it has been a year since i read twist and shout and i'm still a wreck
seen from United Arab Emirates
seen from Brazil
seen from United Kingdom
seen from China
seen from Hong Kong SAR China
seen from Israel

seen from Israel

seen from Australia
seen from China
seen from Indonesia
seen from Australia
seen from Yemen

seen from United States
seen from Algeria
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Yemen
seen from China
it has been a year since i read twist and shout and i'm still a wreck
sanki, adam yüreğime dokunsa.
onun adı aşk olacaktı.
e.
ne zormuş meğer beklemek.
beklediğin kim, onu bile bilmezken.
e.
düşümde kayboldum.
sana doğru geldiğimi sanarken.
aniden serin sularda boğuldum.
sular okyanus oldu.
hepsini yuttum.
seni unuttum.
e.
adidas Football - Unboxing des Samba Predator LZ mit Mesut Ozil
Jetzt, wo ich die Neuigkeit kenne, will ich es nur noch mehr...
Hiçbir şey yok.Abartmayın.
Tamam farklıyım.Bir anda gibi görünse de -biraz uzunca olan aslında bir zamanda- oldukça fazla biriktirdim,harcadım.Biriktirmeye çalıştıkça,kaybettim.Belki de bunlar hep, hiç kazanmaya çalışmadığım içindir.Her neyse sonuç olarak farklıyım. Mesela artık çok daha komik buluyorum insanları. Heveslerine üzülüyorum çoğu zaman. Hiç yaşamamışlar, nasıl bilsinler? Gözleri baktılar, kulakları dinlediler ama çiziksiz nasıl anlasınlar sebze doğrarken dalgınlıkla açılan sıyrığın acısını? Belki daha hiç sebze bile doğramamışlardır. Oysa ne kadar da konuşmaya meyil ettiler, engin, derin , uçsuz bucaksız bilgilerini(!) -üstelik inanarak- sunmaya.Of. Anlatmak bile yordu elimi kolumu.
Farklıyım.Hatıralarımı eksiksiz derleyemez oldum.Son bir kaç kare belki.. Bir yol, bir araba, bir yol, şehirlerarası yolcular, gece korkuları, içindeki kola bitirilemeyecek olan cam bardak, esinti, beyaz çakıl taşları, uzun yıllar, eski bir dost, tandık belki, üç genç, portakallı kurabiyeler, büyüdüğüm sokak, radyoda değişen şarkı, paranoya, bekleyiş, umut, masumiyet, inanç,demir kapılı eski apartman, şuursuzluk, yanmayan mum, çakmak almaya yetmeyen bozukluklar, anlayışlı esnaf, soğuk çok soğuk, dönüş, inkar, bozuk, çürümüş yalanlar, tanıdık bir koku, unutulmuş alış-veriş merkezi, temizlikçi kadın, fedakarlık, öfke, egosu büyük çocuk, birkaç iyi(!) zaman, alışkanlık kalıntıları, yalnızlık, boş sokaklar, bir telefon, bir mesaj, hain bir adam, kimilerine göre makul bir tercih, küfürbaz gençkız, kıskanç arkadaşlar, yokluk, varlık... Bir yol, bir araba, büyüdüğüm sokak..
Kafamdaki çalı çırpılar. En azından hepsini bir kenara süpürebildim. Yürürken artık kaçmıyorlar pabuçlarımın içine. Yine de çıkışı olmayan bir yığın halinde artıp duruyorlar her yaşadığım andan düşen kırıntılar. Hemen süpürüyorum, böceklenmesinler diye. Titizliği böyle öğrenecekmişim meğer.
O değil de..
Bu lafı çok seviyorum o yüzden yazdım. Bazen kendime şaşırıyorum. Her noktasından sonra kurduğum boktan* cümlelerin; hala nasıl gülümseyebiliyorum?
*açıklama için lütfen tıklayınız