Tamam farklıyım.Bir anda gibi görünse de -biraz uzunca olan aslında bir zamanda- oldukça fazla biriktirdim,harcadım.Biriktirmeye çalıştıkça,kaybettim.Belki de bunlar hep, hiç kazanmaya çalışmadığım içindir.Her neyse sonuç olarak farklıyım. Mesela artık çok daha komik buluyorum insanları. Heveslerine üzülüyorum çoğu zaman. Hiç yaşamamışlar, nasıl bilsinler? Gözleri baktılar, kulakları dinlediler ama çiziksiz nasıl anlasınlar sebze doğrarken dalgınlıkla açılan sıyrığın acısını? Belki daha hiç sebze bile doğramamışlardır. Oysa ne kadar da konuşmaya meyil ettiler, engin, derin , uçsuz bucaksız bilgilerini(!) -üstelik inanarak- sunmaya.Of. Anlatmak bile yordu elimi kolumu.
Farklıyım.Hatıralarımı eksiksiz derleyemez oldum.Son bir kaç kare belki.. Bir yol, bir araba, bir yol, şehirlerarası yolcular, gece korkuları, içindeki kola bitirilemeyecek olan cam bardak, esinti, beyaz çakıl taşları, uzun yıllar, eski bir dost, tandık belki, üç genç, portakallı kurabiyeler, büyüdüğüm sokak, radyoda değişen şarkı, paranoya, bekleyiş, umut, masumiyet, inanç,demir kapılı eski apartman, şuursuzluk, yanmayan mum, çakmak almaya yetmeyen bozukluklar, anlayışlı esnaf, soğuk çok soğuk, dönüş, inkar, bozuk, çürümüş yalanlar, tanıdık bir koku, unutulmuş alış-veriş merkezi, temizlikçi kadın, fedakarlık, öfke, egosu büyük çocuk, birkaç iyi(!) zaman, alışkanlık kalıntıları, yalnızlık, boş sokaklar, bir telefon, bir mesaj, hain bir adam, kimilerine göre makul bir tercih, küfürbaz gençkız, kıskanç arkadaşlar, yokluk, varlık... Bir yol, bir araba, büyüdüğüm sokak..