Ramazan Bayramı ve El Öpme Maceraları
Her bayram bilindiği gibi büyükler gezilir, eller öpülür, harçlıklar alınır. Tabi çocuksanız harçlık veriilir. Kazık kadar olmuş adama kimse cebinden çıkarıp 5 kuruş vermez :)
Sabah sabah her evi bir telaş alır. Sanki tatil uçağını kaçıracakmış gibi erkenden, zorlaya zorlaya uyandırılır herkes. Kahvaltı masası hazırdır, herkes oturur kahvaltı yapılır. Ardından herkes bi köşeye savruluverir. Öğlen 12 olmadan evden asla çıkılmaz. Herkesin kahvaltısını etmesi beklenir. Ardından yollara düşülür. Eğer kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız işte iş o zaman çığrından çıkar. Ya trafiğe takılırsınız, saatleriniz araba içinde geçer, ya da arabanızı park edecek bir yer bulamazsınız ve olduğunuz semtin sokakları arasında dolanır durursunuz. Yer bulup park edersiniz aracınızı. Ardından misafirlik derdi başlar. İçeriye girilir ve eller uzatılır. Kaçınılmaz son tabi ki. O uzatılan eli mutlaka öpeceksiniz. Acaba bizim ülkemiz dışında elini öptürme meraklısı teyzeler, amcalar var mıdır dünyada? Ardından her gidilen yerde illa ki yoğun bir şekilde şeker ve tatlıya maruz kalır, tatlı krizine girebilirsiniz. Siz, siz olun her tatlıyı yemeyin. Şahsen ben Antep fıstıklı baklava dışında hiç bir tatlıyı kabul etmiyorum :)
Zaten yeni kurtulmuşken fazla kilolardan, üç gün içinde tekrar onları geri almanın ne mantığı var. Misafirlik biter "haydi biz kalkalım" telaşı başlar. Daha çok gidilecek yer vardır. Gidilecek yerler sayılır mesela...
"Daha ablamlara gideceğiz, annemlere gideceğiz, oradan teyzemlere, oradan yengemlere geçeriz, eğer yetişebilirsek halamlara gideriz." Her gidilene illa ki selam söyletilir. Misafirlik biter, tam aracın yanına yol alırken herkes şoka girer. Aracınıza ya çarpılmıştır ya da boydan boya çizikler içindedir. Tabi yapan belli değil :)
Her bayram bu tarz sorunlar muhakkak yaşanır. Ya çöp kamyonu yolu kapatmış, bahşiş toplama peşindedir ve arkada oluşan trafiği umursamaz, ya da aracınızın herhangi bir köşesine kaza süsü mutlaka kondurulur.
Haa unutmadan bir de gidilmesi zorunlu olan ama samimiyetsiz gülümsemelerle dolu olan yerler de vardır. Onları atlamamak lazım. Siz saygınızdan gidersiniz ama onlar genelde siz gittiniz diye pek bir havalarda olurlar, neden geldiler dermişçesine. Sanki bende çok meraklıydım size :)
Bilmiyorum belki de bayramları bu yüzden sevmiyorum. Zorunlu olarak yapılan şeyleri hiç sevemedim, disiplinli bir insan olmama rağmen bazı dayatmalara gelemiyorum. Kaçmaya yer arıyorum desem yeridir belkide.
Neyse siz benim gibi sivrilmeyin, her bayram ne gerekiyorsa onu yapın, el öpün, tatlı yeyin, trafiğin açılmasını bekleyin, ama tahammül sınırlarınızı aşmayın. Ya da bayram izninizi sahile sıfır yazlık bir bölgede geçirin, işte o zaman hayat size "bayram" olacaktır... :)