıyoruz. Bir tek bizim şu kız utanıyormuş 'Kim o?’ demeye, gençlik işte, başına utanılacak bir şey gelmesin diye soruyorsun desen anlamaz; bütün utanılacakları bir bir yaşadıktan sonra da utanmaya başlar. İnsan işte, iş gücü, bittikten sonra elindeki boş bardağı içiyormuş gibi ağzına götürüp getirmek, insan işte, kertenkelenin hallicesi, daha yavaşı, ama sorsan falan da filan.