Cumartesi Anneleri 637.Hafta
Veysel Güney Dosyası’ndaki 36 Yıllık Cezasızlık Son Bulsun!
36 yıl önce bugün, 10 Haziran 1981 tarihinde, Veysel Güney idam edildi ve Veysel’in ailesine teslim edilmeyen bedeni kaybedildi.
Anne Zeynep Güney 86 yaşında aramızdan ayrılmadan evvel, yıllarca, bu meydandan aynı öfke, aynı acı ve aynı dirençle şu sözleri haykırdı: “Seni kaybedemezler oğul çünkü resmini gözüme çizdim./ Adını dilime yazdım./Mezarını kalbime kazdım.” Onun öfkesine, acısına ve direncine tanıklık eden bizler, Veysel’in kaybedilişinin 36. Yılında, Zeynep Güney’in bıraktığı yerden “Biz unutmadığımız ve vazgeçmediğimiz sürece Veysel Güney’i kaybedemeyeceksiniz!” diyerek buluştuk.
24 yaşındaki Veysel Güney, 28 Aralık 1980 tarihinde, Antep’te gözaltına alındı. Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. İlk duruşması 6 Şubat 1981 tarihinde yapıldı. 11 gün sonra, 17 Şubat 1981 tarihinde yapılan ikinci duruşmasında, kendisini suçlayacak deliller olmaksızın idama mahkûm edildi. Avukat talebi reddedildi ve savunma hakkı yok sayıldı.
Meclis kararı olmadan, özel kanun çıkartılarak 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde idam edildi. Annesi, babası ve kardeşi idama giden Veysel'le vedalaşırken aralarında silahlı askerlerden oluşan bir barikat vardı. Veysel'in elleri kelepçeliydi. Birbirlerine dokunmalarına izin verilmedi. Anne Zeynep Güney ölünceye kadar o gece Veysel'e sarılamamanın derin acısını yaşadı.
İdam sonrasında Veysel'in üzerinde bulunan kalemi, sigarası ve çakmağı tutanakla baba Ali Güney’e teslim edildi. Veysel’in cenazesini almak isteyen ailesine “Onun mezara ihtiyacı yok! Belki köpeklerin önüne atarız!” denildi. Bu ifadelerin ardından, 10.06.1981 tarih ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen cansız bedeni kaybedildi.
Veysel’in idamından 25 yıl sonra Veysel Güney’in ilk ifadesini alan ve idamında hazır bulunan savcı Mete Göktürk “Adaleti Gördünüz mü?” isimli kitabında onu suçlayacak delillerinin olmadığını açıkladı.
Ailesi ve arkadaşları yıllarca Veysel’in mezarını bulmak için mücadele etti. Bütün mercilere başvurular yapıldı; kampanyalar yürütüldü; hukuk mücadelesi verildi. Milletvekilleri soru önergeleri ile konuyu defalarca meclisin gündemine taşıdı. Bu girişimlerin tümü sonuçsuz kaldı. Savcılıklara yapılan başvurular takipsizlikle sonuçlandı. Devlet her ay emekli maaşı ödediği Yüzbaşı Burhan Erdem’i bulamadığını iddia etti.
Toplumsal hafızamızda yer etsin diye tekrarlıyoruz:
Veysel’i hukuki bir delile dayanmadan ikinci duruşmasında idama mahkum eden sıkıyönetim mahkeme heyeti başkanı Albay Ahmet Arısüt, Üyeler Yarbay Ayhan Ulusoy ve Üsteğmen Güney Sert ile Veysel'i idama götüren iddianameyi hazırlayan Savcı Caner Ersu taammüden cinayet işlediler.
Veysel’in idamından ve kaybedilmesinden, başta Kenan Evren olmak üzere, 12 Eylül’ün tüm asker ve sivil unsurları, Gaziantep Sıkıyönetim Komutanı General Şahabettin Balkan, Veysel’in bedenini tutanakla teslim alan Yüzbaşı Burhan Erdem sorumludur.
Veysel’i idam eden ve kaybeden 12 Eylül zihniyetini ahlaken, hukuken, siyaseten 36 yıl boyunca yaşatan bütün iktidarlar sorumludur.
Veysel Güney Dosyası’ndaki 36 yıllık cezasızlık son bulmalı!
Veysel Güney’i idam edenlerden, kaybedenlerden, bunlara emir ve talimat verenlerden, Veysel Güney’in idam edilmesi ve kaybedilmesine engel olma yetkisini kullanmayanlardan hesap sorulmalıdır.
Veysel Güney’in mezarı açığa çıkartılmadan, bu suçun failleri ve tüm sorumlularından hukukun evrensel normları üzerinden hesap sorulmadan darbelerle ve darbecilerle hesaplaşma iddiaları sözde kalmaya devam edecek.
Bugün bir kez daha hatırlatıyoruz: 12 Eylül’ün anayasası, yasaları, kurumları, siyaseti ve farklı düşüneni düşman gören zihniyeti esas itibarıyla yerinde duruyor. Darbecilerin başvurduğu hak ve özgürlük karşıtı baskıcı yönetim anlayışı bugün de varlığını sürdürüyor.
Bugün bir kez daha altını çiziyoruz: Darbelere ve darbe girişimlerine karşı verilecek tek cevap artık darbelerin yapılamayacağı, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan demokratik bir Türkiye’nin inşasıdır.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon