-The Secret of Kells-🎥🍿🌌🌱🌿🎆
Dün akşam izledim bu güzel filmi. Uzun aralardan sonra, bunu önermeden duramayacağım, dedirten bir film izlemiş olmanın heyecanıyla yazmaya karar verdim.
Genel itibariyle bakacak olursak film Vikinglerin insanlara kan kusturduğu bir dönemde manastırda yaşayan ve kendilerini bu gelecek olan saldırıdan korumaya çalışan bir halkı anlatıyor. Ana karakter ufak bir çocuk, namı değer Brendan. -Filmle ilgili önemli bir detay bence, Brendan isminin anlamı seyyah :) -
Ama filme ilgili bazı detayları öğrenince taşlar yerine oturmaya başladı. Daha anlamlanmaya ve ilginçleşmeye başladı.
"Gerçek hazine kapağı değil. Aç!"
Film ilk defa Berlin Film Festivali kapsamında 2009 yılında gösterimi yapılıyor. İrlanda, Belçika ve Fransa'nın ortak yapımı bir animasyon. Gösterimi yapıldığı yıl Disney filmleri ile kapışıyor ve en ilginci bütçesi oldukça düşük. :)
Yönetmeni Tomm Moore ki aynı zamanda hikayeyi de o yazıyor. Müzikleri de Bruno Coulais. Müzikleri hakkında yorum yapacak haddi bile bulamıyorum çünkü beni tek kelimeyle büyülüyor.
Asıl olay da şu, kitap İrlanda kültürü için çok önemli olan Kells Kitabından esinlenmiş bir film. O yüzden filme serpiştirilmiş İrlanda mitolojisinin ürünlerini görünce şaşırmıyorsunuz. Kells kitabı gerçek bir eser bu arada. Bugün Dublin'de muhafaza ediliyor. Kitap 9. yüzyılda yazıldığı bilinen ve Hz. İsa'nın öğretilerinin yer aldığı bir eser. Yüz yıllarca Kells manastırında tutuluyor ama kimse nasıl yazıldığına dair bir şey bilmiyor. Film de bunun hakkında zaten, o kitabın nasıl yazıldığını anlatan bir hikaye. Kells kitabı hem içeriğiyle hem içindeki çizimlerle filme ışık tutuyor.
"Sadece duvar inşa edemeyiz! İnsanların kitapları olmalı ki umutları olsun."
Film boyunca en çok ilgimi çeken iki şey vardı. Birincisi sevgili ana karakterimizin güzeller güzeli arkadaşı Aisling. İkincisi de hikayenin 'kötü karakteri' Crom Cruach. Tomm Moore Aisling ismini 17. yüzyıla ait bir İrlanda şiirinden almış. Sözcüğün anlamı "hayali görüntü" şiirdeki anlamı ise "İrlanda'nın ruhu/görüntüsü". -Karakterimize oldukça uyuyor. :) Çok hoş bir karakter, üzerinde düşündükçe düşünüyor insan. Tabi bir de benim favori karakterim Pangur Ban ile olan şu meşhur sahne herkes gibi beni de biraz benden aldı. -Ah kalbim!-
Hikayenin kötü karakterinin ilgiyi çekmesi zor olmuyor. Çünkü kötü karakter olmasına rağmen hikayenin kıymetli şeyini çalmıyor, almıyor, gasp etmiyor veya almak için uğraşmıyor. Buna zaten sahip... Ve bu sefer almak için uğraşan biziz. En ilginci bu karakterin İskandinav mitolojisinde önemli bir tanrı olması.
"Her şeyi kitaplarda bulamazsın, anlıyor musun? -Galiba bu lafı bir zamanlar okumuştum..."
Daha üstüne düşünülecek, yazılacak ve çizilecek çok şey var. Düşündükçe yeni bulmacaları göreceğiniz bir film. Soruları soruyor ve cevapları bulmayı size bırakıyor. Yine de filmin sonunun biraz yüzeysel bağlandığı yorumunda bulunmak istiyorum. Aynı zamanda pek çok kişi bazı tuğlaların oturmadığını, açıklar verildiğini söylemiş. Ben bunların izleyiciye verilmiş alanlar olduğuna inanmak istiyorum.
Sonuç olarak, konusuyla, işleniş biçimiyle, renkleri ve çizimiyle, müzikleriyle -ah kalbim!- izlemenizi çok isterim dediğim bir film oldu. Keyfili izlemeler!
"Acıyı ve karanlığı gördüm. Sonunda... iyiliğin en kırılgan şeylerin içinde bile büyüdüğünü gördüm."
Filme ilgili hoş bir eleştiri yazısını da şuraya bırakıyorum.(. ❛ ᴗ ❛.)