Ben eskiden tumblrda dolaşırken bu blogların arkasında bir insan olduğunu hissetmiyordum. Demeye çalıştığım bloğun kendisi canlıydı sanki, arkasında bir yöneticinin varlığı hissedilmiyordu. İsimler bilinmezdi, kişisel fotoğraflar konulmazdı pek fazla. Diğer sosyal medya hesapları paylaşılmazdı, gerçek kimliğimizi gözden uzak tutma savaşı içindeydik. 'Ya gerçek hayattan tanıdığın biri Tumblrını bulursa' diye bir post vardı mesela, okuyunca nefesimiz kesilirdi. Tumblrdan insanlarla yapılan nadir buluşmalar o blogların arkasında nefes alan birinin olduğunu farkettirirdi. Bütün postları büyük büyük yazıp atardık ve hoşumuza giderdi bu, şimdilerde o büyük yazıları içimden bağıra bağıra okuduğum için pek hoşuma gitmiyor. Pale bloglar, mizah blogları, edebi bloglar ve porn bloglar olarak ayrılmıştı burası. Mizah blogları palelerin samimiyetsiz olduğunu savunurdu, paleler mizah blogların çok konuştuğunu söylerdi, edebi bloglar duygusal zamanlarsa sevilir geri kalan zamanlarda çekirdek kitlesiyle takılırdı, porn bloglar zaten dış kapının dış mandalı gibi dalga malzemesiydi sadece. Şimdilerde herkesin dilinde olan yeni nesil şarkılar bizim sırrımız gibiydi, binlerce kişinin bildiği sır mı olur? Ama paylaşmaktan çekiniyorduk işte, o şarkıların isimleri ve sözleri rüzgara kapılan fısıltı gibi usul usul dolaştı bloglarda. Geceleri hele, aman Allahım etkileşim patlaması olurdu resmen. Olmayan uyku düzenimizden konuşur dururduk. Bol bol okul esprileri yapılırdı bir de. Sabahın köründe ulusa seslenir gibi konuşma yapan kel gözlüklü göbekli müdürler, şafak operasyonu yapar gibi hava aydınlanmadan okul yollarına düşüşümüz, sınıf mevcudunun hayvansı hareketleri, hocaların güldürmeyen esprileri, kantinden alınan çikolatalı süt ve paylaşılmak istenmeyen yakın arkadaşlardan konuşurduk. O zamanlar da ağlanacak halimize gülüyorduk hani. Biri ülkenin gidişatı ve gençliğimizi yaşayamamamız hakkında demeçlerde bulununca içimiz kıpır kıpır olurdu, gaza gelir bir şeyler söylemek yapmak isterdik. Şimdilerdeki gibi ufak sinir patlamaları yaşayıp delirmemek için konuyu değiştirmezdik. Ortak oluşturulan efsane postlar vardır mesela, sırayla cevap verirdi görenler. Soru postu rbleyince mutlaka 3-5 soru sorulurdu. Bir de eskiden mutlaka önemli tespitler, genelgeçer cümleler yazmaya uğraşırdık. Şimdilerde twitter gibi kullanılıyor burası. Kafana eseni nasıl yazdığına bile bakmadan çat çat yazıp paylaşıyorsun, kimse görmüş mü beğenmiş mi umurunda olmuyor. Eskiden kendi postunu beğenmek, rblemek bile utandırırdı bizi, suç işlemişiz sanki.
Daha neler neler vardı. O kadar uzun zamandır buradayım ki. Bu anlattıklarım Tumblrını ilk hali bile değil, beş yıl önceki hali falan sadece. Kimler geldi kimler gitti buralardan. Biz büyüdük, değiştik, biz değiştikçe burası değişti. Hala neler eskiden olduğu gibi bilemiyorum. Hala özgür hissediyorum burada, rahatım. Ama artık blogların arkasında birinin durduğunu görebiliyorum. O minik kalp tuşuna tıklayan elleri hayal edebiliyorum. Nasıl anlatılır acaba bu, düzgünce ifade edebilsem susucam, gevezelik ettim çünkü.
Hmm.
Eskiden önemli olan bloğun kendisiydi, biz olduğumuz gibi o bloğun içine erimiş karışmıştık. Şimdi bir blog var, bir de biri var.
Yok olmuyor. Bu hissi dökemedim kelimelere. Uzun uzun kime ne anlatıyorsam zaten ben. Saat 6:41 yav.
Bugünün saçmalığı buraya kadardı.
















