Kafamdaki seslerin çoğaldığı zamanlarda uyuyamayıp onlarla konuşuyorum. Omuzlarıma yük diye bindirdikleri ağırlıkların altında eziliyorum. Kamburluğum bundandır vesselam. Başka türlü de düşmedi omuzlarım, başka türlüsü de omuzlarıma ağırlıktı, düzene yenilmek istemedim, yenildiğim bir asrın kırgınlığı varken içimde, başka türlüsünü nasıl taşırım inan hiç bilmiyorum... Bugünlerde uyuyamıyorum pek, uyu diye kızacak kimse de olmayınca. Yanan elektrik sobasında ısıtmaya çalıştığım ellerim inatla üşümekten morarma ya yüz tutuyor 22 yıll çaldım ömrümden hangi yaramın tuzuydu bu düşüncelerim. Zihnim alak bulak neresinden tutarsam tutayım ellerimde kalıyor kıydığım gençliğim. Avuç avuç taşıyorum ciğerlerime dert diye sınıflandırdığınız ağırlıkları. Nefesim kesiliyor tıka basa dolan ruhum ciğerlerimden çekiyor nefesimi . Ruhum, göz altlarımdan emiyor uykuya teslim olmak isteyen yanımı. Zihnimin içindeki ses telleriyle döşenmiş evimin duvarları yıkılıyor, göğüs kafesimde bir yıkımın sesleri çarpıyor nasıl da duymasın yorgunluğumu?... Hala aynı yerdeyim. Üşüyen gençliğimi ısıtmaya çalışıyorum yanan sobanın önünde velhasıl güneş doğmaya yüz tutuyor karanlığım burda biti.











