
seen from Chile
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Egypt
seen from Germany
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Hong Kong SAR China
seen from United Arab Emirates
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from United States
Her hafta, haftanın belirsiz bir gününde, yeni bir şarkı keşfediyorum. Şarkıları çoğu zaman paylaşmıyorum. Bana özel kalsın, hislerimi, düşündüklerimi, o an bana güzel gelen sözleri kimse bilsin istemiyorum. “Sadece ben dinleyeyim, büyü bozulmasın” diyorum.
Hepsinin yeri başka, hepsi bir başka..
Bilinçaltıma şimdiye kadar milyonlarca şarkı tıkıştırdım. Hepsini zihnimin bir köşesinde bir yerlerde, yaşadığım yada yaşayacağım anılarımla, günlerce adımladığım, günü birlik adım attığım şehirlerle, hayatımdan geçip gidenlerle, gitmek isteyip gidemeyenlerle, hayatımın bir köşesine sıkışıp kalmış insanlarla bağdaştırdım. Her şarkıya bir kaç dakikalık hikaye yazdım, her şarkıyı bir hayatın ortasına, o hayattan habersiz sessizce bıraktım. Hala hiç biri bilmez hangi sözlerle dolu olduğunu, hangi sözlerle doldurulduğunu.
Hani bir bardak sonuna kadar doludur da, bir dudak payı bırakılacak yer bile yoktur ya, birçoğuna o kadar çok şarkı adadım. Sonra o şarkıları, o hayatlardan yudum yudum geri aldım. Yetmedi, aynı ezgilerle yada benzerleriyle tekrar ve tekrar doldurdum.
Sonra bulunduğum yerden bir adım geri çekildim. Şöyle bir baktım uzaktan. O güzel şarkılar, hissedilerek dudaklardan dökülen sözler, adandıkları hayatlara, şehirlere fazlalar. Armağan edilecek daha güzel insanları, şehirleri ve anıları hak ediyorlar.
Bu da, o şarkılardan sadece bir tanesi. Bununda her hecesinde farklı bir dünyaya dalıp gittiğim, gitarın tellerinden çıkan her notayla farklı bir hikaye yazdığım, her tınısının ilmek ilmek içime işlediği doğru.
Ve bu şarkı da, dinlerken aklıma düşen kente ve hatırlattığı insana yakışmayacak kadar güzel ve özel.
Naçizane bir tavsiyedir, yazının bundan sonrası:
Diyeceğim o ki: dinlediğiniz zaman hücrelerinizin derinliklerine işleyebilen şarkıları, bir şehre yada bir bedene adamayın. Özenle yazılmış o güzel sözcükler kulaklarınıza dolarken, sokaklarında o insanı bulmayı düşlediğiniz o şehir de, o şehirde hiçbir zaman bulamayacağınız o insan da, o güzel şarkıları hak etmiyorlar.
Not: Şarkının akustik olması, klibin ilk saniyelerinde damlaların yere düşüyor oluşu, bu şarkıyı özel kılan, başlı başına birer neden benim için. Bilenler, benden bile daha iyi bilirler.
Toni Kroos looks on during the launch press conference of the Toni Kroos Foundation at Club Astoria on July 2, 2015 in Cologne, Germany.
sensin la 'yetersiz bakiye' benimle düzgün konuş otobüs. hani nerde samimiyet alçak gönüllülük hımm
-beyin sancıları-2-
seçtiğin yol doğru değildi belki.
belki de seçtiğin hedef doğru değildi.
doğru olmayanlar tarafından sürüklendin zamanın içinde. unuttun. unutmayı seçtin.
unutmak. insanların en çok istediği şeydi. sende onu istedin, öyle bir tutku ile istedin ki kolayca elde ettin.
aslında unutmak ne demek bilmiyordun bile, onu öğrendin.
hatırlamaya çalıştığında, uydusu olmayan bir televizyona benzeyen görüntüyle karşılaştığını keşfettin. seni delirten his, o an hatırlamak isteyipte hatırlayamadıkların değil mi?
yoksa ara ara rüyalarında ortaya çıkan ses ve görüntülerle beyninin bulanması mı?
-(içses)hangisi daha kötü? artık karar verebiliyor musun hangisi daha iyi yada daha kötü? yoksa yine kendi kaybetme tutkusuyla dolarken tüm duygularını kayıp mı ediyorsun?
kendini keşfettiğin zamanları kaybedince, sıfırlanıyor musun? yokluğa yaklaşıyor musun? yokmuşcasına yaşamak daha mı kolay?-
beyninin içini milyonlarca şey yiyor, yoruluyorsun dinlerken. durdukça daha fazlasını duyuyorsun. durmayı bu yüzden sevmediğini hatırlıyorsun. çığlık atma güdüsü her an daha fazla boğazını tırmalıyor. şarkılar sana kendini hatırlatıyor, bazen beynini daha fazla zorluyor. zorlanmak hoşuna gidiyor. çünkü acizlikten nefret ediyorsun bu sebeple kendine bile meydan okuyorsun. kendini yok edercesine, kendini tekrar buluncaya kadar.