"Biten savaşlar geri çekildiğimden değilmiş
Meğer hepsi yenildiğimden..."

seen from United States

seen from Malaysia
seen from China

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from China
seen from Bangladesh
seen from T1

seen from Singapore
seen from South Korea
seen from Türkiye
seen from T1
seen from China
"Biten savaşlar geri çekildiğimden değilmiş
Meğer hepsi yenildiğimden..."
Özlem taşırdı içimdeki bulutlar senin ikliminden. Adın yoktu henüz, yüreğimdeki sızıdan bilirdim varlığını. Varlığınla doluyken içim, adın zihnime kazınmamışken, yüreğimdeki tarif edilmez sızıydın o zamanlar. Yüreğime dalgalar misali vurmaktaydı hasretin... Bilmezdim yüreğimi tutuşturan ateşin hangi rüzgârla savrulduğunu bu divane gönlüme. Adın yoktu henüz, 'kâlû belâ'dan kalma bir tanışıklıktı aramızdaki. Bundandı kış geceleri yüzüme vuran ateşin kızıllığında uzaklara dalıp gitmem, camların buğusunda aramam gidemediğim diyârları. Adın yoktu henüz, içimdeki uslanmaz çocuk yorulurken seni aramaktan, çıktığım her dağ, yürüdüğüm her yol anımsatıyorken seni bana; bir sızıdan ibarettin sen, onulmaz bir yaraydın yüreğimde. Hasret pınarlarından kana kana içişim, sana olan susuzluğundandı gönlümün.Bulutlardan taşan yağmur damlaları besliyorken sana doğru akan nehirlerini içimin; arıyordum ben, bir serçenin durgun bakışlarında yüzünün masumluğunu.
Aynı şehrin, aynı sokağında, farklı hayatlarda.
acabalar sürdürülebilir kılıyor yaşamayı*
Yine ve yine uykunun götüremediği saatlerin birindeyiz..
yaz akşamlarında pencerem, önümü görebileceğim kadar hafif bir ışık ile sakin geçen bu saatleri seviyorum. en azından bu saatte / en azından benim evimde/ tüm dünya sessizliğe bürünür, bende öyle. penceremden esen hafif rüzgar ve tenimi ürperten bu serinlikle seviyorum yaz akşamlarını.etrafımdaki tüm bu sesleri teker teker uyku esir alırken hepsini geride bırakıp kendimle yüzleşmek ve kendim olabilmek. saatler ilerlerken tüm endişelerimi de önüme alıp bekliyorum; uyumayı. eğer uyku beni esir alabilmişse /ki her defasında aynı şeyi görmek artık uyku mu sayılır bilmiyorum/ ne mutlu bana, yoksa tüm gün çıkamadığım bu işkence odama geri dönecek geç saatler ve bu sessizlik işkencemi daha katlanılamaz hale getirecek. /herkesin kafasında kendisine ait bir işkence odası vardır. / bu geç saatlerin veyahut aynı rüyaların nihai sonucu ise yorgunluk ile sonuçlanıp günlük kargaşadan sonra aynı döngü mütemadiyen tekrar ediyor olacak taa ki sonbahar akşamına kadar.
yakinda balkonlu bi eve tasinicaz sanirim sonunda yillarin hayali olan limon agaci ve sumbulu yetistiricem