Kalbim tekliyor. Kapıdan girdi. Ayağa kalktım. Sarıldık. Zaman kavramının o an intihar etmesi için neler vermezdim. O anın içinde sıkışıp kalmak bir ömür boyu.. O sarıldığım şeyin kollarında geberip gitmek huzur içinde.

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Arab Emirates

seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Vietnam
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
Kalbim tekliyor. Kapıdan girdi. Ayağa kalktım. Sarıldık. Zaman kavramının o an intihar etmesi için neler vermezdim. O anın içinde sıkışıp kalmak bir ömür boyu.. O sarıldığım şeyin kollarında geberip gitmek huzur içinde.
Tanrım merhaba
Cehennemi dökmeye ne gerek vardı dünyaya...
Bir tanrıyı ağlatacak kadar güzelsin
Kanıma sataşmak için kovandan ayrılan
Soğuk bir merminin yolunu kaybettirecek
Kadar gece bakıyor gözlerin.
Seni düşünmek;
Sıklıkla tercih ettiğim bir intihar yöntemi.
Bütün reality şovlar seni gösteriyor
Bütün saçma sapan intihar programları,
Anneme yakalattığım cinayet planları
Bütün izler, bütün hüzünler
Hepsi seni işaret ediyor parmaklarıyla
Utancımdan işaret parmağımı kesiyorum,
Esmerliğine şehadet ederken
Secdeme ölü domuzlar fırlatıyor
Beni benden çalan bütün hücrelerin
Senden daha masum bir isteğim yok kâinatta
Şaraplar içer yeminler ederim.
Ama yoksun işte,
Yoksun, yanıyorum yarattığım cehennemde
Adın kazanımı kaynatan en metanetli ateş
Her gün seni soruyorum zebanilerden
Ve ne zaman hüzünlensem,
Ucu kırık umutlarla çiziyorum sağımı solumu
Elimden, yüzümden, her yerimden sen akıyorsun
Bayılıyorum;
Beni ‘sen’ tutuyor…
Mavi gözlü bir kansere yakalandım Jose. Acı çekerken kemoterapi saatlerinde umutlanabildin mi hiç kanserli hücrelerin sana sarılıp, gülümsemesine...
Korkuyorum. Bütün halkım tedirgin Jose. "Palyaço, mavi gözlü kansere yakalanmış" dedi tanrı. "Ameliyat edelim" dedik. Dedi, "olmaz." Derinlemesine temizlik deterjan reklamlarında olur diye koridorda ağladı palyaço. "Eğer bir Müslümansam kılınması gereken bir namaz gibi benim için o" diye hemşirenin sırtına kazıdı palyaço. Güldü. Biraz da ağladı. Biraz daha yalnız kaldı. "Eğer bir Hristiyansam benim için kutsal üçlünün dördüncüsü odur benim için" diye yazdı kağıda palyaço, eline tutuşturdu bir cesedin ve "sıkılırsak okey çeviririz hem" diye gülümsedi... Yalnızlık tam kalbine kazık çakacaktı ki, "Eğer bir Museviysem, vaadedilmiş topraklardır teni benim için" dedi palyaço, yalnızlık utancından ağladı. "Ağlama" dedi palyaço, "ağlama.." "Eğer bir Darwinistsem, gamlı bir hayvandan bir insana dönüşmemin sebebidir o" diye sırtını sıvazladı köşede pandomim yapan ayrılığın..
Ben çok yalnızdım. Dağların arasındaki bir ova gibi yalnızdım. En derinde yok olmaya yüz tutmuş, adı bilinmeyen, bilinemeyecek olan bir gezegen gibi yalnızdım. Yalnızlık güzeldi, hoştu, yakışıklıydı. Yakışıklıydı bir Nazi subayı gibi, yakışıklıydı bir kadın kadar. Yalnızlık benimle sık sık konuşurdu, eski bir dost gibi, nasihat veren öğretmen gibi, kızan bir anne gibi. Tanrı yalnızdı, Dünya yalnızdı, ben yalnızdım. Ama dünya değildim, tanrı da değildim sadece bendim. Aslında ben de değildim. Ben, çoktan başkaları olmuştu. Bir parça geçmişim, bir parça da geleceğim deyip geçmişime karışmıştı ben. Ve ben her yerdeydim. Her bedende, her ruhta, her kalpte.
Ben güçlüydüm. Gücüme güç katacak başka herhangi bir iletken aramadım. Güçsüz değildim. Sadece bir parça yaralı, birkaç organı eksilmek üzere olan... Ben sana yalan da söyleyebilirdim, palyaço bu keza ne yapsa yeridir. Ben seni insanlık dışı sevmeye çalıştım, insanları sevmem sahtedir. Ben seni palyaço gibi sevmeye çalıştım, palyaçoları severim. İnsanları korkutur ve eğlendirir.
Kusura bakma Jose, saçmaladım, farkındayım... Hep o ilaçlar yüzünden.
Sana Dolunay vardı diyorum! İlahi bir adalet istiyorum
Batuhan Dedde
Azrail ruhumdan kalan kırıntıları toplayacak'ken yerden,
ensesine sivriltilmiş bir şiir sapladım!
Cesedini katlayıp cebime koydum,
köşeyi dönerken tanrıyla çarpıştım,
elimdeki bütün dualar yere düştü, bakıştık..
eğilip yerden duaları kaldıran olmadı,
bende ona edgar allan poe'dan bir dize bağırdım
ve kaçıp Nietzsche nin bıyıkları ardına sakladım..
Sözün özü..
Git..
Güle güle..
Alışkınım ben ellerime batan güllere..