Uzun bir gece ve sabaha karşı acı bir çığlık ve haykırış
Soğuk bir gece ve enkazlar altında günlerce kalan insanlar
Acı düştüğü yeri yakmadı bu sefer tüm Türkiye'yi yaktı ve kavurdu 😭😭
seen from United States
seen from China
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States

seen from United States
seen from Yemen
seen from Switzerland

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from Italy

seen from Australia

seen from Australia

seen from Belarus
seen from Armenia
seen from Italy
seen from Netherlands
seen from Lithuania

seen from Serbia

seen from Türkiye
Uzun bir gece ve sabaha karşı acı bir çığlık ve haykırış
Soğuk bir gece ve enkazlar altında günlerce kalan insanlar
Acı düştüğü yeri yakmadı bu sefer tüm Türkiye'yi yaktı ve kavurdu 😭😭
çöp kovasının eksikliğini hisseder mi insan?
6 şubat tarihinde yasadigimiz asrın depreminde kaybettiğimiz 60 bin canımızı anmak adına 6 Şubat 2024 Salı günü ikinci depremin saati olan 13:24'te açılışını yapacağımız 'Yıkık Sokaklarda Yeşeren Umutlar" temalı sergimize halkımızı bekliyoruz.
Geliri depremzede çocuklara çocuk bezi, mama ile yaşlı hastalar için hasta bezi, islak mendil ihtiyaclari için kullanılacak sergimiz 10 Şubat cumartesi günü akşamına kadar açık olacak.
6 Şubat depreminde kaybettiklerimizi rahmetle, geride kalan insanlarımızı sabırla anıyoruz. Unutmadık. Unutmayacağız.
6 Şubat/04.17
Bir maraşlı olarak yaşadıklarımı ben de anlatayım dedim. Elbette benden çok daha kötü şeyler yaşayanlar, evini barkını kaybedenler, enkazda kalanlar, yakınlarını kaybedenler oldu. Yani girişte tüm deprem şehitlerine Allah'tan rahmet yakınlarına da sabır diliyorum. Ben o kadar kötü şeyler yaşamadım çok şükür ama yine de kendi çapımda yaşadıklarımı anlatacağım.
Benim odam çakma oda olduğu için iki tarafı komple cam. Maraşta fırtına tarzı gece rüzgarı da çok olur genelde. Pencereler çok ve büyük olduğu için uğuldar ve ses çıkarır ben de ondan korktuğum için rüzgarlı günlerde kalkar oturma odasında yatarım. 6 Şubat gecesi de yine o uğultuyla kalktım. Uyku sersemi tam anlayamadım neler olduğunu ilk saniyeler biraz daha hafif sallantılar olduğu için yine rüzgar çıktı ondan bu sesler sandım kalkıp oturma odasına gidip yatmayı düşünüyordum ama kalktığım gibi şiddetli olan sarsıntı başladı. Duvarlardan korkunç gıcırtılar geliyor kafama parçalar düşüyordu.
Uyku sersemi olduğum için ne olduğunu anlamlandıramadım ve koşarak kardeşimin odasına gittim. Ona bağırdım onun da uykusu çok ağırdır. "Kalk" dedim "Enes bir şeyler oluyor". Daha önce deprem görmediğim için böyle ne olduğunu da anlamadım. Dedim ki "evet binaya bir şeyler oluyor yıkılacak herhalde" ama deprem gibi düşünmedim hiç binadan kaynaklı bir sorun sandım beynimi kullanamadığım için. "Kazan dairesi falan patladı herhalde" diye düşündüm. (Evet deprem oluyor diye düşünemiyorum ama bunu düşünebiliyorum) O zaman da Enes'le anneannem aynı odada kalıyordu. O da uyanınca deprem olduğunu söyledi. Binadan bağırışlar geliyor Enes'le ben ne olduğunu anlayamadık sadece korkarak bekliyoruz. Yer altımızda kayıyor resmen sabit bile duramıyoruz. Çalışma masasının oraya çöktük. Annemlere sesleniyorum asla ses vermiyorlar. Sürekli çatır çatır bir şeyler kopup dökülüyor. Çok da uzun sürdüğü için neler olduğuna anlam vermeye zamanım oldu.
Sonunda sallantı durdu annemler koşarak yanımıza geldi. Elektrikler falan gittiği için telefon flaşlarıyla etraftaki hasara baktık Enesle. Herkes şok durumunda. Babam dedi ki "başka artçılar olmadan hemen aşağıya inmeliyiz." Ben hemen üstümü giyinip anneanneyi aldım. O 93 yaşında olduğu için birinin onu hazırlayıp indirmesi gerek. Annemler tuvalete falan gidip hazırlandılar, iş bölümü yapmış olduk güya. Onlar battaniye falan filan alacaktı ben de anneanneyi alıp indirecektim. Ben hemen hazırlandım anneanneyi aldım. Eşarp, mont, çorap derken hızlıca kapıya geldik. Bu dediklerimin hepsi 2 dakikada falan oluyor bu arada. Neyse aşağıya inmeye çalışıyoruz. Kadın 93 yaşında dedim zaten.Hemen nefesi sıklaşıveriyor. Ayakkabısı ayağından çıkıyor. Üst kattakiler arkamızdan indiği için acele ettiriyor. Merdiven dar kimse birbirini geçemiyor.
Rezil bir halde aşağıya indik tam bina kapısının önünde ikinci deprem oldu. O da baya büyüktü hatırlamıyorum şimdi kaçtı da. Anneannenin ayağının dibine mermer düştü. Ayakkabısının biri ayağında biri elimde. (merdivende çıktı) Herkes bağırıp çağırıyor. Rezil bir durumda çıktık arabaya bindik. Bizimkileri bekliyoruz. Onlar da geldi. Anneanneyi bana bırakıp battaniye falan alma görevleri vardı. Üst kapıda yakalandıkları için panikle onları da unutmuşlar. Neyse herkes doluştu arabalara siteden çıktık ama öyle bir trafik var ki 1 saatte ancak site önünden çıkıp çevreyoluna inebildik. Bahsettiğim mesafe de 1 km falan bile yoktur. Neyse orada bir yerlerde bir mezarlık var ona yakın bir yerde durduk bekliyoruz. Neyi bekliyorsunuz diye sormayın yağmur çamur her tarafı sel götürüyor. Herkes uyku sersemi. Hatlar çekmiyor kim naptı bilemiyoruz. Kendimize gelmek için mecburen bekledik.
Sonra herkes tuvalete gidip çıktığı için rahat ama benim o panikten falan tuvaletim geldi. Söyledim bizimkilere. Yakınlarda petrol var oraya gidelim en iyisi dedik. Petrole gittik. Her taraf yıkık tuvalet sırası en az 20 kişi falan. Zaten çok kalabalık mahşer yeri gibi. Ben bir şekilde tuvalete gittim geldim. Bu sefer de annemleri bulamıyorum. Zibilyon tane araba var. Hatlar çekmiyor. Zaten kalabalık. Herkes kendi derdinde. Neyse bir abiden rica ettim benim telefonum çekmiyor falan diye. Annemleri buldum. Gün doğana kadar arabayı uygun bir alana çekip bekledik. Annemler battaniye, su, şarj aleti gibi hiç bir şey almadıkları için annem ve ben eve girmeye karar verdik. Korkudan altıma yapacak gibi de hissetsem mecburen evin oraya geldik. İçeri girdik bazı eşyalar, su, battaniye, şarj aleti, para yiyecek falan aldık. Evden çıktık. Arabayla biraz şehri gezdik. Hasar tespiti yapabilmek için ve gördüğümüz manzara çok kötüydü. Çarşı tarafı komple gitmiş. Fabrikalarda çeşitli sebeplerden yangınlar çıkmış. Hava buz gibi herkes arabalarının içine tıkılmış. Fırsatçılar saniyede her şeye zam yapmış. Caddede kuyumcular yağmalanmış. Şok olmamak elde değil. Ya gözünü seveyim 7.4 lük depremden sonra kuyumcu yağmalamak nedir altın mı kemireceksin bu nasıl bir gözü doymazlık ya! Yaşananlara fazlasıyla şok geçirdikten sonra akrabaları aramaya başladık.
Bizim Maraşta akrabalardan kimse yok. Herkes Kadirli'de. Onları arıyoruz acaba oraya mı gelsek diye. Hani orası da Osmaniye deprem bölgesi falan ama en azından beraber bir arada oluruz falan dedik. Bize bir anlatıyorlar:" buralar çok kötü herkes çok kötü durumda her yer batmış falan filan hebele hübele" Sırf Maraşta kalmak istemediğimizden yola çıkmaya karar verdik ama bize bir kötülüyorlar orayı. Gidene kadar " ya orası da çok kötü durumdaymış gitmese miydik falan filan ikilemde kala kala yola çıkmaya karar verdik. Dedik ki en azından iki üç parça kıyafet bir şey alalım da idare etsin falan ve bam! Sonraki artçılardan kapı kilitlenmiş. Binanın giriş kapısı. İçeri falan giremedik. Üstümüz başımızla yola çıkmak zorunda kaldık. Yataktan kalktığımız gibi yani.
Yola çıktık Türkoğlunda öğle vakti olan ikinci büyük depreme yakalandık. Yolun yarısı yıkılmış. Köprüler uçmuş geçecek minnacık alan var iki şeritli yol bile hayal. İki tane petrol tankerinin arasında yakalandık depreme. İnanılmaz bir trafik, bütün yollar yıkık... Geçilecek ufacık alan var az kaysan meftasın yani. 1.5-2 saatlik yolu tam tamına 9 saatte bakın abartmıyorum 9 saatte geldik. Ve tahmin edin neyle karşılaştık. Kadirlinin hiç bir şeyi yok! Şaka değil! Çarşısı açık, kahvesi açık adamlar tavla oynuyor. Yıkık dökük hiç bir yer yok!! Bu da şaka değil. Bahsettiğimiz muhteşem akrabalarımızın evinde tuğla kımıldamamış tuğla! Çatlak yok. Biz de sanıyoruz burası da yerle bir. Tamam insan kendi yaşadığını en kötü bilir falan filan da kurban olayım haber kanallarında da mı görmedin Maraşın halini!?
Bu arada hasar almış binalar yıkılmış yerler de olabilir elbette ben çoğunluktan bahsediyorum. Neyse teyzemin evine gittik. Herkes korkudan(!) arabada yatmaya karar verdiği için tek uygun ev onunkiydi. O gün babamlar evde yattı biz Enes, ben, annem arabada yattık. Teyzemin evi 2 katlı kendi yaptırdıkları sağlam bir ev. Evde çatlak bile oluşmamış. O yüzden onlar evde yattı. Biz de sadece korkudan ilk gün arabada yattık. Sonra eve geçtik tabii. Sular çamurlu, hiç bir yer uygun değil, teyzemin evi 10-12 kişi. Torunu, çocuğu falan geldi. 10-12 gün onlarda kaldık sonra biz dedik ki anneannem sizde kalsın biz en iyisi gidelim. Erzin'e. Alakayı sormayın. Bir aile dostumuz var çok severiz kendilerini çok düşünceli çok iyi insanlardır. Onlar davet ettiler gelin bizde kalın diye. Sevgili akrabalarımızdan(!) daha düşünceli oldukları için bize bir sürü kıyafet falan ayarlamışlar. Kalacak yerimiz hazır falan. Sağ olsunlar dost dediğimiz kötü zamanda cidden. Neyse onlara gittik iki üç gün kaldık. Annemler Maraşa uğrayıp kıyafet gibi önemli gereksinimlerimizi alıp geldiler. Dolaptaki eşyalar elektrik olmadığından kokmuş konserveler dökülmüş falan filan. Biraz da onun için gittiler yani.
Bu sırada Mersindeki halam bizi çağırdı. O zamanlar bekardı. Evim müsait gelin kalın rahat edersiniz falan diye. Babannem ve dedem de onunla kalacaklarmış. Bizi de çağırdı sağ olsun. Biz de Erzinde de deprem tehlikesi var, aile dostumuz da olsalar onlarda uzun süre kalamayız, Maraşın akıbeti brlli değil vs. gibi sebeplerden Mersine gitme kararı aldık. Halamın yanına gittik. Onunla kaldık bir süre. Allah ondan razı olsun valla bir kere fazlalık hissettirmedi bize. Mükemmel bir ev sahipliği yaptı. Halama buradan saygı ve sevgilerimi iletiyorum. İyi ki var:)
Neyse bu arada annemler dediler ki Maraşın akıbeti belli değil. Halamın yanında da ona çok kişi yük olmayalım diye bizi okula gönderme kararı aldılar. Yatılı! Neyse o sırada Enese Konyadan bana da Trabzondan bir teklif geldi oralar çok uzun hikaye.Enes Konya'ya ben de Trabzon'a gittim böylece. ara tatile kadar orada kaldık. Enesin şansına gittiği okul, sosyal çevre falan çok iyi çıktı. Bende ise bir takım sorunlar oldu. Gittiğim lisenin yurdu çok sınırlıydı. Telefonumu alıyorlardı. Dışarı çıkamıyordum adam akıllı. Sınavlara ciddi ciddi soktular beni mesela. Şimdi düşündükçe diyorum ki lan ne kadar gerizekalıymışım. Desene ben depremden çıktım geldim sınav yapacak mentalde değilim falan. Yok. Çok düşük notlar almama rağmen sağ olsunlar(!) hiç destek olmadan o şekilde girdiler notları.
Hadi ben düşünmedim ya hiç biriniz de demediniz mi arkadaş döneme kaç gün ara vermişim depremden çıkmışım tek başıma hiç bilmediğim bir şehire gelmişim. İnsan biraz düşünür be.! Aman bunu da sınav yapalım falan demez. Haftada iki gün falan çıkabiliyordum dışarı. Küçücük şehirde kaybolurum (!) falan diye izin vermiyorlardı. Şimdiki aklım olsa ailemi görüştürür serbest o konuda dedirtirdim. Benim ailem hiç bir zaman "Aman yapmasın kaybolur falan filan" ailesi olmadı. Ben ilk tek başıma otobüse 2. sınıfta bindim. 5. Sınıfta tek başıma uçak yolculuğu yaptım. Hiç bir zaman aman ben bilemem falan filan kişisi olmadım yani. Trabzon da minicik şehir. Üstelik okul Akçaabattaydı. Minicik yer tek başıma sahilde takılıp gelcem nereye kayboluyorum yani?? Çabalasam kaybolamam aşağı kopturdun mu deniz zaten!
O zaman onları çok alttan almışım şimdi olsa cingan çıkarırdım. Yani öğrenciler falan destek olmaya çalıştılar ama sağolsunlar en büyük eğlenceleri coğrafya dersinde bana deprem anını anlattırıp "Aa burada da çok şiddetli hissedildi biz de uyandık korkudan aşağı indik" falan demekti. Kanka geçmiş olsun ya çok yıpranmışssınız siz de... Neyse ara tatil gelir gelmez annemlere yalvardım bir daha oraya gitmemek için. Sonra onlarla beraber Maraşa döndüm. Dönemi orada tamamladım. Çok şükür. Eğer Trabzonda devam etseydim mentalim çökerdi herhalde. Ev sahipliğini ve misafirperverliği çok yanlış anlamışlar maalesef. Her Trabzonlu için ya da her tanıştığım insan için geçerli değil tabii ki ben tanıştığım bazı kişiler adına konuşuyorum. Neyse eve döndük ve tadilat yaptırdık. Bu sırada hasar kontrollerine ilk seferde girememişlerdi bizim binaya, ilk aylarda herkese korkudan az hasarlıdan başlayıp verdiler başlarına bir şey gelir dava açılır falan diye. Bizim binanın kapısı kilitlendiği için sonradan girildi. Ve en ufak çiziği olan binaya az hasarlı dedikten sonra bizim oturma odasından salonu gözüken evimize hasarsız vermeye karar verdiler. Her şeyde bir hayır varmış. Şimdi evi satmayı düşünüyoruz. Hasarsız raporu bu konuda işimize yarayacak herhalde. Umuyorum yani.
Neyse hasılı kelam benim deprem anılarım bu şekildeydi. Evet bizden kötü şeyler yaşayan çok kişi oldu. Ama ben de kötü şeyler yaşadım. Tabii ki kimseyle acı yarıştırmıyorum. Hiç birimiz için kolay değildi. Kiminin evi arabası enkaz altında kaldı kimi milyonluk yatırımlarını 40-50 saniyede kaybetti. Kimi canını, kimi canından çok sevdiği yakınlarını kaybetti. Herkes için çok büyük bir yıkım oldu. Allah emsalini bir daha yaşatmasın. Üstünden iki buçuk yıl geçti hala enkaz kalıntıları var buralarda. Çok zor toparlandık. Şehir olarak. Bölge olarak 10 il olarak. Hala da tam toparlanmış sayılmayız ama en azından bir şeyler düzeltilmeye çalışılıyor. İnsanlar yeniden çabalıyorlar, deniyorlar. Hayatlarını tekrar inşa etmeye çalışıyorlar. Zor durumlarda birbirlerine destek olmaya çalışıyorlar bence de en kıymetlisi bu zaten. Kötü anlar geride kaldıktan sonra ne yaşadığına değil elinden kimin tuttuğuna bakarsın. Size hep destek olacak insanlarla karşılaşmanız dileğiyle.
Tüm şehitlerimizin bilhassa deprem şehitlerinin ruhuna el-fatiha
yine hatirladim depremden sonra burdan bana gerek gonderiler ile gerek ileti ile ulasmaya calisan arkadaslarimi.. cok uzucu hicbir sey soyleyemiyorum. tek istedigim unutmayin cunku biz hala o gundeyiz, bizi biraktiklari yerdeyiz.
Akçay Rezistans ailesi olarak 6 şubat depreminde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.