Herkes kelebeğe vurgun olurdu, çok severdi ama tırtılın yüzüne kimse bakmazdı. Ben de gider tırtıla aşık olurdum. Tavırlarımdaki hastalık buydu.
Batuhan Dedde

seen from Germany
seen from India
seen from China
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Belarus
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Germany

seen from United States
Herkes kelebeğe vurgun olurdu, çok severdi ama tırtılın yüzüne kimse bakmazdı. Ben de gider tırtıla aşık olurdum. Tavırlarımdaki hastalık buydu.
Batuhan Dedde
Gideceğim yerde özlem diye bir his var mıdır bilemiyorum, varsa seni çok özleyeceğim.
Batuhan Dedde
Tek Celselik Satırlar
Radikal kararlar almam gerekiyordu artık. Soğuklarda günden güne etkisini arttırıyordu. Meteoloroji uzmanları önümüzdeki günlerde sıcakların düşeceğini ve artık yağmur, kar ve tipi gibi bir takım belli başlı doğa olaylarına yakalanacağımızdan bahsedip saçmalıyorlardı. Neyseki ellerim ceplerimde, sadece kendine ihtiyaç duyulan şu kara düzende herhangi bir yol arkadaşının olmaması hissi, günlerinin çetin geçeceği gerçeği seni rotandan saptıracak veyahut caydıracak duruma getirmesinden korkmuyorum diyebilirim. Sen yoksan herşey noksan değildi. Ben yoksam mücerret ruhum yerle yeksan. Kalu belada verilmiş bir söz. Bu ahdi bozamıyorum işte Allah kahretmesin ki evet diyip öylece başlamıştık hayata. Bazı kararlar aldığımdan filan bahsettim. Bu kararların netlik taşıması manasında uzunca bir müddet telkin ve teskinlerde bulundum. Düşündüm taşındım tatlı tatlı kaşındım. Asıl manayı kaybettiğimin farkına belki geç varmış olabilirim ama bu hiç birşeyi değiştirmez. Giden zamandan oldu oda ziyan olsa farketmez. Çizgiler çizilmiş satırlar düzülmüş. İnceleme şansım oldu göz gezdirdim sayfaları. Belkide ne zamandır kendimle baş başa kalıp vicdan muhasebesi yapmadığımdan kaynaklanıyordur. Kalbim hop yerinden fırlayacakmış gibi oldu zannettim, meğer hepsi tatavadan şeylermiş. Ne yalan söyleyeyim aha şu içimdeki öküz kalkıp gitmiş. Tahminlerim kurban bayramında murdar olduğu görüşünde. Kafka yeni bir seriye başlasa ilk başta beni anlatırdı herhalde. Değişim serisinin ilk cildinde adım geçmezdi ama mahlasımı kullandırırdım ona. İlk başlarda pozitivistler gibi yaklaştım olaya. Daha bir realist davranayım dedim. Ama baktım olmuyor. Ruhtur, cindir, peridir. İçimde zaptedemediğim düşünceler ordan oraya savruluyor bir türlü mani olamıyorum. Sonra peşi sıra okuma zahmetine katlandım. Okurken korktum ama okuduktan sonra rahatladım. Bu kadar kolay olacağından bahsetselerde aylar öncesinden kalkışırdım buna. Sonra tek celsede gerçekleşti herşey. Kararsızlık ise diz boyu. Yani boyumu aşan şeylere kalkışmam haddimden fazla cüretkar davranmam kendimi ucurumların kenarında fırtınalı kara bulutların olduğu bir günde, kayalıklara sertçe çarpan oldukça tuzlu olan suyun gür sesini duyar gibi olduğumu filan hayal ettim. Parmak uçlarım gitmedi gibi hissettim ama saliseler içinde bitti bu iş. Yahudi zulmünden kaçan piyanistin, piyona değilde daktilo üzerinde seyahate çıkması ile eş zamanlı. Akabinde boşluğu doldurmak adına heybetli vücudum semaya yönelmekte geçikmedi. Dibini görmeği yeğlemediğim kuyularda şimdi cirit atıyordum. Zor bela çıkmıştım, birazda balçığa bulanmıştım ama olsun. Anlık mutluluklar mutluluk getirmez demişti mutsuz bir hocam. Anlıkta olsa mutluluktu işte, sırtını dönecek değilsin ya. Radikal filan dedim ya şimdi olaya itikattan filan dem vurmayalım, hani yanlış anlaşılmaya müsait konulara girmemeye özen gösteriyorum sonra başıma iş filan alırım alim Allah. Birde silüetler vardı belli belirsiz, birazcıkda flu. Gömülmeye ihtiyacı olduğunu anlamıştım. Tarihin en derin sayfalarına gömmek bilakis toprağa gömmekten daha basit. Listenin baştan sona kontrol edildikten sonra yapılması en hoş şeyin; camı gecenin bi yarısı açıp cemrenin bu sefer odanın ortasına düşmesini sağlamak. Yüzünün felç geçirme olasılığı bi hayli yüksek olsada, seni şimdilik kendine getirecek şey odur. İşte kışıda ortaladık. Güzde bitti. Yaz desen onada pek birşey kalmadı şunun şurasında. Baharların çiçek filan açmasını beklersek işimiz var. Her bahar bir çiçekle başlar filan diye şaşalı sonlara ihtiyaç yok zaten. Veda filan edeceğimi sanıyorsanızda yanılıyorsunuz. Yek çırpıda gerçekleşti. Işık görünüyor, hala umut var, pes etmemeli ve direnmeli. Hâlâ dimdik ayakta olaraktan..
M.ZahitBAL
Amfetamin Etkisi
Evet, şimdi hatırladım seni! O tilki bakışları, o sinsi gülüşleri unutmak ne mümkün. Bide ahkâm kesiyor şu densize de bakın. Müslümanlıkta üstüne yok. Anlattığı şeyleri pür dikkat dinliyorum. Pek elle tutulur mevzular değil. Zaten etrafta oldukça flu. Dışarda yine yağmur var galiba. Lafların arasından cımbızla söz arıyorum. Her şey iyi güzelde gecenin sonunda yaptığın büyük ayıba ne demeli? Göz ve ten rengin, adımlarının uzun oluşu ve elinde hiç bırakmadığın evrak çantasından zifiri karanlıkta bile kim olduğunu anlamamak pek zor değil. Aklında hangi fikirle bu işe kalkıştın bilmiyorum ama ulaşabilsem sanırım katil olup boğazına sarılır kızaran gözlerini ve bronşlarının oksijen ile temassızlığını dakikalarca izleyebilirdim. Bu sevdiğinin elinden kayıp gitmesi ile eş değer sanırım. O adımını attı sokağa girince sen tedirgin bir şekilde etrafını süzerek bi adım atmıştın. Peşinde olduğun aşikâr bir gerçek. İşte o an elim gırtlağında olması adına birçok şeyimi feda edebilirdim. Karanlıktı ve sen siyahin peşinde idin. Uymuyordu! Davul bile dengi dengine. Siyah incinin sert yüzünü görmek seni şaşırtmadı değil. Beklemiyordun ama sen bunu hakediyordun. Bilinçaltım şuan bununla meşgul. Ve yakın zamanda iki elim soluk borundadır bilesin. -M.ZahitBAL
Birkaç gündür her şey felçli. Birkaç gündür her şey bu kalemin rengi gibi siyah. Birkaç gündür her şey el yazım. Siyah ve çirkin. Allah kahretsin. Tanrı kahretsin. Rab kahretsin. Lat ve Uzza kahretsin. Kozmoz kahretsin. Damarlarıma kadar kırgınım. Oh my god, değil. Oh ya Rab. Mucizelere inanan küçük bir çocukken, sevginin bir mucize olduğuna inandım hep. İnsanlara inandığım kadar çok. Bir şeyleri sevmek istiyordum sürekli. Ama bu hissin bir sevgi olduğunu bilmeden. İşe koyuldum. Karşılık bulmayı bırak, iteklediler beni. Ben biraz daha zorladım kendimi. Daha çok iteklediler. Düştüm bende. Sokaklara düştüm, kötü arkadaşlara. Anı kurtarmaya baktım hep. O an sevebildiğim bir şeyse, sonrasını düşünmedim hiç. Sonrası beni üzdü. Çöktüm. 27 yaşında ama 35 yaşında bir görüntüye sahip oldum. Elbette bunları umursamıyorum ama ben de isterdim pırıl pırıl bi delikanlı olmak. Arkadaşlarım genelde beni ayakta siktiler. Çıkarları varsa arkadaş oldular. Menfaati kalmayan uzadı gitti. Öyle açtım ki sevmeye sevilmeye. Hep aynı hatalara düştüm. Görmedim neler olacağını ya da işime gelmedi anı yaşarken. Benim etrafım her zaman kalabalık oldu ama hepsi akbabaydı. Belki kadınlar konusunda da aynı şeyleri yaşadım. Sadece bir şeyleri sevmek, sevilmek hissiydi. Felçli hayatımdaki ve içimdeki büyük boşluğu doldurma çabaları. Belki böyleydi durum ve bu rezilliği kendime itiraf edemedim. Aciz bir durum çünkü. Oturup aşkımdan ölüyorum demek daha kolaydı. Kolay olanı seçtim. Ben öyle yorgunum ki, hep kolay olana kaçıyorum. Huzur, oturup şarap içtiğim kayalığa hiç yaklaşmayacak olan bir deniz kızı gibi. Bu tür şeyler beni yaraladı. Oysa ben kendimi yaralayacak bir şey değil sevebileceğim bir şey istemiştim. Ben böyle şeylerin içinden doğmak istemiştim. Böyle şeylerin içinde ölmek değil. Tadına bakılmış bir cinayet gibi. Öldürmek, insanlarda tutku yaratabilirmiş biliyor musun. Yani bağımlılık yapabilirmiş Tam da insana yakışan bir orospu çocukluğu. Eylül gibi aynı. Bu ayın iki yüzü var. Biri huzur veren Eylül, diğeri yok eden. İlkini hayatımda sadece bir kez gördüm. Umarım ikincisi de bir yerlerde ölür. Bir suç işlenecekse, hayata karşı işlemek isterdim. Hayatıma karşı değil. Bak ben uyuyamıyorum mesela birkaç gündür. Bu, gün içindeki faaliyetlerime yansıyor. Aksaklık olarak. Ve üstlerim haklı olarak laf ediyorlar. O kadar değişik, tanımsız bir şey ki bu. Tek diyebildiğm damarlarımda akan kan bile kırgın... Futbolda bazı durumlar vardır. Onun gibi. Her zaman Eylül'den gol yemeye psikolojik olarak mahkûm olmuş bir kaleci gibiyim.
Batuhan DEDDE
Sınırdan Hudutlar
Kahveden tiksiniyorum İçince şu ağızda telvesi kalanlardan Bi kötü oluyor içim. Kırk yıllık hatırı Ben gözlerindeki kahveden anlamakta güçlük çekiyorum.. İşte sırrı budur tadın; Kısık ateşte kaynattığın zaman bir kurşunu Gazze kesilir dillerim ağlarım. Sevg.. Neyseki haddim bugün gökyüzünden hilali net izleyebiliyor İşte bayramın habercisi Ulak bi at sırtında şahlanıyorsa eğer Seni burdan da net seyredebilirim sevg... M.ZahitBAL
İnsan şansız bir yaratık. Daha spermken; bir tuvaletin yahut bir banyonun deliğinden akıp gitmek varken milyonlarca kardeşiyle engin denizlere, tek başına yaşamaya mahkûm ediliyor. Evet, insan seçilmiş bir yaratık, seçilmiş bir kurban. Yaşamaya mahkûm olan...
Belki de filmler gerçektir, Gökyüzü yalan. Yaşamak ağır gelir, Eğer felçli bir kaderi alnında taşıyorsan. Karanlık bir odada Dilini bilmediğin şarkılar acıtıyorsa etini Kat Frankie'den falan, Belki plastik makyajla tanrı kılığına girmiştir şeytan.
Batuhan Dedde