Oğullarımızın oğulları şaşıracaklar
Tarih kitaplarını karıştırırken:
Yeni bir çağın çocukları savaşları okuyacak;
Neler çekmişler ? Zavallıcıklar !’’
Yazarların, generallerin adlarını öğrenecekler,
Siperlerin üstünde ne güzel kokardı güller,
Top ateşleri arasında ne güzel öterdi kuşlar,
Yaşamak ne güzeldi o yıllarda,
Yıkılmış şehirlerin üstünde nasıl ışırdı güneş,
Öyle ışımadı ondan sonra bir daha,
Mahzenlerden çıkanlar nasıl da şaşırırdı.
’’Güneş mi? Hala tepemizde mi güneş?’’ diye,
Sert söylevler çekilirdi,
Ama öğrenirdi askerler saldırıdan bir saart önce,
Nasıl koktuğunu kar tanelerinin.
İnsanlar kurşuna dizilirdi şafakta,
Ama yalnız, yalnız onlar öğrendi
Nasıl olduğunu nisan sabahlarının.
Huzmeler arasında parıldardı kubbeler,
Rüzgar yakarırdı: Bekle! Bekle biraz! Biraz daha!
Öpüşenler bir türlü ayrılmazlardı yaslı ağızlardan,
Sımsıkı varırdı aşkın anlamı,
Yakmaya, yangına, fırtınaya varırdı,
Aramaya, aranmaya varırdı.
Bu öfkeli, bu ince yıldızın üstünde insanlar
Nası sevişirse öyle sevişirdi onlar da.
Yemiş yüklü bahçeler yoktu o yıllarda,
Tomurcuklar ve acılı bir Mayıs vardı.
Kimse ’’Hoşça kal!’’ demezdi sevdiğine,
Kesin bir kelime kullanılırdı: ’’Elveda!’’
Üzülün bizim zamanımızda yaşamadınız diye.
Bir gece yarısında gelmiştik bu dünyaya.
Sevdik, yıktık, yaşadık-ölüm saatimizde.
Sözlerinizde isyanımız söylenir..
Geceye, çağlara, çağlara saçtık çünkü
Sönmüş hayatımızın kıvılcımlarını
📸Ilya Ehrenburg (ortada) Bujaraloz'da Albay Villalba ile konuşuyor